Merhaba Sevgili Can’lar ve Bizimizmir’in Sevgili Okurları,
Gözlerimde retina yırtıkları oluştuğu için ameliyat oldum bu nedenle uzun zamandır sizlerle buluşamadık. Neyse ki şimdi çok iyiyim. Hepimizin bildiği gibi bugüne kadar olmadığı kadar çok ormanlarımız yandı. İçinde binlerce canlı ve ağaçlar yok oldu ne yazık ki. Aslında Ağaç Türk Milleti için çok önemlidir. Atalarımızın ‘’Ağaç Kütleri’’ vardır. Sanırım zaman içinde bunları unuttuk . Bu gün Türklerin ağaca verdikleri önemi hakkında
yazmak istedim. Umarım severek okursunuz.
Türklerde ağaç ailedir; devlettir. Aile ocağının direğidir, kurursa aile de, devlet te ayakta kalamaz. Uzun ömürlü olmanın, mutluluğun, huzurun, sakinliğin, bereketin sembolüdür. Çift başlı kartalın tünediği dalları gökyüzüne uzanan Tanrı katıdır. Türk mitolojisine göre gökten yeryüzüne, yeryüzünden de göğe doğru ruhların göç etme vasıtasıdır. Oğuz Kaan Destanı’nda , ‘’Bizim mutluluğumuz senin mutluluğundur. Bizim urumuz senin uruk ağacının tohumudur’’ denilen ağaç , soyu belirleyen baş aktördür. Ağaç dallarıyla, gövdesiyle, kökleriyle Türk Milleti’nin kendisini temsil etmektedir.
Türk mitolojisinde ağaç kutsal kabul edilmiştir. Özellikle kayın ve çam ağaçları. Ağaca saygı göstermek , doğa ve evrenle birlikte olmaktı . Sadece fiziksel varlıklar olarak değil , ruhsal anlamda ve günlük yaşamda da önemliydiler. Ağaçlara adak adamak, dua etmek, dilek dilemek gibi bir çok ritüeller vardır. Hayat Ağacı’nın dalları farklı evrenlere uzanarak insan ile ilahi varlıklar arasında ilişki kurar . Hayat Ağacı sıklıkla kutsal varlıklar tarafından korunan güçlü bir sembol olarak günümüzde de – halı motiflerinden mimariye kadar bir çok alanda Hayat Ağacı motiflerinde- karşımıza çıkar.
Kült kelimesinin anlamı ‘’tapınma’’, ‘’tapma’’ ,’’din’’ dir. Ağaç Kültü , Dağ kültü, Atalar kültü dendiğinde bunlara tapınma anlamına gelmektedir . Fakat Türk inanç sisteminde kutsallaştırılan hiçbir nesneye - ister göksel isterse kutsal olarak görünen olsun- tapınılmamıştır. Tüm bu nesneler Tanrı ile irtibat kurma aracı olarak görülmüştür.

Anadolunun bazı yerlerinde, Şamanist Yakut Türklerinde de ağaç kültüne rastlanır. Yakutlara göre, göğün en üst katında olup, göğün yere yere açılan kapısıdır. Çocuğu olmayan bir Yakut kadını çam ağacının yanında durarak dua eder ve altından geçerek çocuk diler Tanrı’dan. Şamanist Türklerin en kutsal bildikleri ağaç Kayın ağacıdır. Kutsal sayıldığı için ‘’Bay Kayın’’ denilen bu ağaç motifi bütün şaman ayinlerinde – doğum, düğün ve bayramlarda- yer alır. Altay şamanlarına göre , insanlar ilk yaratıldıklarında ilk kayın ağacı da Umay Ana ile beraber yere inmiştir. Karakoyunlu Türkmenleri , kutsal saydıkları ağaçların etrafında toplanır ve mum yakarlar ağaçlara demir bağlarlar böylece cehennem ateşinden korunduklarına inanırlar. Tahtacıların ağaca bağlığı ve saygıları çok büyüktür. Geçimlerini ağaç kesmekle sağlarlar. Muharrem ayında ve Salı günleri ağaç kesmezler. Yeni bir işe başlayacaklarında ağaca dua derler ve ondan medet umarlar. Ladin, köknar ve ardıç ağaçları Tahtacılar için , karadut, çınar, katran ağaçları ise Yörükler için kutsal ağaçlar olarak bilinir. Temmuz ve Ağustos aylarında Kurmançlara mensup Kürt toplulukları, bayramlık elbiselerini giyer, gruplar halinde ilahi ve dualarla ağaçları ziyaret eder ayinler yaparlar. Sünniler ağaç ve yağmur duası, çabuk evlenme , hastalık tedavisi v.b. amaçlarla ağaçları ziyaret ederler.
