İEF

  • 0
  • 1.246
Yazı Boyutu:







Sevgili Okuyucu;
Sen kaç doğumlusun bilmem ama ben 1979 doğumluyum. Aslen de Muğla Datçalıyım.
Benim çocukluğumda İzmir Fuarı zamanı (ki o zaman fuar 1 ay açık kalırdı) memleketten akrabalar bizim eve kalmaya gelirlerdi. Bunu çok iyi hatırlıyorum.

Akşamüstü Montrö ya da Lozan kapısından içeri bir girer, çıkmak bilmezdik. Birlikte gezdiğim insanlar için fuarın olmazsa olmazları ya da akıllarından hiç çıkmayan “İKONİK” sembolleri nelerdir bilmem. (Galiba yaşlanıyorum J) Ama benim için gerçekten o dönemde olmazsa olmaz dediğim, hatta hâlen daha olmazsa olmaz kategorisinde olan sembollerim var/vardı benim…

Mesela; Lunapark… Tartışmasız en sevdiğim. 50. yaşa merdiven dayamış olmayı hiç umursamayıp, geçen yıla kadar pembe pamuk şeker alıp (ki onu da çok severim, keşke çok sağlıklı bir yiyecek olsa ve her öğün yutsam) Ege Güneşi ve Korku Tüneli’ne binmeden eve gitmezdim. Daha erken yaşlarımda Radar’a da, çarpışan arabalara da, Balerin Kız’a da, Atlı Karınca’ya da, Uçan Halı’ya da bindim. Binemediğim ya da binmekten korktuğum oyuncaklara da binenleri özellikle seyrederdim.

Ancak dün öğrendim ki!
Artık Lunapark yokmuş ve olmayacakmış…
Olmamasının yetişkinlerin gözünde çok makûl sebepleri varmış ama benim içimdeki çocuk kırıldı bir kere. Dünden beri de ağlıyor bir türlü susturamıyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam 15-16 yaşlarımdayken yurtdışındaki bir arkadaşıyla sık sık mektuplaşan bir arkadaşım vardı ve bir gün o yurtdışındaki arkadaşı İzmir’e sadece fuar zamanı Ege Güneşi’ne binmek için geleceğini ona söylemiş ve söz konusu oyuncağı da İzmir kartpostallarında görmüş ve çok merak etmiş. Bak sen bizim Ege Güneşi’ne…

Bir de yine çocukluğumun olmazsa olmazı Ada, Göl ve Menekşe Gazino’ları vardı. Ülkemizdeki en ünlü sanatçıları yakından görüp, sahnede dinlediğimiz… Zeki Müren başta olmak üzere.

İçimdeki çocuk daha fazla ağlamaya başladı sanki. Hay Allah! Nasıl sustursam ki ben bu çocuğu.

Kendini pek çok anlamda tanıtmak için yurt dışından gelen ülke sayısı da daha fazlaydı sanki…
Ben öyle hatırlıyorum ama sen yaşlanmaya başladığımı da göz önünde bulundur olur mu?

Aslında bir de yetişkin yıllarımın bir olmazsa olması vardı…
“Sinema Burada Günleri”
Ben Fikret Hakan’ı yakından ilk kez o etkinlikte gördüm. Sevgili Salih Güney’le bugün halen devam eden dostluğun tohumları ilk orada atıldı. Oğuz hocamı da yani Oğuz Makal’ı da o etkinlik sayesinde tanıdım. Bir de bugün hâlâ aynı ilgiyle izlediğim “Whiplash” filmini de ilk orada izledim çünkü uluslar arası çapta film gösterimleri de oluyordu.

Tam bir fuar gibi değil mi?

Oyuncaklar, sanatçılar, yemekler, gazinolar, filmler…

Ama dün öğrendim ki “Sinema Burada Günleri” de bu yıl yokmuş ve önümüzdeki yıl için de akıbeti henüz belli değilmiş.

Benim içimdeki çocuk çığrından çıktı.
Feryat figan…
Ben artık yazmayım. Yolun karşısındaki markette Pembe Pamuk Şeker vardı gidip ondan alayım bari.

Fuar 29 Ağustos’ta açılıyor. Gelirsen görüşelim.
Dress Code yok Mod Code var.
Eski Lunapark’ın orda ağlayan bir yetişkin göreceksin. İşte o benim.
Belki bana gelirken Pembe Pamuk Şeker alırsın ve acım biraz hafifler.

YORUM YAZ
2022-09-24-1664012764330-banner.jpg