Doğa Bizi Hiçbir Zaman Aldatmaz. Bizi Aldatan Daim

  • 0
  • 1.016
Yazı Boyutu:

Haftanın Sözü: “Doğa bizi hiçbir zaman aldatmaz. Bizi aldatan daima kendimimiz” Jean Jacgues Rousseau 

İşte böyle TOPLUM ÖNDERLERİ

sık sık örnek olmalılar

TOPLUM ÖNDERLERİ İşte böyle

sık sık örnek olmalılar

Güzel şeylerin yaygınlaşması için önce göstermek, öğretmek gerekir. Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık. Bizden sonra gelecek nesiller “Atalarımız ne kadar kötü bir dünya bırakmış” demesiler. Bu nedenle herkes çevre ile ilgili üzerine düşen görevi yapmalı…  

Tıpkı önceki gün dünyaca ünlü Çeşme Ilıca plajının temizliğinin yapıldığı gibi. Kimler yoktu ki. Eski Bakanlardan Işın Çelebi, üstad televizyoncu Uğur Dündar, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği Eski Başkanı Muharrem Kayhan Nilgün Özsaruhan, Oya Soyer, Oğuz Tatış, Banu Tatış, Semra Bakioğlu, Sedef Gürcü, Lal Denizli, Muharrem Özgen gibi toplumun sevilen ve sayılan insanları ellerine birer torba alıp plaj temizliği yapmaları ne kadar örnek bir davranıştı. Kumun içindeki en küçük cam parçası bile eleklerle ayıklandı ve “Çeşme’ye, Ilıca’ya gelen herkes misafirimizdir, başımızın tacıdır. Fakat, bulmak istediği gibi bırakması şartıyla” mesajı verildi.13 yıldır ÇEVRE yazıları yazan bir kişi olarak çok umutlandım, mutlu oldum. İşte böyle olmalı. Birlikten güç doğar. Diğer örnek bir davranış İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve DB Schenker Arkas yöneticilerinin bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için kilometrelerce pedal çevirmeleri. Veya çektiği filmleri ile büyük beğeni toplayan yapımcı ve yönetmen Çağan Irmak’ın ormanların yanmaması için verdiği mücadele gibi. Güzel şeylerin yaygınlaşması için toplum önderlerinin bu gibi faaliyetleri sık sık yapmaları şart.

Çocuklarımızdan ödünç aldık
Bir şeyleri eleştirmeden önce göstermek, öğretmek gerekir. Örnek olmak adına ben çöp toplamayı plaj, sokak, dağ, bayır demeden yapıyorum. Bizden sonra gelecek nesiller “Atalarımız ne kadar kötü bir dünya bırakmış” demesiler. Hani bir kızıldereli sözü vardır; "Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık". İzmir’de bisiklet kullanımının her geçen gün yaygınlaşmasına da çok seviniyorum. Bu yıl gittiğim Macaristan’ın Budapeşte, Avusturya’nın Viyana, Slovakya’nın Bratislava,Çek Cumhuriyeti’nin Prag, Almanya’nın Berlin ve Yunanitan’ın Atina başkentlerinde cadde ve sokaklarında sanki bisikler festivali varmış gibigiydi. İzmir’inde öyle olasını çok istedim. Son aylarda İzmir Bisiklet Derneği, Perşembe Akşamı Bisikletçileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve DB Schenker Arkas şirketinin organizsyonları bisiklet sevgisini yaygınlaştırdı.

Bisikletle egzoz gazını azaltın
Avrupa kentlerideki gibi bisiklet tutkusunun İzmir’de de artması beni müthiş mutlu ediyor ve sevincimden yollarda kendi kendime “Bisiklet tutkunları artıyor, egzoz gazı azalıyor” başlıkları atıyorum. Evet sağlığımız için egzoz gazını yaşamımızdan çıkarmamız veya en aza indirmemiz lazım. Çünkü, yapılan araştırmalar egzoz gazının kansere ve astıma neden olduğunu kesin olarak ortaya çıkardı. Bisikletli yaşamın faydaları saymakla bitmez. Bisiklet süren bir kişinin sistematik hareket sebebiyle neredeyse tüm vücudunun çalıştığını belirten uzmanlar, “ El, kol, bacak, gövde kısaca bütün beden hareket eder. Kasları güçlenmesine büyük katkı sağlar. Hastalıklara karşı direnci arttırır, bisiklet süren kişi daha sık nefes alıp verir bu da bedenine bol oksijen gitmesini ve sağlıklı hücrelerin gelişmesine katkı sağlar”diyor. Haydi herkes bütçesine göre bisiklet alıp kent yaşamında egzoz gazını hayatımızdan çıkaralım.  

