Bala Dair Ezberlerimiz Ve Gerçekler

  • 0
  • 1.119
Yazı Boyutu:

Bal arıları çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alıp yuttukları meyve ve çiçek özlerini, kendi vücutlarındaki bir takım enzimlerle işleyerek değişikliğe uğratır, su içeriğini azaltıp çiçek özünü yoğunlaştırır ve petekte depolar. Dayanıklı, yoğun ve besin değeri yüksek olduğu düşünülen bu doğal besine de bal adı verilir.

Balın içeriği:

Olgunlaşmış ballar %17 dolayında su içerir. Baldaki su oranının yüksek olması balın daha kolay bozulmasına neden olur. Isıtılır. Bu kez enzimler yararını yitirir, vitaminler uçar, mineraller de kayba uğrar.

Dr Wendy DOYLE yaptığı araştırmanın sonuçlarını British Dietetics Association dergisinde yayınlamış ve balda % 38.5 fruktoz, %31 glukoz % 12 maltoz, sükroz vd şekerler olmak üzere toplam % 80 şeker içerdiği tespit edilmiş. Bu kadar şekere ihtiyaç var mıdır?

Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor olmak üzere mineral maddeler vardır. Ancak mineral çeşitliliği dikkat çekse de içerilen miktarlar tatmin edici değildir.

Balda 17 adet farklı aminoasit (yani sindirilmiş protein parçacıkları denebilir) tespit edilmiştir. 17 çeşidi de her balda eşit oranda bulunur denilemez. Kiminde 2 çeşit varken, kiminde 9 çeşit, nadiren de 17 çeşidi bir arada bulundurabilir.

Balın, kaynaklarda B, C, E ve K vitaminleri içerdiği görülse de, tüm balların içeriği farklıdır. Aşağıda da herhangi bir ısıtma işlemine tabi tutulmamış 100 gram doğal balın ortalama içerdiği vitaminler, mineraller ve besin ögeleri tabloda gösterilmiştir:

İçerik                                  Analiz edilmiş                 Öğenin karşılanma

100 gr balda:                             miktarlar                        yüzdesi (%)

 

Enerji                                    306,6 kcal                                15 %

Su                                           24,3 gr                                     -

prot                                           0,4 gr(1%)                             1 %

Şeker                                        80 gr                                     26 %

Lif                                            0,0 gr                                     0 %

Vit. B2                                      0,1 mg                                   5 %

Vit. B6                                      0,2 mg                                  12 %

Vit. C                                       2,4 mg                                   3 %

Sodyum                                     7,0 mg                                    -                                            

Potasyum                                47,0 mg                                    -                                            

Kalsiyum                                   5,0 mg                                   1 %

Magnezyum                              6,0 mg                                   2 %

Fosfor                                     18,0 mg                                   3 %

Demir                                       1,3 mg                                   7 %

Çinko                                        0,3 mg                                   4 %


AYRINTILI BİLGİLER VE BAL HAKKINDA FARKLI BİR YORUM:

Ülkemizin her yöresinde bal üretilmektedir. Fakat bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. www.balsepetim.com dan aldığım bilgilere göre, örneğin: ½ kg ham nektarı toplamak için 900 bin arının bir gün boyunca çalışması gerekir. Arılar kursaklarını bir kez doldurmak için çiçekleri yaklaşık 1500 defa, 1 gr. bal üretmek için ise yaklaşık 180.000 kere ziyaret ederlermiş. Bu kadarını tahmin etmiyordum!.. Uçan bir arının yakıt ihtiyacının kilometre başına yarım gram bal olduğu ya da diğer ifade ile 3 milyon kilometre için 1 litre bal olduğu görülmektedir. Market raflarına 1 kg bal üretmek için arı kolonisi 8 kg bal tüketmek ve dünyanın çevresini 6 kez dolaşacak kadar uçmak durumundadır. Üstelik arılar bunu yaparken doğal yaşamın sürmesine vazgeçilmez bir katkıda bulunurlar. Bitkilerin çoğu arılar sayesinde tozlaşarak üreyebilmektedir. Bu süreci kaç tanearıcı bekliyor ve kilolarca üretim yapabiliyor diye düşününce “bal” diye yıllarca “yalan” yemişiz dedim kendime…

