Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü ve DEÜ Hemşirelik Yüksekokulu işbirliği ile düzenlenen 12 Mayıs Hemşirelik Haftası açılış töreni Tıp Fakültesi Derslikler Grubu Kurucu Öğretim Üyeleri Konferans Salonunda yapıldı. Törene Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İ. Hakkı Bahar, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülay Canda, DEÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Eyüp Hazan, Türk Hemşireler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Samiye Mete, Sağlık Kampusunden öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Törende, profesyonel hemşireliğin dünyada 1954, ülkemizde 1964 yılından bugüne hemşire Florance Nightingalein doğum günü olan 12 Mayıs tarihi olarak kutlandığı belirtilirken, Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, tüm dünyada sağlık hizmetinin, eşitsizliğin giderilmesi halinde adil dağıtılabileceğini belirtti.
Füzün, Adaletin olmadığı bir toplumda sağlığın önemi kalmaz. Sağlık, zenginlikle doğru orantılı görünüyor. İnsanoğlu paylaşabildiği zaman ancak sağlıkta eşit haklar ve sunumlar olabilir diye düşünüyorum ifadesini kullandı.
Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Zuhal Bahar, bu yıl Hemşirelik Haftası etkinlikleri kapsamında Sağlıkta eşitsizlik temasını işlediklerini belirterek, Tüm dünya ülkelerinde işsizlik, işsizliğe bağlı yoksulluk ve sosyal güvenceden yoksunluk, sağlıkta eşitsizlik kavramını karşımıza çıkarıyor. Hepimizin sağlıklı bir çevrede yaşaması için uluslar arası güçbirliğine gereksinim var. Birinci Basamak Hizmetlerinde bizler köylere kadar ulaşan ev ziyaretleri yapıyoruz. Bebeklikten yaşlılığa kadar ulaşan tüm risk gruplarında bakım ve tedavi hizmeti sunuyoruz. Kırsal bölgede kadınların meme muayenelerini yapıyor, üç yıldır Türkiyede bir ilk olarak evde bakım hizmeti veriyoruz. İşçilerin sağlığı ile ilgileniyoruz. Kanserle yaşama dokunuş adlı kansere duyarlılık projesinde yer aldık. Çalışan hemşirenin memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmalarımız var. İlk hedefimiz, İzmir hastanelerini ayda bir eğitim çalışmalarına davet ederek üniversite ve devlet hastaneleri arasında bilgi akışını sağlamak, daha sonra dünyadaki hemşirelik araştırma merkezlerini karşılaştıracak uluslararası sempozyumlarla bilgi alışverişini sağlamak dedi.
Başhekim Prof. Dr. Eyüp Hazan, hemşirelerin sadece kişi değil, toplum sağlığını belirli düzeye taşımak için kutsal bir görev yerine getirdiğini ifade ederek, Hemşirelerin sosyal ve ekonomik imkanlarının mevzuat dahilinde en yüksek düzeyde tutulması ve kadro probleminin çözülmesi gerektiğine inanıyorum. İyi bir sağlık hizmeti için hemşire sayısı kadar hemşire niteliği de çok önemli diye konuştu.
Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gülay Eşrefgil de yetersiz hemşire sayısının istenmeyen olaylarda artış yarattığını, çok sayıda hemşirenin günlük çalışma ortamında her geçen gün artan iş yükü altında ezildiğini dile getirdi.
Açılışta düzenlenen Sağlık Çalışanlarına Şiddet panelinde çarpıcı açıklamalar yer aldı. Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gülay Eşrefgilin başkanlığındaki panele DEÜ Pediatri Yoğun Bakım Sorumlu Hemşiresi Uzm. Hem. Ebru Melek Özçelik, DEÜ Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Ersoy, Göz Servisi Personeli Ali Hıdır Korkmaz konuşmacı olarak katıldı.
Doç. Dr. Ersoy, sağlık çalışanlarının en çok Acil Servislerde şiddete maruz kaldığını belirterek çarpıcı örnekler verdi. Uzm. Hem. Özçelik yaptığı sunumda, Dünya Sağlık Örgütü verilerine (WHO) göre günümüzde sağlık çalışanlarının, diğer iş yerlerine göre şiddete uğrama oranının 16 kat daha yüksek olduğunu belirtti. Ülkemizde tüm sağlık çalışanları içinde en çok şiddete maruz kalan grubun da hemşireler olduğunu belirtti. Özçelik şöyle konuştu: Türkiyede tüm sağlık çalışanları içerisinde hemşirelerin şiddet görme oranı yaklaşık yüzde 82. Üç ilimizde binden fazla sağlık çalışanının katıldığı bir çalışmada şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının yüzde 52.5ini kadınlar oluşturuyor. Yine yapılan bir çalışmada, acil servis hemşirelerinin yüzde 70i şiddet görüyor. Avustralyadan çarpıcı bir örnek, hemşireye yönelik şiddet olgularının sayısı, polis ve cezaevi görevlilerinden daha yüksek. Sağlık kurumları içinde cerrahi bilimlerde çalışanlar daha çok şiddete maruz kalıyor. Acil Servislerde genellikle hastanın başvurduğu ilk bir saat içerisinde şiddet olayları yaşanıyor. Daha çok gece koşullarında şiddet uygulanıyor. Ülkemizde 16.00- 08.00 arasında çalışan hemşireler daha çok şiddete maruz kalıyor. 2005te yapılan bir araştırmada Türkiyede acil servislerde çalışan hemşirelerin yüzde 99u sözel, yüzde 20si fiziksel saldırı görürken, 2010da sözel saldırı yüzde 91, fiziksel şiddet ise yüzde 75e yükselmiş. Şiddete başvuranların yüzde 64.2si hasta yakınları. Bu kişilerin daha çok alkol ve madde bağımlısı oldukları gözleniyor. Saldırganların yüzde 78.1i erkek. Yüzde 52si 21-30 yaşlarında. Çoğunun eğitim düzeyi düşük. Şiddete maruz kalan hemşirelerin tutumlarına bakarsak, yüzde 89u hastalarına bakmaya devam ediyor. Hemşirelerin yüzde 83.5i şiddet yönetimi eğitimi alma yönünde istekliler. Mobing de (İş yerinde yıldırma, psikolojik şiddet, duygusal taciz) son yıllarda önemi artan bir kavram. Ülkemizde 700 hemşire ile 11 merkezde yapılan bir çalışmada, hemşirelerin yaklaşık yüzde 87si mobing yaşamış, en yaygın mobing davranışı olarak başkalarının huzurunda bir kişi tarafından küçümsendiklerini belirtmişler. Hemşirelerin yüzde 10u yaşadıkları mobing karşısında intiharı düşünmüş. Sağlık çalışanlarına şiddetin önlenmesi için 2008de özellikle toplam 78 çalışma incelenerek yapılan değerlendirmede, önerilerde daha çok eğitime odaklanılmış, organizasyonel yaklaşımlar öneriliyor, politika, mevzuat ile ilgili öneriler ve şiddete sıfır tolerans önerisi en çok üzerinde durulan konular.










