Yazı Boyutu:
Dokuz Eylül Üniversitesi Ege Bölgesi Kültür Varlıkları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKVAM) tarafından düzenlenen Son 10 Yılda Anadolu Arkeolojisindeki Önemli Gelişmeler; 2005-2015 başlıklı konferans Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) Bordo Salonunda yapıldı. Konferansın konuşmacısı DEÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve EKVAM Müdürü Prof. Dr. Ergün Laflı; Göbeklitepe, Sagalassos, Ephesos, Zeugma, Allianoi, Marmaray Kazıları ve İzmir Bölgesindeki çalışmalar hakkındaki izlenimlerini paylaştı.
1968 yılında İzmirde yapılan bir ölçümde ortaya çıkan, nüfusun üçte birinin Balkan kökenli olduğu olduğunu belirten Prof. Dr. Ergün Laflı, Aslında, çok daha öncesinde Balkanlardan göç yaşandığını ve zaman içerisinde devam ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü yapılan kazılarda mimari yapısı ve kültürel motifleriyle Balkanlardan birebir örneklere rastlanmıştır. Ölülerin gömülmesindeki teknikler ve ritüeller benzerlik gösteriyor. Efes yolu üzerinde bulunan Bademgediği Tepesindeki kazılarda bulunan eserlerin üzerinde gemiyle seyahat eden insan figürü olması, bu bölgede Yunanistandan gelenlerin yaşamış olması ihtimalini doğuruyor dedi.
Prof. Dr. Laflı, birçok bölgede Balkanlardan izlere rastladıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: Milette yapılan derin kazılarda bulunan toprak kapların Girite ait eserlere benzerliği tartışılmaz. Ayrıca Uluburun batığı bizlere 14. yüzyılda İzmir ile Yunanistan arasında deniz yoluyla çok hareketli bir ticaret yaşandığını gösteriyor. Agora Kazıları ise Antik Çağın İzmirinin zarafetini yansıtıyor denilebilir. Tabii ki şehirleşmenin çok fazla olması ve metro kazıları gibi etkenlerle birçok eser dağılmış durumdadır. Ama Agora, üç katlı ve üç galeriden oluşan çift taraflı dükkânların yer aldığı yapısıyla, döneminin lüks bir alış-veriş merkezi olduğunu bugün bile bizlere hissettiriyor. Beni çok üzen bir konu ise, İzmirin bugünkü mimari yapısının Antik Çağdaki haliyle çok kopuk olmasıdır. Yeni yapılan binalara Antik Çağdan izler eklenebilir diye düşünüyorum.
1968 yılında İzmirde yapılan bir ölçümde ortaya çıkan, nüfusun üçte birinin Balkan kökenli olduğu olduğunu belirten Prof. Dr. Ergün Laflı, Aslında, çok daha öncesinde Balkanlardan göç yaşandığını ve zaman içerisinde devam ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü yapılan kazılarda mimari yapısı ve kültürel motifleriyle Balkanlardan birebir örneklere rastlanmıştır. Ölülerin gömülmesindeki teknikler ve ritüeller benzerlik gösteriyor. Efes yolu üzerinde bulunan Bademgediği Tepesindeki kazılarda bulunan eserlerin üzerinde gemiyle seyahat eden insan figürü olması, bu bölgede Yunanistandan gelenlerin yaşamış olması ihtimalini doğuruyor dedi.
Prof. Dr. Laflı, birçok bölgede Balkanlardan izlere rastladıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: Milette yapılan derin kazılarda bulunan toprak kapların Girite ait eserlere benzerliği tartışılmaz. Ayrıca Uluburun batığı bizlere 14. yüzyılda İzmir ile Yunanistan arasında deniz yoluyla çok hareketli bir ticaret yaşandığını gösteriyor. Agora Kazıları ise Antik Çağın İzmirinin zarafetini yansıtıyor denilebilir. Tabii ki şehirleşmenin çok fazla olması ve metro kazıları gibi etkenlerle birçok eser dağılmış durumdadır. Ama Agora, üç katlı ve üç galeriden oluşan çift taraflı dükkânların yer aldığı yapısıyla, döneminin lüks bir alış-veriş merkezi olduğunu bugün bile bizlere hissettiriyor. Beni çok üzen bir konu ise, İzmirin bugünkü mimari yapısının Antik Çağdaki haliyle çok kopuk olmasıdır. Yeni yapılan binalara Antik Çağdan izler eklenebilir diye düşünüyorum.