Çağan Irmak’ın orman yangıları isyanı
Çağan Irmak, Asmalı Konak dizisi, babam ve oğlum ile ıssız adam filmleriyle Türk insanının yüreğinde taht kuran Seferihisarlı ünlü bir film yönetmeni. Toplumsal konulara çok duyarlı. Sığacık’a kurulmak istenen orkinos balık çiftliğine karşı birlikte denizin içinde pankart açmıştık. Son günlerde ard arda çıkan kasıtlı orman yangınlarına karşı isyanını belirten bir mektup yazmış; “Gökyüzü simsiyah. Yine aynı korku, yine aynı keder yine aynı nefret. Ormanlar yanıyor. Saatler boyunca, neredeyse bir tam gün. 1400 hektar kadar 10 bin ağaç kadar sayısını bilmediğimiz onbinlerce zavallı hayvancıklar da yanıyor. Hangi kalp bu kadar yangını taşıyabilir, hangi kararmış kalp bu denli büyük bir yangını başlatabilir. Bilmiyoruz, bilmeyeceğiz, öğrenemeyeceğiz de. Her seferinde olduğu gibi yine yangın sonrası suskunluğa bürünecek her yan ve herkes. Yine simsiyah yüzlerle susacağız ya da susturulacağız. Çünkü sistemli bir oyunun parçası her şey. Bu bir sabotaj. Seferihisar’da 22 Ağustos’ta denenip başarılı olamayan 23 Ağustos’ta da garanti olsun diye iki farklı yerden ve özellikle rüzgarlı bir havada başlatılan bir cehennem emsali. Failleri yine bulunamayacak ama bir kaç yıl sonra buralarda yükselen yaşam alanlarının, otellerin ya da yazlık sitelerin kurucularından kimse hesap sormayacak.

Niye büyüdün lanet olsun!  
Çünkü unutmuş olacağız ya da unutmuş rolü yapacağız değme oyunculara taş çıkaran rol yapma yeteneğiyle. Gariban bir çobana verilmiş üç kuruş para karşılığında olup bitti her şey belki. Belki kafamızın basmadığı başka bir dümen var ortada. Anlıyamıyoruz çünkü anlamlandıramıyoruz. Bu denli büyük bir zalimliğin gerekçesini çözemiyor dimağımız. Akıl karı değil çünkü bu, başka şeylerin karı. Gelecek için kurulmuş hain bir düzenin sebep olacağı geleceksizliği , gelecek için kurulmuş kalleş bir planın sebep olacağı yokoluşu hangi beyin çözebilir ki? Bu denli büyük bir saçmalığın da son derece klişe ve basit bir açıklaması olacak sonunda elbette. Yol kenarına atılan bir izmarit filan. Yine kimse hesap sormayacak belki de hesap sorması gereken kişilerdir hesap sorulacak işleri yapanlar. Öyleyse yazıklar olsun. İnsan vicdanı içinde hem cennet hem de cehennemi barındırırmış. Dilerim sizin vicdanınızdaki cehenneminiz yaktığınız ağaçların ateşiyle, öldürdüğünüz hayvanların hayaletiyle dolu olur. Ve sen, yangını başlatan üçüncü tekil şahıs!B ir zamanlar sen de bir çocuktun, bir zamanlar inanıyorum ki bir ağaca sarılıp onun kokusunu içine çektin, bir zamanlar sen de babanın ağaçlara kurduğu ip salıncakla göklere uçtun ,mutluluk göğsünden taştı. Şimdi nasıl kıydın onlara? Niye büyüdün lanet olsun! Neden kapkarasın şimdi?



İzmir'de bisiklet üzerinde tanışan ve evlenmeye karar veren bisiklet sevdalısı Uzman Dr. İlker Akın ve Uzman Dr. Sema Berktaş, nikahlarının yapılacağı salona  bisikletleriyle gittiler.

YORUM YAZ
Arşiv