Kanser hastalarından tanı saklanmamalı

“Kanser hastalarına tanı söylenmeli mi?” sorusuna pek çok kişinin korumacı tavırla “hasta üzülmesin” diye “hayır” yanıtı verdiğini belirten klinik psikolog Tutku Damla Topaloğlu, “Hastanın tanısını bilmesi aile içerisinde hastalığın konuşulabilmesini sağlayacaktır. Bu bilinme hastanın duygularını ifade edebilmesini ve yaşadığı zorlukları paylaşabilmesini kolaylaştırır, bu da hastalıkla baş etme becerilerinin gelişimi açısından önemlidir” dedi.

  • 0
  • 531
Kanser hastalarından tanı saklanmamalı
© bizimizmir.net
Yazı Boyutu:

“Kanser hastalarına tanı söylenmeli mi?” sorusuna pek çok kişinin korumacı tavırla “hasta üzülmesin” diye “hayır” yanıtı verdiğini belirten klinik psikolog Tutku Damla Topaloğlu hastanın hastalığını bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Topaloğlu, “Hastanın tanısını bilmesi aile içerisinde hastalığın konuşulabilmesini sağlayacaktır. Bu bilinme hastanın duygularını ifade edebilmesini ve yaşadığı zorlukları paylaşabilmesini kolaylaştırır, bu da hastalıkla baş etme becerilerinin gelişimi açısından önemlidir” dedi.
 

Kent Sağlık Grubu’na bağlı Kent Onkoloji Merkezi’nde görevli klinik psikolog Topaloğlu, meme kanserine dikkat çekilen şu günlerde deneyimlerinden yola çıkarak kanser hastasından “tanı saklamalı- saklanmamalı” tartışmalarına açıklık getirdi. Hastalık tanısı almayı “yaşamsal bir kriz durumu” olarak tanımlamanın mümkün olduğunu belirten Topaloğlu, “Hastalık tanısı alan kişiler, tanı sonrası psikolojik olarak bir takım yas evrelerinden geçerek bu kriz durumuyla baş etme becerilerini geliştirir ve hastalığı kabullenme süreci bir takım psikolojik evrelerden geçerek tamamlanır. Bu sürecin tamamlanma süresi ve şekli kişiden kişiye değişebildiği gibi kişilerin bu haberi algılayış biçimi, verdikleri tepkiler ve hastalığa bakış açıları birbirinden farklılık gösterebilir” diye konuştu.
 

TANI SÖYLENMELİ

Psikolog Topaloğlu tanı ve tedavi sürecinin hastalar kadar hasta yakınları için de bir kriz durumu olduğunu söyledi. Topaloğlu, hasta yakınlarının bu kriz durumuyla karşılaştıklarında hastaya karşı nasıl bir tutum içerisinde olmaları gerektiği ve nasıl bir yol izleyecekleri konusunda güçlük yaşayabildiklerini kaydetti. Bazı durumlarda hasta yakınlarının korumacı bir tutum içerisinde hastayı duygusal olarak olumsuz etkileme kaygısıyla hastalık tanısını hasta ile paylaşmamayı tercih edebildiğini ifade eden Topaloğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böyle olduğunda; hasta ve hasta yakınları için birtakım psikolojik zorluklar yaşanması olasılıkla mümkündür. Hastalığını ve içerisinde bulunduğu süreci anlamlandıramayan hasta kaygı ve kafa karışıklığı yaşayabilmekte, hasta yakınları ise tüm kararları kendileri alma sorumluluğunu tek başına yüklenmek zorunda kalabilmektedir. Oysa ki hukuksal açıdan da bakıldığında hasta hakları gereği hastaların, hastalığını ve uygulanacak tedaviyi bilme, hatta seçme hakkı vardır. Psiko-onkolojik açıdan bakıldığında ise; hastanın tanısını bilmesi aile içerisinde hastalığın konuşulabilmesini sağlayacaktır. Bu bilinme hastanın duygularını ifade edebilmesini ve yaşadığı zorlukları paylaşabilmesini kolaylaştırır, bu da hastalıkla baş etme becerilerinin gelişimi açısından önemlidir. Hastanın hastalık sürecinde yaşayacağı bedensel ve ruhsal değişimleri kabullenebilmesi açısından hastalığını bilmesi önem taşımaktadır. Hastalığını bilen hastanın, tedavi ekibiyle iş birliği içerisinde olması ve tedaviye uyumu açısından da önemli olduğu bilinmelidir.”
 

TANIYI DOKTOR SÖYLEMELİ

Öte yandan Kent Onkoloji Merkezi Klinik PsikoloğuTopaloğlu hastaya tanıyı kimin söylemesi gerektiği konusuna da değindi. Topaloğlu, “Hastaya haberin verilme şekli, hastalığın açıklanması, hastanın hastalığıyla ya da yaşayacağı süreçle ilgili merak ettiği soruları sorabilmesi ve doğru yanıtlar alabilmesi açısından en uygun yol tanının hastanın hekimi tarafından hastaya söylenmesidir” dedi.

 

YORUM YAZ
Diğer Haberler

Diyabetin Farkında Olalım, Kendimizi ve Sevdiklerimizi Koruyalım

“Peygamber sünneti” neştersiz düzelmez

Bugün Günlerden Umut

Makedon hastaya, Türk şifası