Yaptığı işin özünde biriktirmek yani tasarruf olan ve yoğun biçimde tasarruf bilincini oluşturma çalışmaları yapan AvivaSAnın CEOsu Meral Eredenk, şirketin kuruluş yıldönümüne denk gelen 31 Ekim Dünya Tasarruf Gününde bir açıklama yaptı. Eredenk, devletin emeklilik sistemine destek olan özel emeklilik sistemlerine olan talebin arttığına da dikkat çekerek, Portföy yatırım stoğundaki en hızlı büyüyen finansal araç %38,1 ile emeklilik fonlarıdır dedi.
AvivaSA CEOsu Meral Eredenk, gelişmiş ülkelerde Tasarruf Günü etkinliklerinin yastık altı tasarrufların banka hesaplarına yönelmesini sağlayarak misyonunu büyük ölçüde tamamladığını ancak banka hesabı sahiplik oranının halen yüzde 50lerde olduğu Türkiyede tasarrufu teşvik edici etkinliklerin düzenlenmesine çok ihtiyaç olduğunu vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü:
2000-2009 arasında tasarruf oranı %23,1den %15,8e düştü
Tasarruf istatistikleri incelendiğinde, 2000 yılı sonrasında özel kesimin vergi sonrası harcanabilir gelirinin GSMH içindeki payının düştüğünü ancak buna rağmen özel tüketim düzeyinin arttığını, dolayısıyla özel tasarruf düzeyinin de düştüğünü görüyoruz. Özel kesim 2000 yılında vergi sonrası gelirinin %76,9unu harcarken %23,1ini tasarruf ediyor. 2009 yılında ise harcanabilir gelirinin %84,2sini tüketim için kullanılırken, sadece %15,8i tasarruf ediyor. TÜİKin yayımladığı Hane halkı Bütçe Anketi sonuçlarına göre de, hane halkı tasarruf edilebilir gelirinin toplam harcanabilir gelire oranı ortalama %7,3. Gelir dilimleri bazında bu oranın dengesiz dağıldığı görülüyor. İlk %60lık gelir dilimindeki hanelerin ortalama tasarruf oranı ekside. Sadece en zengin %20lik gelir dilimindeki haneler, gelirlerinin ortalama olarak %10undan daha fazlasını tasarruf etme imkanına sahip. TÜİKin araştırmasına göre her gelir diliminde tasarruf edilebilir gelire sahip haneler bulunmakla birlikte, Türkiye genelinde bakıldığında tasarruf edilebilir gelire sahip hane oranı %55. Dolayısıyla, Türk halkının yaklaşık yarısı (%45) kazandığından fazlasını harcıyor. Ülke genelinde 19 milyon civarında hane bulunduğu düşünülürse, 9 milyon hanenin tüketim harcamaları sonrası tasarruf etmek için ayırabileceği geliri kalmıyor.
Eredenk: Tasarruf oranı artırılabilir
Eredenk, 31 Ekim Dünya Tasarruf Gününe ilişkin açıklamasında, tasarrufu artırmanın yollarına da değindi: Hane halkı tasarruflarını arttırmanın iki temel yolu var: Hane halkı gelirinin artması ve hane halkı tasarruf eğiliminin yükselmesi. Fert başına düşen milli gelirdeki düzenli ve yüksek artış doğrudan hane halkı gelirinin artmasına, dolayısıyla da bu gelirin daha dengeli dağılımının sağlanmasına yarayacaktır. Zira fert başına GSYİHnin kuvvetli bir ivme ile yükselmesi için hem istihdam oranında hem de verimlilik oranlarında ciddi artış gerekmektedir. OECD tarafından hazırlanan Büyümeye Geçiş raporunun 2011 yılı sayısında -2009 yılı istatistikleri bazında- Türkiyede kişi başına GSYH seviyesinin OECDdeki yüksek gelirli 17 ülkenin ortalamasının %64,3 kadar altında kaldığı görülüyor. Hane halkı ve bireysel tasarruf oranlarını arttırmanın bir diğer yolu da farkındalığı arttırmaya yönelik finansal okur-yazarlık çalışmaları yapmak. Finansal Okuryazarlık sorunu eğitim ile çözülse de, finansal farkındalık yaratmak için algıların değişmesi gerekiyor. Tüketici algısını yönetmek, davranışlarını yönlendirmek ancak çok taraflı bir çaba ile mümkün. AvivaSA olarak, tasarrufun Bireysel Emeklilik sektörünün misyonu ile örtüştüğüne inanıyoruz. Tüketicileri tasarruf konusunda bilinçlendirmek ve bu uğurda paydaşları bir araya getirmek için üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Ayda 200 Euro ek tasarruf sorunu çözüyor
