Depremin Bir Diğer Yüzü…

  • 0
  • 433
Yazı Boyutu:

Yardımseveriz.

Felaket anında hemen koşarız.

Ekmeğimizi, suyumuzu paylaşırız.

Eksik neyse yağdırırız. Yaraları kapamaya çalışırız.

Dört yönden. Köyden, şehirden.

          *

Ne var ki ölçüyü bilmeyiz.

İhtiyaçları ayarlayamayız.

Buldukça gönderir, yetmeyecekmiş gibi toplarız.

Yardımlar ziyan zebil olur.

Gıdalar çürür, kıyafetler çöplüğe dökülür.

            *

1999 Ağustos depremi.

Gölcük ve çevresi yerle bir olmuş.

İlçe denize gömülmüş.

Tarihimizin en acı, kara günlerinden biri.

Başbakanlıktan talimat:

“ İzmir, depremin yaralarını sarsın”

              *

Rahmetli Başkan Ahmet Piriştina, ekibini kurmuş.

Belediyenin her türlü olanağı, personeli, şirketleri seferber edilmiş.

Taş üstüne taş kalmayan bölgede çadır kentler kuruluyor, dev kazanlar kaynatılıyor.

İş makineleri enkaz kaldırıyor ve altından çıkan cansız bedenleri çıkarılıyor.

Gün ışığındaki kâbusun tarifi imkânsız.

            *

Bir kampanya başladı ki akıllara zarar.

Her bir taraftan kervan halindeki tırlar ekmek, sebze, meyve ve tonlarca eski giyecekler geliyor.

Aynı bugünkü gibi…

Kontrol kaybolmuş, “Durun” demek fayda etmiyor.

Uykusuzluktan bitap şoförler, malları boşaltıyor, “alındı, verildi” evrakları bile görülmüyor.

Bayatlayan ekmekler çürüyor, birçok eski ev eşyası, giysi o iş yoğunluğu içinde toprağa gömülüyor.

          *

Bugün Kızılay, yola çıkan her yardım kamyonunun kontrol etmeye çalışsa da…

Yine yetersiz kalacaktır.

Çünkü yardımlar çoktan yola çıkmış veya yerine varmıştır.

Bu tablo abartı ve israfın yansımasıdır.

Herkes bildiğini yapmakta, dolayısıyla hesap kitap karışmaktadır.

         *

Vakıflar, odalar, sivil toplum kuruluşları sanki yarışta.

Hele belediyeler ve başkanları.

Yardım kamyonunun önünde poz verip, servis yaptıkları haberlerle kendilerini gösteriyorlar.

Çoğu makam otomobilleriyle, geçmişte yolunu bilmedikleri Van’ın ve ilçelerine taşınıyorlar.

Erken gelen TV’ye çıkma şansını yakalıyor.

           *

Yapılan yardım kişisel reklam için bulunmaz fırsatsa…

Aynı oranda suiistimal nedenidir.

“Ne, ne kadar, nereye yardım” sorularının cevabı havadadır.

Savunması kolaydır; “ Bütçede görünmeyen felaket ödeneğidir”.

Ne ilginçtir ki…

Her büyük depremin aylar sonrasında bu tür ayıplar tek tek ortaya çıkmaktadır.

             *

Lafımız odur ki; depremi kullanıp malı götüren akbabalara dikkat edilmelidir.

Teşhis, bugünün endişesi değil…

Dünün tecrübesidir.

YORUM YAZ
Arşiv