Osmanlıca tartışması tek yönlü ele alınmamalı

  • 0
  • 1.986
Osmanlıca tartışması tek yönlü ele alınmamalı
© bizimizmir.net
Yazı Boyutu:

Osmanlıca dersi tartışması Osmanlıca dilini ve özelliklerini de gündeme getirdi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Öztekten, Osmanlıca'yla ilgili merak edilenleri yanıtladı. Doç. Dr. Öztekten, “Amaç yalnızca harfleri öğretmek değil, Osmanlının kültür ve edebiyat dilini de öğretmekse, mevcut milli eğitimin anlayış ve kalitesiyle bu neredeyse imkansızdır. Kısıtlı kalacak bu amaçla da ortaöğretim müfredatını şimdikinden daha çetrefilli hale getirmekse bence gereksizdir” dedi.


 “KONU TEK YÖNLÜ ELE ALINMAMALI”

Doç. Dr. Öztekten;  “Ülke gündemini bence abartılı bir şekilde meşgul ettiği gibi tek yönlü değil. Osmanlıca veya başka bir deyişle Osmanlı Türkçesi'nin kendi içerisinde birbirine göre az ya da çok farklılaşan özelliklere sahip dönemleri vardır. Ayrıca kullanıldığı alan veya toplum kesimine göre başka özellikler gösteren katmanları da vardır. Bu dönem ve katmanlara göre, başta yazılışlar, ardından sözcük kadrosu, sesler ve telaffuzlar farklılaşır. Çünkü yaklaşık 450 yıl etkinliğini sürdürmüş bir iletişim ve kültür dilidir. Dolayısıyla konuyu tek bir açıdan ele alarak değerlendirmek neredeyse imkansız” dedi.

 “OSMANLICA ÖĞRENMEK KOLAY DEĞİL”
Osmanlıca öğrenebilmek için birçok ayrıntının tek tek bilinmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Öztekten, “Osmanlı alfabesi, el yazısı temeline dayanan ve 7 harf dışında bütün harflerin birbirleriyle birleşerek yazıldığı toplam 32 harften oluşan bir alfabedir. Bu nedenle de her harfin bu birleşmenin başında, arasında ya da sonunda farklı yazılış şekilleri vardır. Ayrıca bazı harflerin de birbiriyle, diğer harflerle olandan farklı, özel birleşmeleri vardır. Bunların yanı sıra sıkça ünlüleri gösteren sesli harflerinin tasarruf edilerek yazılmadığı, sadece ünsüzleri gösteren sessiz harflerinin yazıldığı bir imlaya sahip bir yazı geleneğidir. Dolayısıyla da sadece 32 harfi öğrenerek okuma-yazma öğrenilmez. Bütün bu ayrıntıların da tek tek öğrenilmesi gerekir. En önemlisi ise, özellikle Farsça ve Arapçadan alıntılanan sözlerin yapı ve anlamlarının ya da okunuşlarının öğrenilmesi sürecinin epeyce uzun olduğudur. Ünlülerin gösterilmediği bir yazılış esasına dayandığı için birçok eş yazılılığın olduğu Osmanlı imlasında aynı harflerle yazılan ama farklı farklı okunan birçok sözcük ve bu okunuşlara göre de farklılaşan anlamlar vardır. Hasbelkader 20 yıldan fazla bir süredir Osmanlı Türkçesini hem de üniversite öğrencilerine, kendi mesleklerinin bir aracı olarak öğretmeye çalışan biri olarak kendi tecrübelerime dayanarak söylemem gerekirse bütün bunların başarılacağı süreç epeyce uzundur ve çoğu zaman da istenen ölçüde başarıyla sonuçlanmaz” diye belirtti.
                
