Kanseri Kovalayan Öneriler

  • 0
  • 859
Yazı Boyutu:

Çağımızın en çok konuşulan hastalığı belki de kanser…
 
Genetik yatkınlığın etkisi başta olmak üzere belenmeyle ilgili faktörler hergeçen gün daha fazla dikkat çekiyor.

Bazı besinler kansere neden olabiliyorken, bazıları da kansere karşı koruyor. Bazıları (Örn: Meyveler) doğru miktarda yenildiğinde korurken, yalnızca aşırı tüketildiğinde (elbette genetik yatkınlığınız da varsa içerdiği glukoz ve früktoz ile) kansere neden gösterilebiliyor. Koruyucu bazı öneriler kansere genetik yatkınlığı olanlar için çok daha önemlidir.

Et, sebze, hamur vb besinlerin kızartılması halinde yağ yanar ve kanserojen bileşikler oluşur. Etleri ve sebzeleri kızartmadan, yüzeyini yakmadan pişirin.

Zeytin, zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, fıstık ve balıktaki omega yağ asitleri, kansere karşı koruyucudur. Ancak zeytinde kostik adlı katkı maddesi kanserojendir. Zeytinyağı ve balıkta kızartma işlemi ile “kanser önleyici (antioksidan) özellik” önemli derecede kayba uğrar. Balığı fırınlayın, buharda pişirin. Uzun süre havayla temas eden kuru yemişler, zeytinyağında omega yağ asitleri antioksidan özelliğini yitirir, lezzet ve kokuda da ipucu olabilecek değişiklikler olur. Zeytinyağı ve kuru yemişler acılaşır, kokusu ağırlaşır, mideyi de rahatsız edebilir. Bu nedenle ambalajları her kullanımdan sonra sıkıca kapatın, güneş ışığı, nem ve yüksek ısıdan koruyun, hızlı tüketebildiğiniz miktarda almaya özen gösterin.

Eczanelerde satılan omega kapsülleri, şişe içindeyse, tıpkı zeytinyağı için önerdiğimiz gibi, sıcaktan, güneşten, nemden, havayla uzun süre temastan korumaya çalışın. Şişe içindeki kapsüllerde şişe bir kez açıldığında tüm kapsüller havayla temas etmeye başlamıştır. Bu kez koruyabilmeniz için E vitaminiyle alınması gerekebilir. Size önerilen kapsüllerin şişede değil de; her bir kapsülü ayrı ayrı açıp çıkarabildiğiniz blister ambalajda olanını tercih ediniz.

Mangalda et pişirirken ısıyla etin yağı erir ve ateşe düşer. Ateşte yanan et yağı kanserojen hale gelir, dumanıyla yükselerek et yüzeyine yapışır. Bu etler yenildiğinde kanserojen bileşikler tüketilmiş olur. Tütsülemek ve besini isli tüketmek de bu riski arttırır. Eti mangal yaparken,  ateştenen az 20 cm yüksekte tutun.

Yağın kızartılması ve yanmasıyla açığa çıkan bu akrilamid adlı kanserojen bileşik, en çok cipslerde bulunur. Çocuklarınızı cipsle sakinleştirmeyin veya ödüllendirmeyin.

Flavanoidlerden zengin olan kakao, yeşil çay ve yeşil kahvenin de koruyucu olduğuna dair bilimsel çalışmalar mevcuttur. Yeşil çay fermente edilip siyah çaya dönüştüğünde, özelliği kayba uğrar. Kahve çekirdeği de kavrulduğunda antioksidan özelliği azalır. Bu nedenle yeşil kahve daha etkilidir. Çikolata ihtiyacı için; haftada 1-2 kez 15 gr mümkünse glukoz içermeyen kakao tabletleri veya en az %70 kakao içeren, glukoz oranı düşük çikolataları tercih edebilirsiniz. Flavanoidlerin bilişsel fonksiyonları destekleyici özelliğe de bilimsel deneylerle gösterilmiştir.

Kırmızı ve mor meyveler, kırmızı şarabı meşhur eden kanser önleyici fenolik bileşikleri içerir. Fenolik bileşikler esasen “meyveden şaraba” geçer. Yani şarapta olup meyvede olmayan bir bileşik değildir. Düzenli olarak mevsim meyvelerinden kırmızı mor renkte olanları tercih edin. Böğürtlen, frambuaz, çilek, mürdüm eriği, İtalyan eriği, karadut vb. Fenolik bileşiklerin bilişsel fonksiyonları destekleyici özelliğe de bilimsel deneylerle gösterilmiştir.

Kırmızı sebzelerde yüksek antioksidan özellik mevcuttur. Domates blendırdan geçirilip, pişirildiğinde etken maddesi likopen daha da etkili hale gelir. Bu nedenle en sağlıklı içeceklerden biri domates suyudur.  Türk mutfağının kansere karşı koruyucu meleklerinden biri de salçadır. Ancak beraberinde bir tatlı kaşığı zeytinyağı veya yağlı besin tüketimi, likopenin bağırsaktan çok daha yüksek oranda kana geçişini sağlar.

Havuç ve turunçgiller dediğimiz, greyfurt, portakal,mandalina gibi sarı, turuncu meyvelerde de karotenoidler sayesinde antioksidan özellik mevcuttur. Kalorisi düşük olması için bol çiğ havuçla 1 porsiyon turunçgil içeren 1 bardak karışık taze sıkılmış meyve suyu haftada 1-2 kez içilebilir. Yemeğin hemen üzerine olması ya da içine bir tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmesi bağırsaktan kana geçişi artırır.

Haftada en az 2 kez brüksel lahanası, lahana, brokoli C vitamini, kükürtlü bileşikler ve lif içeriğiyle koruyucudur.

Sarımsak ve soğan da; kükürtlü bileşik olan allil sülfit içeriğiyle koruyucudur. Allil sülfit; karsinojenlerle (kansere neden olan bileşiklerle) etkileşir. Karsinojenlerin, DNA ya zarar vermelerini önlemek üzere kendini feda eder. Mümkün olduğunca çiğ tüketmenin yararlılığı yüksektir.


YORUM YAZ
Arşiv