Ege Koop Danışma Kurulunca Ege Üniversitesinin katkılarıla hazırlanan Anayasal Haklarımız ve Kurumlarımız seminerler dizisinde Sosyal Devlet konusunu ele alan Prof. Dr. Hüsnü Erkan ve Porf. Dr. Fevzi Demir, tarihsel süreç içinde mülkiyet ve çalışma ilişkileri başta olmak üzere Sosyal Devlet olgusunu değişik açılardan irdeledi. Türkiyede hızlı nüfus artışına değinen Prof. Dr. Fevzi Demir, Türkiyede üreme hızı, üretim hızının çok önünde gidiyor. Bu da başta milli gelir olmak üzere birçok konuda toplumu zorluyor dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi idari Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ege-Koop Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Geleneksel tolumda kapalı ekonomik yapılar vardır. Her şey evde üretilir ev ekonomisi vardır. Piyasa için üretim yapılmaz pazarlar gelişmemiştir. Geçimlik üretim yapılır. Böyle yapılarda anadan babadan görme kültürel değerler vardır. Geleneksel toplumun sosyalliği insanları birbirine bağımlı kılan sosyal bir ilişkidir. Sanayi döneminden önce Avrupanın feodal yapısında toprağı olan toprağın sahibidir olmayan köledir. Bu bizde farklıdır. Çünkü bizde dünden bugüne toprakların özel mülkiyeti 1958 toprak yasasına kadar yoktur. Osmanlıda toprağın sahibi padişah, köylü ise sadece işleticisidir diye konuştu.
Avrupa toplumunun madde merkezli dizayn edildiğini Türk toplumunun ise insan merkezli dizayn edildiğini söyleyen Prof. Dr. Hüsnü Erkan, Geleneksel tarım toplumunun sosyallik anlayışı kapalı ev ekonomisi, kapalı toplum yapısı ve bağımlı insan tipi esasına dayanır. Sanayi toplumlarında emeğin ön plana çıkmasıyla emeğin özgürleşmesi söz konusu oldu. İlk kez sanayi ile birlikte emek pazarlanabilir hale geldi. Feodal yapının kölesi ilk defa emeğinin karşılığında bir ücret almaya başladı. Sanayi toplumun yapısı içinde bireycilik, piyasa sistemi esastır dedi.
Sosyal devletin duruşuyla bugüne nasıl geldiğimizi ele alan Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ege-Koop Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fevzi Demir, ise Kişisel hak ve özgürlüklerden bahsetmek için 1789 Fransız İhtilalınden bahsetmek gerekir. Özgürlükler egemen olan kişiye ait. Egemenlik krala ve padişaha ait olduğu için sahip olduğunuz hiçbir şey size ait değil. Yaşama hakkı bile padişaha ait. 1789 Fransız İhtilalinin getirdiği liberal anlayış ile kişisel hak ve özgürlükler tanınmaya başlandı. Fransız İhtilali ile eşitlik, kardeşlik ve özgürlük kavramları benimsendi. İhtilal ile birlikte köle efendisinin karşısına geçip özgürlüklerini istemeye başladı. Özgürlüklerle birlikte köyden kente göç arttı ve işçi gücünün artmasıyla birlikte piyasada rekabet ortaya çıktı. Rekabet emeğin satın alma gücünü gittikçe düşürmeye başladı. Bireylerin seçme ve seçilme haklarını elde etmesiyle birlikte demokratik bir yapıya geçildi. Liberal haklar sosyal hak ve özgürlüklerle tamamlanmaya başlandı. Bu haklar sosyal refah seviyesini yükseltti. Sosyal devlet kendisini burada göstermeye başladı diye konuştu. İZMİR(Ege Ajans/Abdurrahman Fırat-Harun Özdal)










