YUKARI

Banu Bilen Doğan

Tutkularının Kölesi Olmayan İnsanı Getir Bana!

banubdogan@bizimizmir.net 11 Mayıs 2018 0 yorum 626

 Ölümünün 400. yıldönümünde anılmakta olan Shakespeare’i okumaya devam…

Elimde Hamlet var.

Büyük yapıt.

Hele, Prof. Dr. Özdemir Nutku’nun çevirisiyle daha bir etkileyici olmuş.

Konuyu birçoğumuz biliyoruz. Ancak Hamlet’i ergenlik döneminde okumakla, kırk küsur yaşlarda okumak farklı geldi bana. 
Herşeyden önce, başka başka karakterler dikkatini çekiyor insanın. Mesela, Ophelia’nın babası Polonius’un söyledikleri beni şimdi etkiledi. Oysa daha önce, diyalogları tam da anlayamamış olmanın etkisiyle, Kral Hamlet’in hayaleti sanki en önemli konuydu. 

Öyle bir eser ki Hamlet;  her cümle muhteşem. 

Arada bir, al eline, aç, neresi çıkarsa oku, yakalar seni!

Polonius da oğlu Laertes’e verdiği öğütlerle beni yakaladı. 

Şöyle diyor: “Her düşündüğünü söyleme, olmayacak düşüncelerin ardına düşme, içli dışlı ol ama bayağılık etme, dostlarından denenmiş olanları bas bağrına. İlk tanıdığında her zıpçıktıyla el sıkışıp dost olma. Kavgaya girişmekten sakın, ama girişince de sıkı kavga et ki gözleri korksun senden. Az konuş, çok dinle, herkesin fikrini öğren, sende kalsın düşüncen. Kesene uygun giyin, züppeliğe kaçma, zengin ama gösterişsiz olsun, çünkü giyim çoğu kez ele verir sahibini.”

“Tut şu çeneni!” mesajını net aldım. “Can çıkmadan huy çıkmalı” demek istiyor insanın ağzına vurarak.

Kızına nasihatleri de inanılmaz. 

Zavallı Polonius! Hamlet tarafından yanlışlıkla öldürülmesi ne acı! 

Elbette, Hamlet’in tutkusu ve zekasını yansıtan esprileri harika. 

Shakespeare ve ölümsüz eserleri… 

Krallar, kraliçeler, soylular, kılıcın ucuna kolayca denk gelenler, kaos, dini ifadeler, intikam, entrika …

Benim gibi tarihi didiklemeyi sevenler de katılacaktır; büyük yazarların, dev yapıtlarını siyasi konjonktürden ayırmak imkansız.

Shakespeare’inkileri de öyle! 

İngiltere’de yüzyıllar süren karışıklık ve taht kavgaları elbette en gerçekçi haliyle bir dehanın kaleminde can bulmuş durumda.
Zaten öyle bir durum vardı ki; etkilenmemek mümkün değildi.

Herşeyden önce, 15.yy’dan beri ciddi ekonomik durgunluk ve siyasal bölünmeler yaşanmıştı.

V. Henry’den itibaren Shakespeare’in doğduğu I. Elizabeth dönemine kadar İngiltere, Normandiya’yı ele geçirmek için Manş
denizinde Fransa’ya savaş açtı. Tabii ki savaş ülkeyi büyük zarara soktuğu için milliyetçilik hareketleri ve yönetime karşı ayaklanmalar oldu. 

Ekonomiyi toparlamak için sanayiye ağırlık verdiler. Avrupa ile kumaş ticaretinin artması ile Protestanlık Reformu İngiltere’ye
geldi. 

Çok seslilik başladı…

Sonra, Katolikler ve Protestanlar arasında çatışmalar…

Din ve devlet işleri birbirine çok karıştı. Özellikle VIII. Henry, kendi kişisel meseleleri için Yücelik Yasası’nı çıkartarak kiliseye hükmetti. 

Esti, gürledi. Attığı adımlarla halkı şaşkına çevirdi. 

Bu hiddetinin altında yatan gönül meselesine değinmeden geçmek olmaz: 

VIII. Henry sevgilisi Anne Boleyn ile evlenmek için kiliseden ilk evliliğinin geçersiz sayılmasını istedi. Katolik kilisesi bunu mevzu
bahis dahi etmeyince, Henry değişti. 

