Yazı Boyutu:
Gazeteci yazar Uluç Gürkan, Ermeni Sorununu Anlamak isimli kitabını Konak Belediyesi Prof.Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür ve Sanat Merkezinde kitapseverlere tanıttı.
Tanıtım toplantısına katılan Konak Belediye Başkan Dr.Hakan Tartan, içinde Ermeni sorununa yönelik her türlü konunun bulunabileceği kitabın bir başyapıt olduğunu ifade etti. Başkan Tartan, Ermeni sorununu hepimizin anlaması gerekiyor. Bu konuyla birlikte gelecekte çıkacak sorunlara da duyarlı olmalıyız. Türkiyede konuya çok bilgili, aynı zamanda çok ilgili bir gazetecinin, yaşamını uzun yıllar bunla kazanmış bir ağabeyimizin Uluç Gürkanın Ermeni sorununa el atması hepimiz açısından çok iyi oldu. İzmirde Uluç Gürkanı ağırlamaktan onur duyuyoruz. Hem Ankara Milletvekili hem de TBMM başkan vekili olarak hakikaten çok önemli yasal faaliyetlere katkı sağladı. Türkiyenin demokratıkleşmesi o dönemde ülkenin daha sağlıklı bir yol izlemesi açısından büyük katkıları oldu. Bu kitabıyla da çok önemli konuda bize ışık tutuyor. Kendisine çok teşekkür ediyorum dedi.
Dünya Savaşı yıllarında yaşanan tehcir olayının, Osmanlı Ermenileri için acılı bir süreç olduğunu anlatan Uluç Gürkan, Bu süreçte yaşananlar, sadece zarar gören Ermenilerin acısı sayılamaz. Hepimizin ortak acısı olabilmelidir dedi.
Acıların paylaşılması ve gerektiğinde yasının da birlikte tutulabilmesi gerektiğine inandığını dile getiren Gürkan şunları söyledi: Bu konuda hiçbir tereddüt olmamalıdır. Ancak, acıların paylaşılabilmesi günümüz Türkiyesinde iki önemli engelle karşılaşmaktadır. Bu engeller. Tehcirin soykırım olarak tanımlanarak hatırlanmasını savunanların yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır. Zira soykırım, hukuki bir kavramdır. Tarihsel bir olayın ya da sürecin soykırım olarak adlandırılması kişisel kararlarla değil, ancak hukuki kararlarla olabilir. Başka bir deyişle, yaşanan acıların kabulü, tarihsel gerçeklerin tanımını değiştiremez. Kitabım da, böyle bir hedef güden çalışmanın ürünüdür. Öncelikle, Ermeni Sorunu ile ilgili bilgi eksikliğimizi gidermeyi amaçlıyor. Ermeni Soykırımı tartışmalarını önyargılardan arındırıp tarihi ve hukuki gerçekler temeline oturtmayı, böylece kısır bir nefret atışması olmaktan çıkartmayı umuyorum.








