Ubuntu

  • 0
  • 1.043
Yazı Boyutu:

Aynı nedenlerden ötürü bir kişiyi ya severiz ya da ondan nefret ederiz.(Russel Banks).
 
 
 
İç çatışmaların ayrıntılı hesaplaşmaları ve sıklıkla sıradan marginal karakterlerin gündelik mücadelelerini yazan Amerikalı yazar.Öyküleri genellikle ahlaki temalar ve kişisel ilişkileri yansıtır.
 

Yaman adamdır,çok sevilir Amerika'da. Ve bu adam bir şair kadınla evlenecek kadar da yüreklidir.
 
 
 
 
Birbirlerine gerçeği söyleyenler sadece düşmanlardır; arkadaşlar ve sevgililer ise görev ve sorumluluk gereği hiç durmadan yalan söylerler.(Stephen King).
 
1970'lerden itibaren 60 kitabı yayınlanan ve yaklaşık 40 milyon hayranı olan bir adam böyle konuşuyor.Herkesin hayran olduğu ,seyredenlerin dillerinden düşürmediği “yeşil yol” filminin de yazarı. Orta sınıftan sakin insanların, inançlı muhterem kişilerin yaşamlarını doğanın canlı renklerini tüm insanlığa ulaştıran ,bizi de içine çeken bir coğrafyanın yazarı. Yalanmı söylüyor yani !
 
Ben eşime hiç yalan söyelemedim dese birisi: geçin onu, buna Stephen bile inanmaz !
 
 
 
İki ayrı kalbim olmalıydı; birincisi duyarsız, hissiz, ikincisi sürekli aşık, bu ikincisini, kimler için çarpıyorsa, onlara emanet edip, diğeriyle mutlu mesut yaşardım. (Amin Maalof).
 

1949 doğumlu AMİN Maalof’ u hepiniz tanırsınız birkaç yıl önce İzmire de geldi, azıcık hemşehrimizde sayılır.Beyrutlu.
 
Semerkant’ını Tanios kayası’nı ve diğerlerini bilirsiniz!
 
Arapların gözüyle haçlılar, bomba etkisi yaptı dünyada. Akdeniz kültürünün söylencelerini başarı ile işleyeyip bize sunan Amin; bu coğrafyayı iki kalp ihtiyacı ile nasılda anlatıvermiş !
 
 
 
 
İnsanı aptal yapanın ne olduğunu artık biliyorum: Kendine verdiği iyi öğütlere bile uyamaması.(William Faulkner ).
 
Nişanlısı Estellanın bunun ev geçindiremeyecek birisi olduğunan kanaat getirip, hafifi yaşlıca, zengin bir adamla evlenip Çine gidip yerleşmesi bunu zıvanadan çıkartmış, katiplikten pilotluğa her boyaya girmiş ve zalim, kötü kadın profillerini içeren kitaplar yazmıştır.

Sonra ne olmuş Estella boşanıp geri dönünce William efendi ile evlenincede cici kadın karakterli yazılar döktürmüş!
 
Bunun aptallıkla ilgili sözlerine siz ne dersiniz ?
 
 
 
 
Hayatımız kitap gibi kendi kendine yazılan bir kitap gibi. Biz ise yazarın ne istediğini pek anlamayan roman kahramanları.(Julien Green).
 

Hayatına Protestan olarak başlayıp, sonra Katolik oldu. Çocukluğu cinsel baskıcı, çok sofu ve korumacı bir anne terbiyesi ile büyüdü.
 
Kitaplarını dinin iki yüzlülük tavırları üzerine yazdı.
 
Sonundada işte bu lafı söyledi.
 
Çoğumuzda acaba bizi bir CD ye kaydettilerde oynatıyorlarmı diye merak etmiyormuyuz?
 
1900 de doğan adamda merak etmiş demek !
 
 
Gözlerinden billur yaşlar dökülüyordu
 
Damlalar yere düşünce
 
Bir müzik duyuluyordu
 
Meleksi ve şeytani.(Michel Polnareff).
 
