YUKARI

Banu Bilen Doğan

Aşk, Evidir İnsanın

banubdogan@bizimizmir.net 28 Haziran 2018 0 yorum 11090 kere okundu




Yazın aşk romanları iyi gider, malum yakamoz, bahçe sohbetleri insanı biraz daha romantikleştirir. Güzel hikayeler okumak hoş olur.

“Maydanoz Bir Aşkın Sonu ve Bir Yol Masalı”  da birçok büyük aşkın yaşadığı süreci sıcak bir üslupla işliyor.

İzmirli yazar Bahar Vardarlı’nın önceki üç kitabını takip etmiş olsanız da olmasanız da bu kitabını kaçırmayın derim. Dili çok doğal, sanki bir şey okumuyorsunuz da yazarla konuşuyorsunuz gibi. Üstelik geliri yine eğitim bursu olarak bağışlanıyor.
Kısa bir bilgilendirme olsun diye şunu söyleyebilirim ki kitap, bir aşk hikayesi ve yazarın kendi yolculuğu olarak iki farklı bölüme ayrılıyor.

İlk bölümde, yaşanan aşk ne kadar büyükse; onun kalpten çıkışıyla oluşan boşluğa dolan “diğerine tahammül etme” halinin, o kadar sinir bozucu olduğu anlatılıyor. O ya da bu nedenle sönen ateş, karşımızdakinin sevmediğimiz yönleri olarak kıvılcımlar çıkartıyor. Ve her hareketi batmaya başlayan kişi, hala hayatımızdaki en önemli insan olmaya devam ediyor. Ancak bu kez, verdiği rahatsızlıkla dikkatimizin merkezinde olmaya devam ediyor. Çünkü aşk bitse de sevgiliye verilmiş olan değer şekil değiştiriyor. Didişme, vazgeçmemenin en büyük göstergesi.

Hani derler ya; bir insana yapılacak en büyük kötülük onu önemsememektir diye, işte büyük aşklar buna vize vermiyor. Umursamaz görünmeye çalışa çalışa umursuyorsunuz.

Hikayede, evliliğin dönüm noktası olan çocuk sahibi olma; bir kaybın ardından evlat edinme konusu ile ortaya çıkıyor ve eşler buna izin verdiği için bir kırılma noktası yaratıyor.

Kitabın hoşuma giden yanlarından biri, geçmişi hatırlayışlar, sıralı değil karışık şekilde akıyor aynı gerçek hayatta olduğu gibi. Bir koku, bir sahne eskilerdeki o ana savuruyor, sonra daha eskiye, bazen yıllar sonrasına…

Diğer yandan, yoksulun varsılı yadırgayışı, zenginin fakiri anlamayışı, sadece kendine dönen birinin etrafını dinlemeyi bırakışı ev sohbetleriyle veriliyor.

İnsanın bir kuyu gibi boş kaldıkça daha çok dibe çöktüğü çok güzel işleniyor.

Komşuluk ve vefa kavramları verildikten sonra ikinci bölüme geçiliyor. Bu bölüm, bambaşka. Hikaye değişiyor.

Yazar kendini kitaba taşıyor. Bir yolculuğunu, yaşamın en kısa süreçlerinden biri olan gün içinde yaşadığı duygu değişimini, önüne çıkan evler ve o evlerde yaşayanlar üzerinden anlatıyor.

Kızma, acıma, merak, hayal kurma hallerini yaşıyor.

O evleri, farklı yapıya sahip kadınlar ile bağdaştırıyor, sanki o kadınların yuvalarının, bir giysi gibi kendilerini yansıttığını örneklendiriyor.

Yere ve duruma bağlı olarak değişkenlik gösteren kadınlar ve mekanların yaydığı titreşimler, Urla’nın hoşluğu ile sunuluyor.

Hayat gibi geliyor insana anlattıkları.

Yolda giderken önüne çıkanları iyi okumaya sevk ediyor.

YORUMLAR

Bu yazı için henüz yorum yapılamış.

YORUM YAZ

DİĞER YAZILAR

Yazarlar

Mehmet Kurt

Aramıza Hoş Geldin Güzel Adam…

69 yazı

1

Dr. Hülya Yurttaş Pirinççi

Sabah 06.30; Günün Mucizesi

28 yazı

2

Beslenme Ve Diyet Uzmanı Işın Sayın

Ramazan Da 2 Öğün, Aralıklı Oruç Diyeti De…

196 yazı

3

Serhan Şarman

Manisa Şehzadeler Ve Masal Park

5 yazı

4

Burcu Şakar

Oldu Mu Şimdi Murat!

7 yazı

5

Alpaslan Bilen

Keder Anıtı

37 yazı

6

Haluk Işık

Bir Kenti Sevme Dersleri / 3

3 yazı

7

Jinekolog Op. Dr. Kenan Ertopçu

Ertesi Gün Hapı (En Güncel Bilgilerle)

94 yazı

8

Ahmet Aydın Akansu

45 Derece Sıcaklığa Hazır Mısınız?

165 yazı

9

Erdal İzgi

İki Bin Onsekiz…          

1001 yazı

10

Banu Bilen Doğan

Aşk, Evidir İnsanın

47 yazı

11