Feryadi Hafız Bey'i ve Feryat'ı anlattı

Halen Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nde “Halkbilim ve Müzikoloji” alanlarında doktora tez aşamasında olan eğitimci- müzisyen- yazar- derlemeci Necdet Kurt, Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı'nda Feryadi Hafız Hakkı Bey'i ve Feryat sazı'nı anlattı.

  • 0
  • 547
Feryadi Hafız Bey'i ve Feryat'ı anlattı
© bizimizmir.net
Yazı Boyutu:

Eğitimci- müzisyen- yazar- derlemeci Necdet Kurt, Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı'nda Feryadi Hafız Hakkı Bey'i ve Feryat sazı'yla 1860’lı yıllardan kalma çaldığı Azerbaycan sazı "Tar"ı anlattı.

Doç. Dr. Maruf Alaskan koordinatörlüğünde Konservatuvar etkinlik Salonu'nda gerçekleşen etkinlik Konservatuvar Müdürü Prof Dr. Özge Gülbey Usta, öğretim üye ve görevlileri ile öğrenciler tarafından ilgi ve beğeniyle izlendi. Kurt, ayrıca Feryat sazı ile örneklemeler yaptı.

Sunumunun ardından sahneye gelen Konservatuvar Müdürü Prof Dr. Özge Gülbey Usta, 2006-2008 yılları arasında Ege Üniversitesi /Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü / Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı’nda özel öğrenci olarak yüksek lisans dersleri alan ve 2009-2010 öğretim yılında Ege Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim elemanı olarak dersler veren, Ardahan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamlayan ve halen Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nde “Halkbilim ve Müzikoloji” alanlarında doktora tezi aşamasında olan Necdet Kurt'a teşekkür belgesi verdi.

NECDET KURT:

1964 yılında Turhal’da doğdu. 1974 yılında Ahmet Feryadi Bey’den mandolin dersleri alarak müzikle ilgilenmeye başladı. İlerleyen yıllarda çalışmalarına birçok usta isimle devam etti.1980 yılında liseden, 1987 yılında Anadolu Üniversitesinden mezun oldu. 1985-87 yılları arasında Turhal Halk Eğitim Merkezinde bağlama ve nota eğitmenliği yaptı. 1986 yılında Turhal Halk Ozanları Derneği kurucuları arasında yer aldı. Aynı dernekte halk müziği korosu kurdu ve iki yıl süre ile şefliğini yaptı. 1995 yılında Didim’e yerleşti, Didim Müzik Derneği kurucuları arasında yer aldı, aynı kurumda iki yıl koro şefliği yaptı. Didim Belediyesinin açtığı kurslarda nota ve bağlama dersleri verdi, Didim Halk Eğitimi Merkezinde halk müziği korosu kurdu ve üç yıl süreyle şefliğini yaptı ve çok sayıda koro konserleri gerçekleştirdi.

Başta kendi memleketi olan Tokat ve Amasya yöresinin halk müziğini araştırdı. Buralardan ve Anadolu’nun birçok bölgesinden halk türküleri derleyip notaya aldı. Çok sayıda TV ve Radyo programına araştırmacı veya konuk sanatçı olarak katıldı. Yunanistan, Kosova, Gürcistan, Kazakistan gibi ülkelerde ve yurtiçinde yirmiden fazla Sempozyumda bildiri sundu, ulusal ve uluslararası dergilerde bildiri ve makaleleri yayımladı. 1989 yılından itibaren Sempozyumların yanısıra, yurtiçinde ve Almanya, Avusturya, Avustralya, Gürcistan, Yunanistan, Hollanda, Kosova ve Kazakistan gibi ülkelerde dinleti ve konserler verdi. Arnavutluk, Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Yunanistan’da alan araştırmaları yaptı. Halk müziği formundaki birçok bestesi dijital platformlarda yayımlandı.

2006-2008 yılları arasında Ege Üniversitesi /Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü / Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı’nda özel öğrenci olarak yüksek lisans dersleri aldı. 2009-2010 öğretim yılında Ege Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim elemanı olarak dersler verdi. Ardahan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. Halen Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nde “Halkbilim ve Müzikoloji” alanlarında doktora tez aşamasında olan, çop sayıda sempozyumda bildiriler yayınlayan ve Necdet Kurt'un “El Vurup Yaremi İncitme Tabip-Araştırma, İnceleme, Derleme” kitabıyla, Salih TURHAN -Âdem ÇAKIR - Selahattin ADIGÜZE- Hayriye (DAŞKIN) MELEK ile birlikte hazırladığı “Tokat 1.Altın Asma, 2019 Türk Halk Müziği Beste Yarışması Türküleri” adlı kitaplarının yanısıra çeşitli projelerde de yer aldı.