Doğal bal bulmak iğneyle kuyu kazmak gibidir ve başta da belirttiğimiz üzere balın gerçek olup olmadığını ancak laboratuar analizleriyle anlayabiliyoruz. Zaten peteğini de asla yemeyin. Tamamen mumdur. Parafin, yani kanserojendir.

Ayrıca bal ısıtıldığı oranda o çok kıymetli enzim değerinde kayıplar olur. Sahte veya doğal pek çok balın bozulmasını engellemek üzere, suyu buharlaştırma işlemi sırasında bu enzimler değerini varlığını kaybeder. Oysa gerçek balda henüz işlem görmediyse, ısıtılmadıysa, “kolin” denen bir madde karaciğer yağlanmasını engelleme özelliği taşımaktadır.

Ancak doğal olduğu iddia edilen pek çok bal türünde çeşitli üretim hileleri kullanılmaktadır. Tabloyu incelediğinizde enerji ihtiyacınızın önemli bir kısmını karşılarken bunu tamamen şekerle yaptığına; buna karşılık protein karşılama oranının da çok düşük olduğuna dikkat ediniz. Üstelik güvenilir kaynaklara baktığınızda hiçbir analiz yoğun protein içerdiği iddiasında da değildir. Sadece balı popüler kılmak, üzerinden rant elde etmek isteyenlerin, baldaki proteinlerin toplam miktarına değil, çeşitliliğine dikkat çekerler. Çeşitlidir, ancak her çeşit protein komple her balda tam kadro bulunmamaktadır.

Kaldı ki doğal bal için bile “vitamin mineralden zengindir” denilemez. 100 gram doğal balda bile toplam vitamin mineral miktarları düşüktür. Hatta aslına bakarsanız bir oturuşta 100 gram balı da kim yiyebilir ki?...  Günlük vitamin mineral ihtiyaçlarımızı karşılama yüzdesine baktığınızda çok fakir bir besin olduğunu göreceksiniz. Üstelik tablo 100 gram balın günlük gereksinmelerimizi karşılama oranlarını veriyor. 100 gram bal yiyebilir misiniz? Ya da yerseniz komaya girmez misiniz? Bunlar ayrı tartışma konuları…

Günümüzde bal, gerek karakovan, gerekse doğal petek balın kalitesi; üreticilerin kullandıkları katkı maddelerine göre değişmektedir. Örneğin: Balın, üretiminden sofraya gelinceye kadar hiçbir aşamasında kesinlikle şeker ve benzeri katkı maddeleri kullanmamalıdır.

Ancak arıcılar seri üretim yapabilmek için, şeker yükleme testlerinde kullanılan şekerin sulandırılmasıyla elde edilen glukoz şurubunu bir tekneye koyarlar arılar bu şurubu içerek bedenlerinde sentezleyip, parafinden elde edilen petek içerisine yani mum malzeme içerisine taşırlar. Doğal diye satılan pek çok bal bu şekilde elde edilir. Sürekli şerbetle yemlenen arının ürettiği bal, her ne kadar arı da üretmiş olsa, hileli baldır. Tüketici bu hileyi balın tadından, kokusundan, renginden anlayamaz... Arı yetiştiriciliği ve ıslahı uzmanı Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu, balın, çoğu kez ucuz hammadde olan genetiği değiştirilmiş mısır nişastasından elde edilen glukoz ve fruktoz ile hazırlanmasının, arıların metabolizmalarını bozduğuna ve arıların tükenmesine neden olduğuna dikkati çekmiş. Balın gerçekliğinin de yalnızca yüksek teknolojiye sahip analiz laboratuvarlarında tetkik edilerek anlaşılabileceğini ifade etmiş. (Deseniz ya bal yedikçe tabiatın dengesinin bozulmasını da desteklemiş oluyoruz!..)