1970 yıllarda Avrupada pek ünlü olmuş, çılgın adam. saçı, gözlükleri her şeyi olay, mesele olan adamı sonun da fıttıttrıp, halk ağır depresyona sokmuş,
O da: ulan siz adamdan ne anlarsınız deyip Amerika'ya tüymüş.
 
Şu yazdığına bakın ,böyle bir adamı anlamak için göğüs kafesinde kalp değil yürek taşımak gerekmezmi!
 
 
Günler birbiri ardına geçtikçe
 
Bitmiş aşklar
 
Bitmeyi bitiremezler bir türlü.(Serge Gainsborg).
 
 
 
Rus asıllı Fransız, aktör, şarkıcı, piyanist, provakatör, yapımcı, ressam, ne istersen var adamda!
 
Canlı yayında Whitney Houston’a; I wanna fuck you, diyen tip.
 
Bizim Attila İlhan ne diyor: Ayrılıkta sevdaya dahil !
 
 
Ama işte en dehşet olan şu: En sevilen kişileri kaybetmemek için, onlarla birlikte olmanın sevincini gizlemek, bir tür yaşama sanatı sayılıyor.(Cesare Pavese).
 

1950 de “yalnız kadınlar arasında” adlı romanı yazdı ve İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega’ya layık görüldü. Aşk hayatı karmakarışık olup bir ara antifaşistlikle suçlanıp bir yıl kadar damda da yattı.  Sonu acıklı bitti.
 
Bu lafları acaba bizdede “çok yüz verme dötü kalkar”ın, İtalyancasımı yoksa !
 
 
Eğer iki kişi birbirini seviyorsa, o hikayede mutlu son olmaz.(Ernest Hemingway).
 
Hayata başladığı ilk yıllarda annesinden müzik eğitimi aldı, birinci dünya savaşında gözü bozuk diye askere almadılar ama sonra Kızılhaç'a ambulans şoförü olarak girdi.
 
Silahlara veda’dan, Kilimanjaronun karları ve İhtiyar adam ve balıkçıya kadar sonradan döktürdü.
 
Kübada büyük balıklar tuttuğu tekneyi gördüm. Kıç tarafına Rahmetli berber yaramaz Halil’in ağaçtan traş koltuğu gibi bir oturak yerleştirmiş ve balık onu denize çekemesin diye kolonlarla kendisini bağlıyormuş.Ufkunda büyük beklentiler olan ön görülü insanların tedbiri.
 
Demek o da ağzının payını almışmış !
 
 
Orkestra durduğunda ben yine dans edeceğim
 
Uçaklar uçmaz olduğunda tek başıma uçacağım
 
Zaman durduğunda seni yine seveceğim
 
Nerde olur nasıl olur bilmiyorum…
 
Ama seni yine seveceğim…(Jean-Loup Dabadie).
 
 
Gazeteci, senarist, söz yazarı Fransız!  Filimleri var, yazıları ödülleri var!
 
Hepsi bir yana adam da.  Hem kendine, hem aşkına ,hem de duygularına sadık!
 
Adam gibi adam!  Zaman dursa bile ben durmam diyor !
 
Peki bu Ubuntu nedir ?
 
Ben ,Biz olduğumuz için Benim ! Demekmiş !
 
Yukardaki işinin ustalarının yıkıntılarına bakıp moral bozmayalım,bu değerlendirmenin büyüsü insanı içine çekip nerelere götürür!
 
Bunu bana Ponji yolladı! Ödenmez bir borç aldım !
 
Bütün bunları bana yazdırtan Guillaume Musso (Sen olmasaydın ben ne yapardım ).İnsanın genzini sızlatıyor.
 
Ama Ubuntu bir can kurtaran simidi bu çalkantılı hayat denizinde !
 
Tüm avuntulara karşın!
 
 

YORUM YAZ
Arşiv