Acımız taze, öfkemiz ise çok büyük. Atlas evladımızı bir hiç uğruna toprağa verdik. Canımızı asıl yakan katilin de "çocuk" olması. Ama burada durup düşünmek zorundayız: Bir cana kıyanın, bir hayatı söndürenin 
yaşı olur mu?
Bir canı hayattan koparanın yaşının küçük olması, işlenen suçun büyüklüğünü değiştirmez. Benim için artık o bir "çocuk" değil, bir katildir. Bilerek, isteyerek, akli dengesi yerinde olarak işlenen suçun sonucunda net olalım ki ‘’Katil katildir!’’. Cezası da en ağırından verilmelidir.
Ancak adaletin terazisinde eksik bir kefeyi doldurmamız şart. O çocuğun eline o bıçağı, o silahı kim verdi? O nefreti kim besledi? Bir çocuk bir canavara dönüşürken ebevynleri.
Karnını doyurmakla, okula yollamakla ebevyn olunmuyor. O çocuğun yetiştirilmesi ve eğitilmesi onu dünyaya getirmekten daha önemli değil mi?
Evladını yetiştirmeyen, değerlerini öğretmeyen ve katil olarak yetiştiren ebeveyn, o suçun sessiz ortağıdır. Sadece tetiği çeken veya bıçağı saplayan değil, o çocuğu sokağa bir saatli bomba gibi salan anne ve babalar da aynı derecede sorumludur. Eğer bir evlat birinin yaşam hakkını elinden alıyorsa, onu yetiştirenler de o demir parmaklıkların ardında bedel ödemelidir.
Gerçek adalet; sadece piyonu değil, o piyonu büyüten eli de cezalandırdığında yerini bulur. Atlas’a ve tüm masumlara borcumuz; hem katilden hem de onu var edenlerden hesap sormaktır.
Atlas’ın Katili Sadece O Çocuk mu?
22 Ocak 2026- 0
- 888










