Keyifsizlik…

  • 0
  • 417
Yazı Boyutu:

Terör devam ediyor.

Sınırda çatışmalar sürüyor.

Son gelen haber; üç Mehmetçik daha şehit.

İki misli askerimiz yaralı.

            *

Van ve çevresi sallandı.

Yer kabuğu çatladı, mahalleler yıkıldı.

Can kaybı her saat artıyor, kurtulanların çoğu ağır yaralı.

Artçı depremler sürüyor.

Çoluk, çocuk sokakta.

Ağıt durmuyor, gözyaşı dinmiyor.

            *

Ağzımızın tadı kaçık.

Ülke olarak moraller sıfırlanmış halde iken…

Neyi anlatır, neyi yazarsınız?

Yapacağınız espri, bulacağınız fıkra insana küfür gibi gelir.

Yönetim yanlışlığını, belediye yetersizliğini, tıkanan bürokrasiyi, aldatılan tüketiciyi anlatmaya kalksan “ Sırası mı be adam!” denir.

              *

Keyfi kaçıran, keyifsizliği getiren kişi olsa; yapışırsın yakasına, karşılıklı hesaplaşır, belki yakalarsın keyfi.

Resmi daire, özel şirket olsa; açarsın davayı “ Sonuçta keyfimi sürerim” bekleyişine girersin.

Keyifsizlik sebebi; memleketin gidişatında, ne olduğu belirsiz kahpelerde, doğal felaketlerde olursa ne yaparsın?

             *

O zaman…

Keyfi yaratmaya çalışacaksın.

Kuşun ötüşünde, çocuğun gülüşünde, kadının cilvesinde, arkadaşının sesinde, günün ışığında, suyun berraklığında keyfi arayacaksın.

Bulmayı becerebilirsen… Bulduğunla yetinirsen.

              *

Cehalet “Kader” oldukça, cahillerin beyni yıkandıkça, çıkarlar çatıştıkça, dünya bitmeyecekmiş gibi hor kullanıldıkça uzun süreli keyif artık hayaldir.

Sel, seylâp, yangın, deprem bozulan doğal dengede kaçınılmazdır.

Yaşamın keyfi çıkarılacaksa…

Tüm insanoğlunun huzur azgınlığını bırakıp, paylaşmayı, birleşmeyi, yardımlaşmayı başarmasıdır.

             *

Dilerim başarırız.

Hep birlikte keyifleniriz.

Yoksa…

Düşüncesi bile kâbus!

YORUM YAZ
Arşiv