HES’ler insanın doğaya verdiği en büyük zararlardan bir tanesidir

  • 0
  • 474
Yazı Boyutu:

İzmir Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencileri ile biraraya gelen Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi EnstitüsüÖğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cihangir, dünyanın en önemli biyolojikçeşitliliğine sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’nin ciddi anlamda çevresorunları ile karşı karşıya olduğunu söyledi.  

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve TeknolojisiEnstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cihangir, İzmir Üniversitesi MeslekYüksekokulu öğrencileri ile bir araya geldi. “Doğa ve İnsan” başlıklı bir sunumyapan Cihangir, Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik konusunda dünyanın sayılıülkelerinden biri olduğunu ancak; HES (hidroelektrik santralleri) uygulamaları,deniz kirliliği ve bilinçsiz avlanma gibi aktivitelerin Türkiye’nin çevresorunlarını geri dönülemez noktalara taşıdığını söyledi. İzmir Körfezi’nde yakıngeçmiş dönemde yaşanan “renklenmelerin” kitlesel plankton çoğalmaları ve ölümleriyle oluştuğunu belirterek,Büyük Kanal Projesiyle sorunların büyük ölçüde giderildiğine dikkat çekenCihangir, İç Körfez haricinde denize girilen yerlerdeki “yeşil yosun yoğunlaşmalarının”da denize atılan evsel atıkların göstergesi olduğunu söyledi. 

950 metreye inmedensu bulunamıyor
Çevre konusunda pek çok uluslararası anlaşmada imzasıbulunan Türkiye’de özellikle su kaynakları konusunda bir bellek yanılgısıolduğunu, aynı yanılgının hava ve toprak için de geçerli olduğunu ifade edenCihangir, “Konya’da 950 metreye, Hatay Reyhanlı’da 350 metreye inmeden subulamıyorsunuz” dedi ve ekledi “HES’ler, insanın doğaya verdiği en büyüktahribatlardır.” 

Doğanın hükümdarıdeğil parçasıyız
Kanal İstanbul gibi projelerin hiçbir bilimsel veriyedayandırılmadan, popüler kaygılar ile hayata geçirilmeye çalışıldığınıvurgulayan Prof. Dr. Cihangir, doğaya bu derece müdahil olunmaması gerektiğinibelirtti ve “Doğanın efendisi değil, parçası olduğumuzu anlamalıyız. Doğayahükmetmek marifet değil, onu anlamak ve onun dilinden konuşmak lazım” dedi. 

Biyolojik çeşitliliğien yüksek ülkelerden biriyiz
Çevre bilincinin teorik ve laboratuvar eğitimleri ile değil,doğa ile doğrudan temas kurulan uygulama eğitimleri ile gelişeceğine değinenCihangir fotoğraflar ile çeşitlendirdiği sunumunda, 1950’li yıllardan itibarenher alanda hayatımıza giren naylon kullanımının özellikle deniz suyu vecanlılığının başlıca düşmanı olduğunu söyledi. Biyolojik çeşitliliğin ekosistemçeşitliliğini de kapsadığını hatırlatan Cihangir, “Arıların ve genel anlamdaböceklerin yok olmasının ardından insanlığın en fazla 5 sene daha hayattakalabileceği belirtiliyor. Ülkemiz 12 bin civarında bitki türüne sahip ve busayının yüzde 30’unu endemik bitkilerin oluşturuyor. Akdeniz’deki toplam 650balık türünün 500’ü Türkiye denizlerinde dağılım gösteriyor. En yüksekbiyolojik çeşitliliğe sahip ülkelerden birisiyiz ve koruma çalışmalarına dahafazla önem gösterilmesi gerekiyor” dedi.
 

YORUM YAZ
Diğer Haberler

“Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım” anlatıldı

Mutfakta Başarı Tesadüf Değil

Doğa Dedektifleri İş Başında

Dubai’den başarıyla döndüler

Ebelik mesleğinin köklü geçmişi “ETAD” ile geleceğe taşınacak

“sağlık ordusu” kuruluyor

2022-09-24-1664012764330-banner.jpg