Yazı Boyutu:
Dokuz Eylül Üniversitesi Din Bilimleri Araştırma Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı ve Kadın Hakları ve Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi işbirliğiyle Dinler ve Kadın konulu panel düzenlendi. DESEM Bordo Salonda düzenlenen paneli Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Halil Köse, Prof. Dr. Recep Yaparel, Genel Sekreter Prof. Dr. Can Karaca, Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güldem Cerit, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Utku Utkulu ile çok sayıda davetli izledi.
Moderatörlüğünü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berna Tanerin yaptığı panele, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Ali İhsan Yitik, Prof. Dr. Rıza Savaş, Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban ile İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salime Leyla Gürkan katıldı.
Hristiyanlıkta Kadın konusunda bilgiler veren Doç. Dr. Zakir Çoban, dinlerin kadınlarla ilgili sorunların kaynağı olmadığını belirtti. Dinsel ideoloji kavramının yanlışlığını dile getiren Doç. Dr. Çoban, şöyle konuştu: Din ve inanç birbirinden farklı şeylerdir. Din, tek başına ne savaşçı ya da barışçı ne de uzlaşmacı ya da çatışmacı olur. İnsanların dinden anladığı şeydir, din. Kadın sorunu tek başına dinle ilgili değil, gelişmeyle ilgilidir. Dine aftedilen tüm suçlar, dinin değil, çoğunlukla siyasetin suçudur.
Hristiyanlıkta kadına çelişkili bir bakışın olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çoban, Kadın konusu, Hz. Meryemde olduğu gibi bir taraftan Azize, bir taraftan da şeytani sapmaya neden olarak görülür. Hz. Meryem, Hristiyanlıkta çok önemlidir. Hristiyanlık, Hz. İsa ile değil, Hz. Meryemle başlar. Meryem, Tanrı İsanın annesidir. Meryemin yaşadığı zorluklar Hz. İsa ile yarışabilecek düzeydedir. Bakire olarak Hz. İsaya hamiledir. Kuranı Kerimde Allahın direkt konuştuğu tek kadın Hz. Meryem olarak tanımlanır. Kadın Peygamber olur mu ? sorusunun yanıtı da buradadır. Evet, kadın peygamber olur, o da Hz. Meryemdir. Ancak, Hristiyanlıkta Hz. Meryem Azize olarak görülürken, Havvaya ve onunla birlikte tüm kadınlara ceza olarak doğum sancısı verildiği belirtilir. Ademin cezası çalışmak, yılanın ise toprak yemek ve sürünmektir. Buna karşın Hristiyanlığın Katolik mezhebinde 1000e yakın aziz vardır ve çoğu kadındır. Kilise kayıtlarından elde edilen bilgilere göre, Ortaçağda 4 milyon insan cadı avı nedeniyle öldürüldü. Bunların 3,5 milyonunu yine kadınlar oluşturuyordu. Yakın zamanda toplanacağına inandığım 3.Vatikan Konsilinde rahiplerin bekarlığı ve kadınların konumu konularının mutlaka ele alınacağını düşünüyorum dedi.
Yahudilikte Kadın konusunu ele alan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salime Leyla Gürkan ise kadınların ev ve aileyle sınırlı kaldığını belirtti. Doç. Dr. Gürkan, Kadın, erkeğe göre ikinci sırada yer almaktadır. Evlilik, miras gibi konularda pasif kalmıştır. Tevratın ilk yaratılış hikayesinde kadın ve erkeğin eşit olarak yaratıldığı anlatılırken, ikinci yaratılış hikayesinde ilk önce Ademin yaratıldığı, Havvanın ise Ademin kaburga kemiğinden yaratıldığı anlatılır. İlki Tanrının tasarrufu iken, ikincisi ise toplumsal yaşamın getirileridir. Dönemler, sınıflar, teori ve hukuk açısından kadın bakış açısında farklılıklar görmek mümkündür dedi.