Bal diye diye yediğimiz de ne? Glukoz ve fruktoz şurubu… Bunun için bu kadar para dökmeye gerek var mı? Adeta sektör olmuş, bal satan, vitrinine balın faydaları adlı gazete haberlerini yapıştıran, her köşe başını tutmuş balcılar türedi. Şifa ve doğal adı altında glukoz şurubu yemekteyiz.

Bunun için bu kadar koşuşmaya, konuşmaya gerek var mı? Gidip eczaneden “Kendi pankreasıma yükleme yapmak istiyorum, bal pahalı, bir adet 75’ lik glukoz verir misiniz?” derseniz çok ucuza bu işi halledersiniz… Asla bir oturuşta 100 gram bal yenemez, komaya girmek demektir ama; yukarıda doğal balın 100 gramının günlük vitamin mineral ihtiyaçlarımızı hangi ölçüde karşıladığı tabloda yer almaktadır: Görüldüğü üzere sansasyonel bir besin değildir. Tatlı tada alışıp gün boyu tatlı tadın yoğun karbonhidratlı gıdaların devamını istemeniz de cabası…Yani iştah açtığı, bağımlılık yaptığı, şeker hastalığına eğilimi arttırdığı, vitamin mineralden sanıldığı kadar zengin olmadığı gerçekleri bal hakkında tutkunuzu yatıştırsın. Bal sizin vazgeçilmeziniz olmayı hak etmiyor.

Yeni Zelanda’ da bir üniversitede Dr. Peter Molan, balın antibakteriyel özelliğinden eski çağlardan beri yararlanıldığını, derideki enfeksiyonların tedavisine yardımcı olduğunu, şişlikleri, yaraların iyileşmesini hızlandırdığını doğrulamıştır. Yanık tedavisinde de, Dr Subrahmanyam, balın şifalı olduğunu göstermiştir. Ancak polen tuzaklarıyla arının bitkiden getirdiği polenler kovana girmeden alınmaktadır. Yalnızca gerçek bal biraz daha fazla vitamin mineral içerir. Ancak deri yüzeyine sürüldüğünde antibakteriyel, ve enfeksiyonları gideren, yaraları iyileştiren bir yapı olduğu gerçektir.

Ancak bunu da şeker yoğunluğuna borçludur. Burada bile balın yenilmesinden değil, ihtiyaç duyulan sorunlu bölgeye sürülmesinden söz edilmektedir. Bir kimya kuralı gereği yoğun olan ortam su çeker ve bakteriler bedenlerindeki suyu kaybederler böylece yaşayamaz üreyemezler. Siz bunu yara üzerine bal yerine küp şekerle de başarabilirsiniz. Balın kendisine has eşsiz hiçbir şeyle karşılanamaz olmasını neden kalmamış gibi duruyor değil mi?... İşte doğru bildiğimiz yanlışlardan biri de bala dairdi…

Evinizde şekersiz meyve rendesi yapın ve ondan 1-2 tatlı kaşığı yiyin. Örneğin bal kabağı, havuç, elma ve ayva püresi yapın. Üzerine tarçın serpin. Az miktarda yapın hızlı tüketin koruyucu içermez. Çabuk bozulabilir diye limon damlatmayı, kapağı kapalı vaziyette buzdolabında saklamayı ihmal etmeyin. Hiç olmazsa meyve şekerinin en doğal hali… En azından çiçekten alınıp da arı bedeninden geçerek peteğe aktarılabilen, sahte ya da doğal balın analizlerinde çıkabileceğinden daha yoğundur meyve püresinden gelen mineral ve vitaminler…

YORUM YAZ
Arşiv