Türkler geçmişten günümüze ağaçlara çeşitli anlamlar yüklemişlerdir. İslamiyetten önce ağaç dikmek sevaptır sözü Türkler tarafından gelenek haline gelmiştir. Türklerde selvi, çam, meşe, kavak, kayın, ardıç ve Hayat ağacı önemli ağaçlardır.
Türk mitolojisine göre ağaç kültü kozmolojik, kozmogonik ve yeraltı dünyasına ait mitlere bağlıdır. Özellikle Erlik Han’ın hakim olduğu yeraltı dünyasının zaman ve evren algısının, Tanrı’ya kurban edilmesiyle spiritüel yolculukların önemli unsuru ve ilk yaradılışın su olduğuna inanılması Türk mitolojisinin başlangıcı olabilir . Oğuz Kaan ki Türk’lerin atası ve kahramanı olarak görünür. Eşinin bir ağaç kovuğunda doğduğu kutsal bir görüş olarak mitolojide anlatılır. Oğuz Kaan ormanda ava gittiği zaman , gölün ortasında bir ağaç uzuyordu. Ağacın kovuğunda bir kız oturuyordu. Gözü gökten gök, bu bir Tanrı kızıydı, ırmak dalgası gibi saçları dalgalıydı. Bir inci idi dişi , ağzında hep parlayan …’’ şeklinde tasvir edilmekte ağaç burada Tanrı’yı temsil etmektedir. Uygur türeyiş mitinde bu kovuk , ana rahmine benzetilir. Karakum’dan doğan Tolga ve Selenge nehirlerinin arasında iki ağaç (kayın ve çam ağaçları) bulunmaktaydı. Kışın bile bu ağaçlar yapraklarını dökmezdi. Bir gün bu ağaçlar arasına gökten bir ışık indi ardından yanındaki dağlar büyümeye başladı. Uygurlar hayret ve şaşkınlıkla büyük bir saygıyla oraya doğru ilerlediler. Arkasından kulağa hoş gelen müzik nameleri duydular. Her gece buraya bir ışık inmeye ve ışığın etrafında otuz defa şimşek çakmaya başladı. Başka bir gün de aynı yerde ayrı ayrı kurulmuş beş tane çadır gördüler. Bunların her birinde birer çocuk oturuyordu. Hepsinin karşısında onları doyurmaya yetecek kadar içi süt dolu emzikler asılıydı… çocuklar süt emmeyi bırakıp , konuşmaya başladıklarında Uygurlardan anne ve babalarını sordular. Onlar da iki ağacı gösterdiler. Halk çocukları da alıp , ağaçların yanına gitti. Çocuklar bunları görünce , tıpkı evlatların ana-babalarına gösterdikleri hürmette bulundular Ağaçların karşısında diz vurup yeri öptüler. Bunun üzerine ağaçlar da dile gelip ; ‘’güzel huy ve iyi özelliklerle donanmış çocuklar böyle olur ve ana babalarına saygı gösterir. Ömrünüz uzun ,adınız ünlü ve şöhretiniz devamlı olsun’’ dediler.
Türklerde her bir neslin şahsi ağacı mevcuttur. Yaradılışın başlangıcından beri var olan soy ağaçları, dünyanın sonuna kadar devam edecektir. Köken açısından soy ağaçları, türeyiş mitlerine kadar uzanabilir. Canlı yeşil ağaç, soyun devam ettiğini, kuruyup devrilmesi ise soyun bittiğinin göstergesidir. Ayrıca ağaç kültü ile ilgili doğurganlık, refah, huzur, mutluluk, bereket, uzun ömür ün dışında gökten gelen ışık olarak ta geçmektedir.
Türk kültüründe ormana ‘’tayga, yış, bük ve koru isimleri ile hitap edilir. Ormanın ruhlara ev sahipliği yaptığına inanılmış ve barındırdıkları ruhların türüne göre ayrıca sıfatlar almıştır.
Daha bir çok mit vardır ağaçlar hakkında. Umarım kendi Türk kültürümüzde yer alan ağaca verilen değeri yeniden hatırlar ve koruruz…
Sevgi ve sağlıcakla kalın…
BİLGİLENDİRME: BU MAKALE YALNIZCA BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR. PROFSYONEL VE TIBBİ TAVSİYENİN YERİNE GEÇMEZ. HERHANGİ YENİ BİR EGZERSİZ, MASAJ VEYA TEDAVİ PROGRAMINA BAŞLAMADAN ÖNCE LÜTFEN BİR SAĞLIK UZMANINA DANIŞIN.