İslamda Kadın konusuna değinen Prof. Dr. Rıza Savaş, İslamın kadına bakışını Kuranı Kerim ve Hz. Muhammedin söylediklerinden anlaşılabileceğini söyledi. Kuranı Kerimin geldiği gibi korunduğunu ve bu nedenle bozulmadığının altını çizen Prof. Dr. Savaş, şöyle konuştu:
Kuranı Kerime göre kadın-erkek değil, insan vardır. İnsan yapıp ettikleriyle ya yukarı mertebeye çıkar ya da aşağıya iner. Kuranı Kerim, kız çocuklarını horlayan erkekleri ve çocuğu kız olmasına sevinmeyenleri kınar. Cahiliye döneminde kadınlarla ilgili olumsuzluklar, Hz. Muhammed döneminde tamamen ortadan kalkmıştır. Kuranı Kerimde insanın yaratılışı şöyledir. Allah sizi bir canlıdan yarattı. Can ile kast edilen Ademdir. Onun cinsinden de eşini yarattı. İkisini de aynı özden yarattı.
Doğu Dinlerinde Kadın konusunu ele alan Prof. Dr. Ali İhsan Yitik ise dinler tarihinde Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam dışında kalan tüm dinlerin Doğu Dinleri olarak adlandırıldığını ifade etti. Dinlerde teori ile pratik arasında uçurumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Yitik, şöyle konuştu:
Örneğin Hinduizmde kadın idealize edilirken, pratikte kadın yerlerde sürünür. Feminist ve laik kesime göre kadının başına ne geldiyse, dinden geldi. Kadın konusunda kutsal metinlerde çok sayıda iyi portreler bulmak mümkündür. Günümüzde dinler, siyasi düşünceleri meşrulaştırma aracı olarak kullanılmaktadır. Siyasi görüşü destekleyen kutsal metinler ön plana çıkarılmaya çalışılmaktadır. Hindu ve Budistlerde, Yarabbi kız çocuğu kime verirsen ver, bana erkek çocuk ver şeklinde dua ederler. Erkek çocuk, baba için hem dünyanın hem de ahiretin teminatıdır. Hindularda, kadını dövme hakkı şöyle ifade edilir. Önce ikna edilir, sonra hediye verilir, olmazsa dayakla yola getirilir. Hindularda kadınlar, mücadele ederek hak ettiklerini almışlardır. Aslında kadınların inançları ve sahiplenmeleri sonucunda Hindu dini ayakta kalmıştır. Dini geleneği devam ettiren ve yaşatan da kadınlardır. Ancak kutsal metinlerde yine de kadınların yeri yoktur.
Moderatörlüğünü Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berna Tanerin yaptığı panele, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Ali İhsan Yitik, Prof. Dr. Rıza Savaş, Doç. Dr. Bekir Zakir Çoban ile İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salime Leyla Gürkan katıldı.
Hristiyanlıkta Kadın konusunda bilgiler veren Doç. Dr. Zakir Çoban, dinlerin kadınlarla ilgili sorunların kaynağı olmadığını belirtti. Dinsel ideoloji kavramının yanlışlığını dile getiren Doç. Dr. Çoban, şöyle konuştu: Din ve inanç birbirinden farklı şeylerdir. Din, tek başına ne savaşçı ya da barışçı ne de uzlaşmacı ya da çatışmacı olur. İnsanların dinden anladığı şeydir, din. Kadın sorunu tek başına dinle ilgili değil, gelişmeyle ilgilidir. Dine aftedilen tüm suçlar, dinin değil, çoğunlukla siyasetin suçudur.
Hristiyanlıkta kadına çelişkili bir bakışın olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çoban, Kadın konusu, Hz. Meryemde olduğu gibi bir taraftan Azize, bir taraftan da şeytani sapmaya neden olarak görülür. Hz. Meryem, Hristiyanlıkta çok önemlidir. Hristiyanlık, Hz. İsa ile değil, Hz. Meryemle başlar. Meryem, Tanrı İsanın annesidir. Meryemin yaşadığı zorluklar Hz. İsa ile yarışabilecek düzeydedir. Bakire olarak Hz. İsaya hamiledir. Kuranı Kerimde Allahın direkt konuştuğu tek kadın Hz. Meryem olarak tanımlanır. Kadın Peygamber olur mu ? sorusunun yanıtı da buradadır. Evet, kadın peygamber olur, o da Hz. Meryemdir. Ancak, Hristiyanlıkta Hz. Meryem Azize olarak görülürken, Havvaya ve onunla birlikte tüm kadınlara ceza olarak doğum sancısı verildiği belirtilir. Ademin cezası çalışmak, yılanın ise toprak yemek ve sürünmektir. Buna karşın Hristiyanlığın Katolik mezhebinde 1000e yakın aziz vardır ve çoğu kadındır. Kilise kayıtlarından elde edilen bilgilere göre, Ortaçağda 4 milyon insan cadı avı nedeniyle öldürüldü. Bunların 3,5 milyonunu yine kadınlar oluşturuyordu. Yakın zamanda toplanacağına inandığım 3.Vatikan Konsilinde rahiplerin bekarlığı ve kadınların konumu konularının mutlaka ele alınacağını düşünüyorum dedi.
