Başka Ne Sebeple Şişmanız?

  • 0
  • 960
Yazı Boyutu:

Hayatımızdan memnun değilken çoğu kez teknolojiyi sorumlu tutmayı tercih ediyoruz. İlerleyen teknoloji yüzünden şurada zorlanıyorum, iş ve yaşam koşulları ağırlaştı vs… Gelgelelim, ıvır zıvır vakit kayıplarımızı hiç gözden geçirmiyoruz. Aslında istedikten sonra nelere vakit ayarlanıyor; bir düşünün… Hep işimiz, dostlarımız, akrabalarımız, evimizin sorumlulukları için bir şekilde vakit ayarlanıyor.
En son ne zaman çocuğunuzla vakit geçirdiniz, onunla bir arkadaş gibi huzurla verimli ve yararlı bir sohbet ettiniz? En son ne zaman basitçe tempolu bir yürüyüşü, planlı, disiplinli ve keyif alarak yaptınız? Çocuğunuzu spora, bir hobisi olsun diye gönderirken özlemle bekliyor musunuz, yoksa başınızdan gitsin diye mi gönderiyorsunuz? Çocuğunuz neyi niçin yaptığınızı hissediyor olamaz mı? Kaç kere yürüyüşe veya spora birlikte gitmeyi denediniz? Birlikte ne kadar vakit geçiriyorsunuz? Sevgi sadece bebekken mi bir ihtiyaçtır? Sevgi daha çok paylaşım gerektirmez mi? Paylaşılmayan sevginin, yerini bulduğuna emin misiniz?
Peki ya geriye dönüp geçmişimize baktığımızda kendimiz için ne yapmış olabiliriz? Nerdeyse hiçbir şey… Anneler babalar, yoğun çalışma temposu ve sorumlulukların altında ezilip mutsuzluğu yaşıyorken, çocuklarına da mutluluk ve huzur veremiyor. Çocuklarına yetemeyen ebeveynler, yetersiz paylaşımların yarattığı açığı kapatmak üzere çocuklarını adeta abur cuburlarla zehirliyor. Bağımlılık yapan, iştah açan, en çok birkaç saniye için mutluluk veren abur cuburlar ve fast food çocuklarımızın sağlığını tehdit ediyor.
Polikliniğimize başvuran çocuk sayısı yıllar ilerledikçe hızla arttı. Diğer yandan hepsinde hareketsizlik ve hatalı beslenmeye bağlı olarak hipoglisemi, insulin direnci, diyabet, kanda yağların yükselmesi, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar artık 9-10 yaşlara kadar indi. Ailede bu tip hastalıklar olmamasına rağmen, hasta ve obez çocuklar şeklindeki sonucun kökündeki neden, inanmak istemesek de, anne babanın mutsuzluğumuzdur. Kendi tatminsizliğimiz, çocuklarımıza yansıyor. Ebeveynsel açıklarımızı kapatmak ve bir nevi vicdanımızı rahatlatmak üzere, vakit ayırmak yerine nakit ve abur cubur sunmayı tercih ediyoruz.
İşte bu kolaycılık yeni nesili obezleştiriyor. Hırsının, yalnızlık ve mutsuzluğunun acısını besinlerden çıkaran bir nesil bu… Her yaştaki insanın temel ruhsal ihtiyacı olan sevilmek içgüdüsü, tatmin edilmediğinde mutsuzluğu doğurur. Her mutsuz çocuğu, her ödüllendirilmesi gereken çocuğu yiyecekle ödüllendirip sevindirmeyi alışkanlık edinmiş bir toplumuz. Oysa bu zihinsel şifreleme (mutsuz olunca ye, sevinmek ihtiyacı için ye, her sunulanı ye gibi) bireyin ileride de obeziteyle mücadelesinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam eder. Mutsuzluk, mutlu olma ihtiyacını doğurur, mutlu olma ihtiyacı ise mutluluk vermek üzere sürekli kullanılan besinlere ömür boyu yöneliş demektir. Sevgi ve paylaşım, en gerçek tatmindir. Çocuklarınızı sevin ve bunu onlara doğru yollarla gösterin. Onları fast food ve abur cubura alıştırmak suretiyle zehirlemek yerine, vaktinizi sevginizi paylaşın. Çünkü paylaşılmayan sevgi amacına ulaşmaz.

YORUM YAZ
Arşiv