Yazı Boyutu:
İnsanlığın umudu biyosensörlerde. Hastanelerdeki laboratuvarlar küçük çiplere sığacak, en ileri kan tahlilleri bile evde yapılabilecek. Bu sayede başta kanser olmak üzere hastalıklar erken teşhis ve tedavi edilebilecek, ölümler azalacak. Bu alandaki çalışmalarıyla tüm gözlerin üzerine çevrildiği bilim insanları, Gediz Üniversitesi ve Ege Üniversitesinin düzenlediği Uluslararası Biyosensör Kongresinde buluşacak..
İzmir, önümüzdeki hafta dünya çapında bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Gediz Üniversitesi, Ege Üniversitesi işbirliğiyle Uluslararası Biyosensör Kongresi gerçekleştirecek. 10, 11 ve 12 Haziran tarihlerindeki bilimsel toplantı, insanlığın umut bağladığı bilim insanlarını bir araya getirecek. Hastanelerdeki laboratuvarları küçük çiplere sığdıran minyatür laboratuvar çalışmalarıyla tüm gözlerin üzerine çevrildiği Nobel ödüllü Prof. Dr. Emil Palacek, Prof. Dr. Joseph Wang ve Prof. Dr. Mehmet Dökmecinin aralarında yer aldığı 6 ülkeden (ABD, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Fas, İsveç ve Türkiye) 28 konuşmacı katılacak. Yurtiçinden ve yurtdışından çok sayıda araştırmacı ile öğrenci de dinleyici olarak bulunacak.
Kongrenin başkanlığını yürüten Gediz Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Şengün Özsöz, biyosensörlerin tıbbi tahlillerin hastaneye ve bir uzmana bağlı kalmadan kolayca yapılmasını sağladığını ifade etti. Ülkemizde biyosönser çalışmalarına araştırma ekibi ve öğrencileriyle öncülük eden TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi Prof. Dr. Özsöz, şu an yaygın olarak kan şekeri ölçümünde kullanıldığını dile getirdi, şunları söyledi:
Aynı zamanda akıllı ilaç
Diyabet hastaları bu sensörler yardımıyla kanlarındaki şeker oranını evlerinde ölçümleyebiliyor. Biyosensörler sayesinde sağlığımızı kendimiz düzenli olarak kontrol edip, başta kanser olmak üzere pek çok ölümcül hastalığı erken teşhis ve tedavi edebileceğiz. Ayrıca hastalıkların yerinde iyileşmesini sağlayacak akıllı ilaç olarak da kullanabileceğiz. Bu akıllı ilaçlar özellikle kanserli dokuları yerinde bulup yok edecek. İnsanlığın geleceğini ilgilendiren yaşamsal öneme sahip bu alandaki bilim insanları Uluslararası Biyosensör Kongresinde söz alacak. Ülkemizden de Ankara, Gazi, Hacettepe, Sabancı, Bilkent, Koç, İzmir Yüksek Teknoloji, Karamanoğlu Mehmet Bey, Kemerburgaz, Namık Kemal, İstanbul Şehir, Ege ve Gediz üniversitelerinin yanı sıra TÜBİTAK ile TSEden araştırmacılar kürsüye çıkacak. Üç gün boyunca gerçekleştireceğimiz 12 oturum ve 7 çalıştay ile biyosensör çalışmalarında gelinen son nokta paylaşılacak ve bu sayede belki de araştırmalar hız kazanacak.
Bilimde çığır açan isimler
Prof. Dr. Emil Palacek: Çek Cumhuriyeti Biyofizik Enstitüsünde görev yapıyor. DNAnın kimyasal özelliklerine ilişkin araştırmalara imza atan grupla beraber Nobel Tıp Ödülü kazandı.
.jpg)
İzmir, önümüzdeki hafta dünya çapında bir organizasyona ev sahipliği yapacak. Gediz Üniversitesi, Ege Üniversitesi işbirliğiyle Uluslararası Biyosensör Kongresi gerçekleştirecek. 10, 11 ve 12 Haziran tarihlerindeki bilimsel toplantı, insanlığın umut bağladığı bilim insanlarını bir araya getirecek. Hastanelerdeki laboratuvarları küçük çiplere sığdıran minyatür laboratuvar çalışmalarıyla tüm gözlerin üzerine çevrildiği Nobel ödüllü Prof. Dr. Emil Palacek, Prof. Dr. Joseph Wang ve Prof. Dr. Mehmet Dökmecinin aralarında yer aldığı 6 ülkeden (ABD, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Fas, İsveç ve Türkiye) 28 konuşmacı katılacak. Yurtiçinden ve yurtdışından çok sayıda araştırmacı ile öğrenci de dinleyici olarak bulunacak.
Kongrenin başkanlığını yürüten Gediz Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin Şengün Özsöz, biyosensörlerin tıbbi tahlillerin hastaneye ve bir uzmana bağlı kalmadan kolayca yapılmasını sağladığını ifade etti. Ülkemizde biyosönser çalışmalarına araştırma ekibi ve öğrencileriyle öncülük eden TÜBİTAK Bilim Ödülü sahibi Prof. Dr. Özsöz, şu an yaygın olarak kan şekeri ölçümünde kullanıldığını dile getirdi, şunları söyledi:
Aynı zamanda akıllı ilaç
Diyabet hastaları bu sensörler yardımıyla kanlarındaki şeker oranını evlerinde ölçümleyebiliyor. Biyosensörler sayesinde sağlığımızı kendimiz düzenli olarak kontrol edip, başta kanser olmak üzere pek çok ölümcül hastalığı erken teşhis ve tedavi edebileceğiz. Ayrıca hastalıkların yerinde iyileşmesini sağlayacak akıllı ilaç olarak da kullanabileceğiz. Bu akıllı ilaçlar özellikle kanserli dokuları yerinde bulup yok edecek. İnsanlığın geleceğini ilgilendiren yaşamsal öneme sahip bu alandaki bilim insanları Uluslararası Biyosensör Kongresinde söz alacak. Ülkemizden de Ankara, Gazi, Hacettepe, Sabancı, Bilkent, Koç, İzmir Yüksek Teknoloji, Karamanoğlu Mehmet Bey, Kemerburgaz, Namık Kemal, İstanbul Şehir, Ege ve Gediz üniversitelerinin yanı sıra TÜBİTAK ile TSEden araştırmacılar kürsüye çıkacak. Üç gün boyunca gerçekleştireceğimiz 12 oturum ve 7 çalıştay ile biyosensör çalışmalarında gelinen son nokta paylaşılacak ve bu sayede belki de araştırmalar hız kazanacak.
Bilimde çığır açan isimler
Prof. Dr. Emil Palacek: Çek Cumhuriyeti Biyofizik Enstitüsünde görev yapıyor. DNAnın kimyasal özelliklerine ilişkin araştırmalara imza atan grupla beraber Nobel Tıp Ödülü kazandı.
.jpg)
Prof. Dr. Joseph Wang: ABDnin Kaliforniya Üniversitesinde öğretim üyesi.
Analitik kimya alanındaki araştırmalarıyla tıp ve mühendislik başta olmak üzere birçok bilim dalına yön veren isim olarak biliniyor.

Prof. Dr. Mehmet Dökmeci: ABDnin Harvard Üniversitesinde doku mühendisliği alanında araştırmacı.
İçinde yer aldığı grupla beraber son olarak yapay organ işlevi görecek çipler hazırlayarak tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.