Yahudilikte Kadın konusunu ele alan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salime Leyla Gürkan ise kadınların ev ve aileyle sınırlı kaldığını belirtti. Doç. Dr. Gürkan, Kadın, erkeğe göre ikinci sırada yer almaktadır. Evlilik, miras gibi konularda pasif kalmıştır. Tevratın ilk yaratılış hikayesinde kadın ve erkeğin eşit olarak yaratıldığı anlatılırken, ikinci yaratılış hikayesinde ilk önce Ademin yaratıldığı, Havvanın ise Ademin kaburga kemiğinden yaratıldığı anlatılır. İlki Tanrının tasarrufu iken, ikincisi ise toplumsal yaşamın getirileridir. Dönemler, sınıflar, teori ve hukuk açısından kadın bakış açısında farklılıklar görmek mümkündür dedi.
İslamda Kadın konusuna değinen Prof. Dr. Rıza Savaş, İslamın kadına bakışını Kuranı Kerim ve Hz. Muhammedin söylediklerinden anlaşılabileceğini söyledi. Kuranı Kerimin geldiği gibi korunduğunu ve bu nedenle bozulmadığının altını çizen Prof. Dr. Savaş, şöyle konuştu:
Kuranı Kerime göre kadın-erkek değil, insan vardır. İnsan yapıp ettikleriyle ya yukarı mertebeye çıkar ya da aşağıya iner. Kuranı Kerim, kız çocuklarını horlayan erkekleri ve çocuğu kız olmasına sevinmeyenleri kınar. Cahiliye döneminde kadınlarla ilgili olumsuzluklar, Hz. Muhammed döneminde tamamen ortadan kalkmıştır. Kuranı Kerimde insanın yaratılışı şöyledir. Allah sizi bir canlıdan yarattı. Can ile kast edilen Ademdir. Onun cinsinden de eşini yarattı. İkisini de aynı özden yarattı.
Doğu Dinlerinde Kadın konusunu ele alan Prof. Dr. Ali İhsan Yitik ise dinler tarihinde Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam dışında kalan tüm dinlerin Doğu Dinleri olarak adlandırıldığını ifade etti. Dinlerde teori ile pratik arasında uçurumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Yitik, şöyle konuştu:
Örneğin Hinduizmde kadın idealize edilirken, pratikte kadın yerlerde sürünür. Feminist ve laik kesime göre kadının başına ne geldiyse, dinden geldi. Kadın konusunda kutsal metinlerde çok sayıda iyi portreler bulmak mümkündür. Günümüzde dinler, siyasi düşünceleri meşrulaştırma aracı olarak kullanılmaktadır. Siyasi görüşü destekleyen kutsal metinler ön plana çıkarılmaya çalışılmaktadır. Hindu ve Budistlerde, Yarabbi kız çocuğu kime verirsen ver, bana erkek çocuk ver şeklinde dua ederler. Erkek çocuk, baba için hem dünyanın hem de ahiretin teminatıdır. Hindularda, kadını dövme hakkı şöyle ifade edilir. Önce ikna edilir, sonra hediye verilir, olmazsa dayakla yola getirilir. Hindularda kadınlar, mücadele ederek hak ettiklerini almışlardır. Aslında kadınların inançları ve sahiplenmeleri sonucunda Hindu dini ayakta kalmıştır. Dini geleneği devam ettiren ve yaşatan da kadınlardır. Ancak kutsal metinlerde yine de kadınların yeri yoktur.










