Evet, ben Zeyna’nın Annesiyim!

  • 0
  • 61
Yazı Boyutu:

Bosch’un Anneler Günü reklamı, "patili dostu olan kadınları" da bu özel güne dahil ettiği için sosyal medyada adeta bir tartışma fitilini ateşledi.

Kimileri bunu geleneksel değerlere aykırı buldu, kimileri ise anneliğin sadece "doğurmak" olduğunu savundu. Peki, sevginin ve sahiplenmenin sınırı gerçekten de biyolojik bir bağla mı çizilir?
 

Kendi hayatımdan örnek vermem gerekirse; bir çocuğum yok. Ancak evimde can yoldaşım olan, her ihtiyacını takip ettiğim, evladım gibi sahip çıktığım patili bir dostum var. Onun sorumluluğunu taşımak, hastalandığında başında beklemek ve aramızdaki o saf sevgiyi büyütmek; kalbimde annelik şefkatiyle aynı yerden besleniyor.

Bosch’un reklamı, tam da bu noktada ezber bozan bir duruş sergiledi. Sadece biyolojik anneleri değil, bir cana yuva olan, ona ömrünü adayan kadınları da kucakladı. Hatta daha da ince bir dokunuşla; çocuk sahibi olamadığı için bugünlerde boynu bükük kalanların da gönlünü aldı.
 

Toplumdaki bu direnci anlamak güç. Bir kadının köpeğine veya kedisine "evladım" demesi, biyolojik anneliğin değerini eksiltmez. Aksine, şefkatin ve merhametin tür sınırlarını aşan evrenselliğini kanıtlar. Sevgi bir pasta değildir ki paylaştıkça azalsın; sevgi bir enerjidir, verdikçe dünyayı güzelleştirir. Netice itibarıyla, annelik bir "üretim" süreci değil, bir "yürek" meselesidir. Bir canı hayatta tutan, onu karşılıksız seven ve ona emek veren her kadın kutlanmayı hak eder. Varsın birileri bu geniş kalbi anlamasın; bir cana "evlat" diyebilmek, dünyadaki en saf zenginliktir.

Ben Bosch’a hem teşekkür ediyorum hem de duyarlılığından dolayı tebrik ediyorum. 

YORUM YAZ
2022-09-24-1664012764330-banner.jpg