FERYADİ HAFIZ HAKKI BEY (İsmail Hakkı Feryadi)
Aslen Karabağ göçmeni bir ailenin oğlu olan Feryadi Hafız Hakkı Bey, 1889 yılında da Artvin’de doğdu. Ailesi, 93 Harbi diye de bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Karabağ’dan gelerek, Önce Artvin’e, yaklaşık on-on beş yıl sonra da Amasya’ya yerleşti.   
Babası Ahmet Bey, annesi M(e)üvlüde Hanımdır. Müzikteki üstün yeteneği sayesinde küçük yaşlardan itibaren kendini müzik dünyasının içinde buldu. İçindeki musiki aşkı onu adeta esir almıştı da denebilir. Asıl Adı İsmail Hakkı’dır. Çocuk yaşta Kur’an öğrendiği ve hafız olduğu için “Hafız Hakkı” olarak anılmaya başlanmıştır.
Yirmili yaşlardan itibaren İstanbul’a gidip gelmeye başladı. Tamburi Cemil gibi üstatların yanı sıra, Ziya GÖKÂLP, Filozof Rıza TEVFİK ve daha birçok Türkçü, fikir adamı ve yazarlarla, tanıştı, onlardan etkilendi. İlerleyen zamanlarda onların birçok şiirini besteleyerek taş plaklara okudu. Tamburi Cemil Bey tarafından kendisine bir ut hediye edildi.
Tamburi Cemil Bey’den esinlenerek yaylı tambura benzeyen bir saz yaptı ve bu saza, sesinden dolayı FERYAT adını verdi. İlerleyen zamanlarda onlarca taş plakta bu sazı kullandı. Kemani, Kanuni, Udi, Tamburi gibi ünvanlara öykünerek kendisi de “Feryadi” ünvanını kullandı.
1918 yılında İstanbul’daki birçok okulda Feryat sazı ile müsamerelere çıktı. Bu konuyla ilgili Mahmut Ragıp Gazimihal, Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz adlı kitabında ilginç bilgilere yer vermiştir. Gazimihal’in, kitabında “Feryatçı İsmail Hakkı” şeklinde söz etmesinden, 1918 yılındaki müsamereler sırasında henüz Feryadi ünvanını kullanmadığı da anlaşılmaktadır. 
Çocukluğu Amasya’da geçen Feryadi Hafız Hakkı Bey’in gençliği, Osmanlı’nın son dönemine denk gelmiş ve o dönemdeki birçok genç gibi o da mevcut durumdan vazife çıkartıp,  bulunduğu Karadeniz bölgesinde etkin olan, Topal Osman’ın milis kuvvetlerine katıldı. Onlarla birlikte bölgedeki Rum ve Ermeni çetelerine karşı mücadele etti. Yine aynı ekip, topluca Teşkilat-ı Mahsusa’ya katıldı. 1916 ve 17’de Kafkas cephesinde Ruslar’a karşı çarpıştı. 1918’de Rus birliklerinin geri çekilmesiyle memleketine döndü. Topal Osman’la yollarını ayırdı.