Daha önce Martin Luther’in kitaplarını yaktıran ve Papa tarafından “dinin savunucusu” ilan edilmiş olan Henry gitti yerine aniden reformist bir Kral geldi. İspanya’nın uzaktan müdahale edip evliliğini feshettirmemesine de çok bozulmuştu. 
Kendi işini kendi gördü, Papa’nın kararlarını tanımadığını ilan etti. Yeni bir kilise ve Anglikanizm mezhebini kurdu.
Anne Boleyn ile evlendi. I.Elizabeth dünyaya geldi. Bu arada, ilk evlilik geçersiz sayıldığından, o evlilikten olan kızı Mary gayrimeşru sayıldı. Entrikalara kurban giden Boleyn’in ölümüyle birlikte büyük aşk on gün sonra yapılan üçüncü evlilikle
nereye gitti belli değil.

VIII. Henry’den sonra krallık tacı çok el değiştirdi. Önce son evlilikten oğlu Edward 9 yaşında tahta çıktı. Altı yıllık yönetimi boyunca Meclis’teki kavgalar dinmedi. 

Edward’ın hastalanarak ölümüyle tahta ablası Mary oturdu. Muhalifler tek tek bertaraf edildi.

Kraliçe Mary’nin ilk icraatlarından biri, 300 Protestan’ın yakılması emrini vermek oldu. Köylerdeki zulümden kaçan Protestanlar örgütlenip güç kazandılar. Ortalık iyice karıştı.

I. Elizabeth, 1550’lerin sonunda 45 yıllığına yeni Kraliçe oldu. Halka yakın durdu. Sular durulmaya başladı çünkü İspanyollar, büyük bir donanma ile Manş Denizi’ne geçtiler fakat İngiltere onları büyük bir hezimete uğrattı. Zafer, İngiltere’de Protestanlığın kutsallığı olarak yorumlandı.

İşte tam bu ortamda yazılan oyunlarda işlenen politika, Saray ve Parlamento’nun kendisine çeki düzen vermesini sağladı. 

Reformlar yapıldı. 

İfade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar azaldı. 

Halk, bu gücünden dolayı tiyatroya inanılmaz bir ilgi göstermeye başladı. 

William Shakespeare de dili kullanma becerisi ile halkın beklenti ve sıkıntılarını yazdı. 

İktidar için dönen dolapları, eşlerinin ölümlerinin ardından birkaç gün içinde hayatına tam gaz dönen kral ve kraliçeleri anlattı.

Kısaca, tarih ve ülkenin durumu Shakespeare’i beslerken, Shakespeare de halkı doyurdu. 

O yüzden kuşaklar sonra bile var!
 

YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yapılamış.

YORUM YAZ

DİĞER YAZILAR

Yazarlar

Mehmet Kurt

3 Gün Gaziantep

60 yazı

1

Erdal İzgi

İki Bin Onsekiz…          

1001 yazı

2

Filiz Güleç

Sevimli Fil Tanrı Ganesh Ve Aren

7 yazı

3

Banu Bilen Doğan

Aşk, Evidir İnsanın

47 yazı

4

Jinekolog Op. Dr. Kenan Ertopçu

Ertesi Gün Hapı (En Güncel Bilgilerle)

94 yazı

5

Ahmet Aydın Akansu

45 Derece Sıcaklığa Hazır Mısınız?

165 yazı

6

Nalan Kolağası İmre

Ayla Bizi Bizden Aldı

34 yazı

7

Sevim Eser

Yıllara Meydan Okuyan Peterson Köşk’Ü

28 yazı

8

Beslenme Ve Diyet Uzmanı Işın Sayın

Chia Tohumu İle Zayıflama Diyeti Furyası…

188 yazı

9

Salim Çetin

Alsancak Semti Kendi Vefa Duygusunu Gösterdi

21 yazı

10

Burcu İle Biraz Ordan Biraz Burdan

Satrancın Devleri İlk Hamlelerini Yaptı

3 yazı

11

Alparslan Bilen

Sevdalı Kuğu

35 yazı

12

Figen Beğen "Biraz da Sanat"

Yeniden Merhaba

37 yazı

13