Gündemde Kolesterol Var

  • 0
  • 1.375
Yazı Boyutu:

Ne kolesterolmüş…

Hastanın biri: “Bana bir şeyler oluyor” diyerek gideceği, gitmek isteyebileceği en son yere, yani hastaneye ve doktora gelmiş. Kanda total kolesterol değeri yüksek çıkmış. Önlenemeyen açlığın, ense kökünden giren ağrılarının bir anlamı olmalı…

Damarlara biri bir iyilik yapmalı.

Hastanın kan tahliline bakılır. Çok yüksek seyreden kolesterol halinde, tokluk hissi kaybolur. Tokluk hissi veren “leptin hormonu” artık beyin bariyerini aşamaz ve görevini yerine getiremez. Hasta doymuyor, yiyor… Beden ağırlığı artıyor, fakat kolesterol düşmüyor. Hastanın ense kökünden giren ağrısı var. Kolesterol damarlara zarar vermeye devam ediyor. İlk iş şu olmalı: Beslenmesinin düzenlenmesi ve egzersiz önerilir. Hasta doymuyor ve şikayetleri devam ediyorsa, kilo veremiyorsa, kolesterol düşmüyorsa, kolesterol düşürücü ilaç anahtar rol görevi görebilir. Hastanın gereksiz iştahı kanda kolesterol seviyesi düştükçe zamanla önlenir. Kanda kolesterol düştükçe damar sağlığı da korunmuş olur. Kolesterol seviyesi yüksekse yüksektir. Mecbursanız kolesterol düşürücü ilaç verilir elbette...

40 senelik sorunun nesi tartışılır günlerce anlamadım? Yan etkisi ne olursa olsun; ısrarla uzun süredir diyete ve egzersize rağmen düşürülemeyen kolesterol, hastaya zarar vermeye devam ediyorsa, kimse ilaçla ilgili kar zarar hesabı yapmak durumunda değildir, hastanın çıkarları ve sağlığı ön plandadır.

Bir doktor çıkmış: “Kolesterol diye bir sorun yoktur. İlaca gerek yoktur. Kabullenin diyor.” Herkes de mikrofon veriyor, kimi dinliyor, ciddiye alıyor vb… Neyin tartışması bu?

Beslenmeyle ilgili vaazlar verenler, diyet yazanlar, diyetisyen bile değil. Kimse peynirden gelen yağın yoğunluğunu bilmiyor, içyağ ve kuyruk yağının nelerin içine girdiğini bilmiyor. “Hastanın besin kayıtlarını incelemesi üzere diyetisyene sevk edilmelidir” diyen yok??? Bakalım o kolesterol neden düşmüyor? İçinden çıkamıyorsan ekibin önemli bir halkasını atlıyor olamaz mısın yani? Her şeyi kendi kendine birileri ekranlarda kolesterol tartışıyor, kendi kendine kitap yazıyor, mideden diyetisyenlik yaparak ek gelir elde ediyor, her gün ayrı bir doktor ekranlarda ellerinde cetvelle çarpa çarpa özel karışımlar anlatıyor, diyetler veriyor, öğüt ve vaazlar veriyor. Bu nasıl bir meydanı boş bulmak, cahilce cesarettir? Beslenme eğitiminiz 1 saat bile yok. Diploma yok, bir bilene sormak, danışmak yok??? Fütursuzca gidiyorlar, ne bileyim nereye gidiyorlar? Kolesterol düşürmek bile ekip işidir!!!

Kimse kimsenin kolesterolünü kendi kendine düşüremeyebilir. İlaç kullanımı zaten son çare midir; evet son çaredir. Önce yaşam tarzı değiştirilir, beslenme düzenlenir. Hastaya tüm ayrıntıları bir beslenme uzmanının anlatması gerekir. Hangi besinlerin içinde kolesterolün vücuda gizlice girdiğini bilmezseniz, o kolesterol sporla da düşmeyebilir, ilaçla da… Sadece sağlıklı beslenmeyle gizli kolesterol kaynaklarını bile keserek, hastayı iyileştirebilirsiniz.  Ama iyileştiremeyebilirsiniz de... Bu kez ek olarak spor önemli bir anahtar olabilir. Yine ilaca ihtiyaç kalmayabilir. Ancak bir beslenme ve bir de spor uzmanının çözemediği yüksek kolesterol sorunu, hastanın kalp damar sağlığını, yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek kadar endişe vericiyse; ilacın yan etkisinin de tartışılacak bir tarafı yoktur, ilacın verilip verilmemesinin de tartışılacak bir tarafı yoktur.

Bunları yapan bir takım doktorlar ekip çalışması yapmaya kendilerini hazırlasınlar. Devir ekip çalışması devridir. Diyetisyene sevk etmeden taburcu edilen her hasta size geri dönebilir. Artık hasta da çok bilinçli… Doktordan ekip çalışması beklerken, doktor diyet yazmaya herkesin diplomasını almış gibi kendi kendine savaşmaya devam ederse mesleki bir facia ortaya çıkacaktır. Az sayıdaki bu tarz çalışan hekimlerin, egolarından arındıktan sonra  ekranlara beslenme uzmanı ve spor eğitmenleriyle çıkmaları zamanıdır. Daha bilimsel, daha akla yatkın, bilimde daha kabul gören yönlendirmelerle halka ulaşılması gerekmektedir. İlaçla yaptığınız bir tedaviyi hatalı bir beslenme modeliyle büsbütün bozabilirsiniz. İlaçla müdahalenin zorunlu olduğu bir durumda hatalı yönlendirmeler yaparsanız hastaya zarar verirsiniz.

Elmayı manavdan pazardan almak lazım. Gidip de elmayı kuruyemişçiye sormamak lazım. Ben kimseye: “ Gel senin dişini kapıya bağlama yoluyla ben de çekerim” demiyorsam; kimse de beslenmeyi bu konuda diploması eğitimi olmayan bir doktora sormamalıdır.

Herkes birbirinin yaptığı işe saygı duymuyorsa beslenme bilimine ve dinleyen halka saygı duymalıdır. Mideden uydurma tartışmalara yer yoktur. Günde 5 tane yumurta yiyin, 2 öğünden fazla beslenmeyin, sadece protein alın gibi beslenme bilimine aykırı, uydurma, tamamen saçmalıktan ve dikkat çekme çabasından ibaret şeylerle gündem yaratıp prim yamaya çalışmak insanların sağlığına mal olmaktadır.

Sevgili okurlarım; siz siz olun, her duyduğunuzu kendi üzerinizde denemeyin. Sağlığınız birilerinin prim yapma, konuşuluyor olma ve gündemde kalma çabasından çok daha değerlidir.

YORUM YAZ
Arşiv