Avivanın Deloitte işbirliğiyle gerçekleştirdiği Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı Araştırması sonuçlarına göre, Türkiyede 2011 ile 2051 yılları arasında emekli olacak nüfusun, emeklilik dönemi beklentilerini karşılayabilmek için her yıl 91 milyar Euro ek tasarruf yapması gerekiyor. Bunun da ortalamada her birey için yıllık 2.400 Euro ya da ayda 200 Euro ek tasarruf yapılması anlamına geldiğini belirten AvivaSA CEOsu Meral Eredenk, açıklamasını şöyle sürdürüyor: Hem yaşam döngüsü trendlerindeki değişim hem de bireysel emeklilik sisteminin devreye girmesi, finansal okuryazarlığın önemini bir hayli arttırdı. Yaşam beklentisinin en hızlı arttığı OECD ülkelerinden biri olan Türkiyede bireylerin emeklilikte geçirecekleri süre de uzayacağı için kişisel ihtiyaçlara uygun bir emeklilik planının yapılması giderek daha hayati bir anlam kazanıyor. Katkı payı esaslı emeklilik planları, bireylerin kendi yatırım kararlarını kendilerinin vermelerini gerektiriyor. Böylece bireyler finansal konularda daha fazla bilgilendirme ve eğitime ihtiyaç duyuyor. Ülkemizde de şu anda %9 olan yaşlı nüfus bağımlılık oranının 2013te %12, 2020de %17 olması öngörülüyor. Emeklilik dönemi tasarruf açığımız düşünüldüğünde, şu anda tamamlayıcı konumda olan bireysel emeklilik sisteminin önemi giderek daha da artacaktır. Bu nedenle, katkı payı esaslı emeklilik planlarında katılımcılara, daha erken tasarrufa başlamaları gerektiği, hangi riskleri taşıdıkları ve ödeme dönemindeki yaptırımlar konularında finansal eğitim verilmelidir.
Özel emeklilik sistemine talep artıyor
Eredenk, devletin emeklilik sistemlerinden yararlananların, emeklilik günlerine destek olması açısından özel emeklilik sistemlerine artan bir biçimde ilgi gösterdiğine de dikkat çekiyor: Devlet destekli emeklilik sistemlerinin, çalışanların emeklilik öncesi hayat standartlarını devam ettirmekte yetersiz kalması ve devletin bireyleri özel emekliliğe teşviki şeklinde gerçekleştirdiği reformlar, bireylerin taşıyacakları sorumluluklar ve riskler düşünüldüğünde finansal eğitime olan ihtiyacı artırıyor. Bu bağlamda devlet, üniversite ve okullar, emeklilik şirketleri, sektörel kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa yapacakları çalışmaların etkisi daha da yüksek olacaktır. Etkili programlar tasarlayabilmek için de segment bazında aksiyon geliştirmek, her tüketici segmentindeki gereksinimleri belirlemek ve uygulama öncesi ve sonrası finansal okur-yazarlık seviyesini tespit etmek gerekir. Farkındalığın artması ve Bireysel Emeklilik Sistemine katılımlar dolayısıyla da uzun vadeli tasarruflara akan fon miktarı artacaktır. Uzun vadeli bir finansal yatırım aracı olan bireysel emeklilik fonlarının, yurtiçi yerleşiklerin portföy yatırım stoğu içindeki payı 2007 Aralık ayındaki %1,0dan, 2010 Aralık ayında %1,7 seviyesine gelmiştir. Ayrıca 2007-2010 arası ortalama %16,9 hızıyla büyüyen portföy yatırım stoğundaki en hızlı büyüyen finansal araç %38,1 ile emeklilik fonlarıdır. Uzun vadeli tasarrufların artması ve bu fonların da BESe yönelmesi (2012-2014 Orta Vadeli Programda da hedeflenen) yurtiçi tasarruf seviyesine de olumlu yansıyacaktır.