1918 yılının sonlarında Vezirköprülü Hatice Hanım’la evlendi 1920 yılında Vezirköprü’de Ahmet adını verdikleri oğulları doğdu.  Cephede bulunduğu dönemde bizzat gördüğü birçok olayı ve Anadolu’nun işgalini yazıya döktü. Bunları marşlar haline getirerek, 1922 yılında Samsun’un Şems Matbaası’nda “Feryâd-ı Vatan” adında, mecmua şeklinde bir kitapçık bastırdı. Bu kitapçıktaki 16 marştan bazılarını daha sonradan besteleyerek sahnelerde okudu. 
Yaklaşık 10 yıl Vezirköprü, Samsun, Ünye gibi yerlerde yaşadı. Ancak bir ayağı sürekli plak doldurmak ve Radyo programları için İstanbul’daydı. Aynı zamanda konser vb. etkinlikler için de Sivas, Tokat, Amasya, Erzurum, Kayseri, Diyarbakır gibi diğer birçok Anadolu şehrindeydi. Diğer bir deyişle içindeki musiki aşkı ile Anadolu’yu diyar diyar geziyordu. 
Bu geziler sırasında dönemin ünlü müzisyenlerinden Hafız Burhan, Diyarbakırlı Celal Güzelses, Kayserili “Emmi” lakabıyla bilinen Mehmet Delihaliloğlu, Şapkacı Necip ve daha birçok önemli isimle dostluklar kurdu, birlikte konserlere çıktı, bilgi ve fikir alışverişinde bulundu. O dönemlerde kendinden yaşça küçük olan Zaralı Halil Söyler ve Divrikli Nuri Üstünses gibi birçok sanatçıyı da etkiledi. 
Bağlama, ut, cümbüş, ve kendi icadı olan Feryat gibi sazları ustalıkla çalabilen Feryadi Hafız Hakkı Bey, yaşadığı hemen her yerde birçok öğrenci yetiştirdi. 1930 ve 1950 yılları arasında dönem dönem İstanbul Radyosunda, düzenli olarak şarkı ve türkü programları yaptı.  
Soyadı kanunu ilk çıktığında Aras soyadını alan Feryadi Hafız Hakkı Bey 1940’lı yılların sonlarına kadar bu ismi kullandı, daha sonradan soyadını Feryadi olarak değiştirmek istedi. Fakat nüfus memurunun hatası ya da bilinçli bir şekilde yazmaması nedeniyle “Feryadi” olarak değil “Feryat” olarak yazıldı. Nüfus kayıtlarında bu konuyla ilgili herhangi bir tahsis bilgisi bulunmamakta, ancak o yıllardaki gazetelerde yayınlanmış olan Radyo akışı programlarında ismi, “İsmail Hakkı Aras” olarak geçmektedir.
Musiki hayatı boyunca taş plaklara, birçoğu kendi bestelerinden oluşan 70’dan fazla eser okudu. Ancak kendi eserlerinin bazıları TRT repertuvarında farklı kişiler adına kayıtlıdır. Örneğin, Vardım eşiğine yüzümü sürdüm adlı eser Raci Alkır adına, Filozof Rıza’nın Balkan harbine yazdığı “Şu yüce dağları duman kaplamış” adlı uzun hava Ali Ekber çiçek adına kayıtlıdır. Oysa Feryadi Hafız Hakkı Bey bu eserleri taş plaklara okuduğunda her ikisi de dünyada bile değildi. Üstelik de plakların üzerinde bestecisi tarafından okunmuştur ibaresi mevcuttur. 
TRT repertuarında Feryadi Hafız Hakkı Bey’e ait beş türkü mevcuttur. Bu türkülerin TRT repertuvarına kayıtlarında da ilginç durumlar vardır. Örneğin 03 Haziran 1977’de derlenmiş ve Merhum Mükerrem Kemertaş’ın derleyici olarak göründüğü “Giderem Men Tebriz’e ve Gülistan’da Gülüm Var” adlı türküler, Sivas’ta yaşayan taş plak koleksiyoneri ve müzisyen olan Rıfat Kaya'dan emanet alınan plaklardan yazılmıştır. Diğer bir deyişle, Feryadi Hafız Hakkı bu dünyadan ayrıldıktan 14 yıl sonra plaktan yazılmış ama derleyen Mükerrem Kemertaş olarak yazılmıştır. Ayrıca yöresel ağızlardan dolayı da biri Kars’a mal edilmiş, diğeri de Erzurum’a. Oysa bu türküler Feryadi Hafız Hakkı Bey’in kendi besteleridir. Aynı durum Şu Tokat’ın Etrafı Dumanlı Dağlar adlı türkü için de geçerlidir.

Hayatını gezgin bir müzisyen olarak yaşamış olan Feryadi Hafız Hakkı Bey, Anadolu’nun hemen her yerini dolaşmış, zaman zaman da Anadolu dışında da bulunmuştur. Bazen uzun süreler Sivas’taki kız kardeşinde kaldığı bilinmekte ve bu nedenle Sivaslılar da kendisini hemşehrileri olarak saymaktadırlar. Cahit Külebi’nin “İçi Sevda Dolu Yolculuk” adlı anı kitabında, bir buçuk sayfa ile çocukluğundaki Feryadi Hafız Hakkı amcasından söz etmesinden, bazı zamanlar bir süre Niksar’da yaşadığı da bilinmektedir.

Oğlu Ahmet Bey’de aynı derecede güçlü bir müzisyendi. Önce, Tokat elektrik kurumunda 5-6 sene çalıştı, akabinde Turhal Şeker Fabrikasında hassas aletler ustası olarak işe başladı. Bu nedenle aile, 1950’li yılların başında Turhal’a taşındı ve 1978 yılına kadar burada yaşadı. Ahmet Bey Fabrikadaki işi ile birlikte, uzun yıllar Şeker Fabrikası bandosunun da şefliğini yapmasının yanı sıra, ilkokul ve ortaokullarda Mandolin, Akordeon gibi enstrümanların dersini vermiştir. 

Feryadi Hafız Hakkı Bey Turhal’da da kendini çok sevdirmiş ve çok köklü dostluklar kurmuştur. Onu yakından tanıyan birçok kişi Feryat sazından insan konuşmasına benzer sesler çıkardığı ve çeşitli hayvan seslerini taklit ettiğini söylemektedir. Yakın çevremizde Feryadi beyle dostluğu olan birçok kişiden duyduğumuz öyküler de bunu doğruluyordu. 
Yurdun hemen her yerini gezmiş olan ve ömrünün önemli bir kısmını Amasya’nın yanı sıra, Sivas, Samsun, Vezirköprü ve Turhal’da geçiren Feryadi Hafız Hakkı Bey, 17.06.1963 yılında Sivas’ta kız kardeşinin yanında kalırken vefat etmiş, halifelik mezarlığına defnedilmiştir.

YORUM YAZ
Diğer Haberler

Yaşar Kemal’in bin bir çiçekli bahçesi kapılarını açtı

Sanat Engel Tanımadı

Kırılgan Gerçeklik açıldı

Şehir Tiyatroları Buluşması 11 Aralık