Oscarlık mutluluk rolü

  • 0
  • 2.503
Yazı Boyutu:

Bugün sokakta kime çarpsanız, Instagram hikayesinde bir "mutluluk tablosu" çiziyor. Ancak o parıltılı ekranlar kapandığında, odalara yayılan sessizlik hiç de öyle demiyor. Toplumca dev bir tiyatro sahnesindeyiz; herkes mutsuz ama herkes "mutluymuş gibi" yapma konusunda Oscar’lık performans sergiliyor.
 

Özellikle evlilik cephesinde durum tam bir trajedi-komedi. Bir zamanlar "aşk" diye çıkılan yollar, şimdilerde aynı evin içinde iki yabancının birbirine tahammül mesaisine ve mecburiyete dönmüş durumda. Hayatlarındaki boşluğu, ruhlarındaki o geçmek bilmeyen uyuşukluğu gidermek için "macera" arıyorlar. Çapkınlıklar, gizli mesajlaşmalar, küçük heyecan peşinde koşmalar... Aslında aradıkları yeni bir insan değil; kendi içlerinde kaybettikleri "yaşama sevinci." Hareket olsun, hayat biraz renklensin diye girilen o yollar, genellikle daha büyük bir vicdan azabı ve daha derin bir mutsuzlukla son buluyor.
 

Peki ya bekarlar? Onlar dışarıdan bakıldığında bu kaosun şanslı azınlığı gibi duruyor. Özgürler, sorumluluklar az. Ama madalyonun diğer yüzünde buz gibi bir yalnızlık duruyor. Akşam eve gelince her şeyi tek başına göğüslemenin ağırlığı... Bekarların mutsuzluğu, evlilerin "kalabalık içindeki yalnızlığından" farklı olarak, daha sade ama daha sarsıcı bir yalnızlık duygusundan besleniyor.

Sonuçta iki taraf da birbirine özeniyor: Evli olan "keşke bekar olsaydım" diye çapkınlık hayalleri kurarken; bekar olan "keşke evimde beni bekleyen biri olsa" diye iç geçiriyor.
 

Peki, neden bu haldeyiz? Çünkü artık "mutlu olmak" yerine "mutlu görünmeyi" bir statü sembolü haline getirdik. İçimizdeki boşluğu dürüstçe itiraf etmek yerine, o boşluğu sahtelikle doldurmaya çalışıyoruz.
 

Belki de asıl mesele, sahip olmadıklarımızın peşinde koşarken elimizdekileri neden tükettiğimizi sormamaktır. Evliliğin güvenli limanında fırtına arayanlar da bekarlığın özgürlüğünde bir liman bulamayanlar da aslında aynı yanılgının kurbanı değil mi? Mutluluğu bir başkasında ya da bir macerada aramak. Oysa şu kısacık hayat, başkaları üzülmesin diye çizilen sahte tabloları yaşayacak kadar uzun değil.
 

Kimse kendini kandırmasın! Maceralar, yalancı mutlu aile tabloları, geçici hevesler ya da yalnızlık güzellemeleri, özgür ruh havaları bu boşluğu doldurmuyor. Mutsuzluk içinde durulmamalı. İnsan kendi hikayesinin celladı olmamalı.

YORUM YAZ
2022-09-24-1664012764330-banner.jpg