“OSMANLICA KARMA BİR DİL DEĞİLDİR”

Osmanlıca dilinin özellikleri hakkında bilgi veren Doç. Dr Öztekten , “Türk dili, tarihte 11 milyon kilometrekarelik bir coğrafyaya yayılmış ve yazılı belgelerine dayanarak hesaplandığında yaklaşık 14-15 yüzyıllık eski bir dildir. Bu coğrafyanın en batısında, Anadolu ve çevresinde XV. yüzyılın ikinci yarısından XX. yüzyılın başlarına kadar var olmuş tarihî yazı dili ise Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi'dir. Yani Türk dili tarihinin bir dönemidir. Kamuoyunca yaygın olarak bilinen ve Türkçe, Farsça ve Arapçadan oluşan karma bir dil değildir Osmanlıca. Az önce de belirttiğim gibi, yaklaşık 4,5 asırlık bu yazı dilinin kendi dönemleri ve katmanları vardır. Kamuoyunda en çok bilinen katmanı ve genellikle eleştirilen katmanı ise iyi eğitimli bir üst zümrenin, çok iyi bildikleri Arap ve Fars dillerinden alıntıladıkları sözcükler ve kurallarla kurdukları entelektüel Osmanlıcası’dır. Arap ve Fars edebiyatının büyüleyici etkisinden, diğer taraftan da İslam kültüründen doğan bu entelektüel dil, bu dili kuranların bile gündelik iletişim dili değildir. Aslına bakarsanız, bugün de benzeri katmanlar var. Yalnızca bugün bu katmanlar arasındaki uzaklık daha az. Osmanlı dönemindeyse biraz daha fazlaydı” dedi.

“SÖZLÜK YARDIMIYLA HALK İÇİN YAZILMIŞ ESERLER OKUNABİLİR”
Okullarda verilecek Osmanlıca  eğitimiyle belirli eserlerin okunabileceğini ifade  eden Doç. Dr. Öztekten “Ne tür bir belge ve eser okunacağına göre öğrencinin eseri okuyup okuyamayacağı değişir. Osmanlıcanın son dönemlerinde ve halka ulaşmak üzere yazılmış bir roman ve hikaye ya da bir hatırat, sözlükler yardımıyla okunup anlaşılabilir. Ancak daha eskilere gittikçe, el yazmalarının inceliklerinin, Türk dilinin dönem özellikleri ve dil bilgisi kurallarının yanı sıra alıntı sözler arasındaki okunuş ve anlam farklılarının da bilinmesi gerekir ki bu uzun ve yoğun bir öğretim programıyla başarılabilir. Ortaöğretim düzeyinde bu mümkün gözükmüyor. Daha çok uzmanlık isteyen bir durumdur ancak” diye konuştu.

“SÖZCÜKLER ANLAMI DIŞINDA KULLANILIYOR”
Birçok kelimenin anlamına uygun şekilde kullanılmadığını vurgulayan Doç. Dr. Öztekten,  “Keşke istenen başarı elde edilebilse de bugün artık neredeyse hiç kimse tarafından bilinmeyen ve esasen anlamları arasında ince farklar bulunan ve dolayısıyla kullanım yerleri başka olan 'kibar' ve 'nazik', 'merhum' ve 'müteveffâ', 'ilim ve 'irfân', 'tarif' ve 'itiraf' ya da 'rica ederim' ve 'estağfurullah' sözcükleri gereğince bilinse. Kısacası ortaöğretimde Osmanlıcanın öğretilme girişimi, çok kısa zamanda görüleceği gibi, pratikte hiç de amacına ulaşamayacaktır. Sadece harfleri tanıyan ve basit sözcükleri okuyabilen kuşakların yetiştirilmesinden öteye geçmeyecektir.” şeklinde konuştu.
 

YORUM YAZ
Diğer Haberler

Fotoğrafçılığın püf noktaları “genç gözlerle” ele alındı

Yükseköğretimin Oscar’ı İzmir Ekonomi’de

Bedia Akartürk kulakların pasını sildi

“Doğu Türkistan’da Asimilasyon ve Soykırım” anlatıldı

Mutfakta Başarı Tesadüf Değil

Doğa Dedektifleri İş Başında

2022-09-24-1664012764330-banner.jpg