Anormal Uterin Kanamalar

  • 0
  • 2.063
Yazı Boyutu:

Bizimizmir'in değerli okurları.

Bu hafta sizlere
  kadınların çoğunluğunda yaşamlarının herhangibir döneminde ortaya çıkan anormal uterin kanamalardan, yani adet düzensizliklerinden bahsedeceğim.

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İzmir Şubesi'nin 29 Kasım 2013 tarihindeki toplantısından Doç. Dr. İncim Bezircioğlu’nun konuyla ilgili sunumundan da kesitler vereceğim.

Menstruel kanama yani adet kanaması; uterus dediğimiz rahim iç tabakasının hormonların etkisiyle kabarıp dökülmesidir. Menstruel kanama, üreme çağı dediğimiz ergenlikten menopoza kadar olan dönemde yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisinde olur. Üreme çağında yumurtalıklarda, her ay gelişerek yaklaşık 2 cm çapına kadar büyüyen içinde yumurtayı barındıran follikül dediğimiz kistler östrojen hormonunu salgılar. Östrojen hormonu, rahimiç tabakasındaki hücrelerin mitoz bölünmeyle çoğalmasını, proliferasyonu sağlayacak, endometrium dediğimiz rahim iç tabakasını kabartacaktır. Follikül çatlayınca, içindeki milimetrenin beşte biri büyüklüğünde ovum dediğimiz  insan vücudunun en büyük hücresi olan yumurtayı  fallop tübü dediğimiz yumurtalık kanallarına yönlendirdikten sonra, bir anlamda büzüşmeye başlayacak ve korpus luteum veya sarı cisim denilen oluşum , progesteron dediğimiz ikinci hormonu salgılayacaktır. Progesteron hormonu rahim iç tabakasını sekresyon adı verilen salgı bezlerinin arttığı ve aşırı proliferasyonun. baskılandığı ikinci faza sokacaktır. Sadece östrojen hormonu etkisinde olan aşırı proliferasyon, rahim iç tabakasında önce hiperlazi denilen kanser öncesi değişikliklere sonra da bazı olgularda rahim içi kanserine yol açabilir, bu nedenle östrojen etkisiyle proliferasyon fazına giren endometriumun, yumurtlamadan sonra çıkan progesteron hormonu ile baskılanması gerekmektedir. Yumurtlamadan sonra oluşan  korpus luteum (sarı cisim ) yaklaşık14 gün yaşayacak ve progesteron hormonu bundan sonra salgılanamayacak ve rahim iç tabakası dökülerek menstruel kanama ortaya çıkacaktır.

ÖZETLE YUMURTLAMA , GENELLİKLE ADET KANAMASINDAN 14 GÜN ÖNCE OLACAKTIR.

Adet kanaması her ay 28 günde bir olmayabilir ve yumurtanın ne zaman çıkacağını tahmin etmek kolay olmayabilir. Her ay da yumurta çıkmayabilir. Yumurtanın yaklaşık iki gün yaşayacağını, spermlerinde (erkek tohum hücreleri) kadın iç genital organlarında  üç gün yaşadığını belirtmekte, çocuk isteyen veya istemeyen kadınların  bu dönemi göz önünde bulundurmalarında yarar vardır. Kadında yumurtlama döneminde yükselen östrojen düzeyi etkisiyle rahim ağzından sümüksü şeffaf bir akıntı artacaktır. Progesteron hormonu etkisinde ise, adet öncesi dönemde PMS (premenstrual sendrom) bulguları olan göğüste gerginlik, sinirlilik, şişkinlk ve ilgili diğer bulguları ortaya çıkacaktır.

Yumurtalıklarda östrojen hormonu salgılayan folliküllerin gelişmesini, hipofiz dediğimiz beyin ön kısmında bulunan vücudumuzdaki hormonların çoğunu yöneten bezeden salgılanan FSH (follikül situmile edici hormon) etkileyecektir. Hipofizden salgılanan LH(luteinize edici hormon) ise follikülün çatlamasını, korpus luteumun oluşarak progesteron hormonunu salgılamasını sağlayacaktır. Hipofizdeki hormonların salgılanmasını ise hipotalamus dediğimiz beynin üst merkezi ve diğer bölgeleri yönetecektir. Üst merkezlerden salgılanan mesajlar, ergenlikten itibaren yumurtlama ve menstruel kanamaları yönlendireceklerdir. Menopozda ise artık folliküller tükenmeye başlayacak, gelişmeyecek  yumurta çıkaramayacak ve hormon salgılamayacak, böylece rahim iç tabakası kabarıp dökülmeyecek ve menstruel kanama olmayacaktır.  Yumurtalıklar yanıt vermeyince, hipofizden salgılanan FSH , LH hormonu düzeyleri kanda yükselecek, E2 dediğimiz östradiol (rahim iç tabakasını kabartan östrojen türü) düzeyi azalacaktır.

Menstruayon, ergenlikte ilk adet kanamasından sonra ve menopozdan önceki yıllarda; bahsettiğimiz hipotalamus, hipofiz, yumurtalık ve rahim iç tabakası eksenindeki değişiklikler sayesinde, salgılanan östrojen ve progesterone hormon düzeyleri etkisinde düzensiz olabilecektir.

MESTRUASYON VE ANORMAL UTERİN KANAMA TANIMI ;
Normal menstruasyonda  kanama 24-38 günde bir olacaktır. Anormal uterin kanamaların (AUB) sıklığı 24 günden az veya 38 günden fazla olabilir. Normal menstruasyonda siklus aralıkları benzer iken, anormaluterin kanamalarda sikluslar arası fark 20 günden fazla olacaktır. Menstruel kanamanın miktarı normalde 35-50 ml iken, anormal uterin kanamalarda 80 ml üzerinde olacaktır. Normal menstruel siklus 4-8 gün arası iken, anormal uterin kanamalarda 4 günden az veya 8 günden fazla kanama olacaktır.

ANORMAL UTERİN KANAMALARIN SINIFLANDIRILMASI;
FIGO (Uluslarası kadın hastalıkları ve doğum uzmanları federasyonu) 2011 de anormal uterin kanamaları (AUB),ağır menstruel kanamaları (AUB/HMB), intermenstruel-adetarası dönem kanamaları (AUB/IMB) iki ayrı grupta(PALM ve COEIN) olarak  değerlendirilmesine karar vermiştir.
Avuçiçi demek olan PALM ; yapısal nedenlere bağlı anormal uterin kanamaları tanımlar.  Polip (rahim iç tabakasında genellikle saplı, yumuşak et benleri)(AUB-P),Adenomyosis (endometrioziin rahim içine yerleşmiş olan türü)(AUB-A), Leiomyoma(myom-rahmin iyi huylu uru) (AUB-L), Malignancy (kanserojen değişiklik) & hiperplazi(kanser öncesi dönemde hücrelerin aşırı kabarması) (AUB-M) denilen rahimdeki yapısal değişikliklerin baş harflerini içerir.

Metal para anlamına gelen COEIN ‘de ise yapısal olmayan değişiklikler söz konusudur. Coagulopathy (pıhtılaşma bozukluğu) (AUB-C),Ovulatuar disfonksiyon (yumurtlama bozukluğu) (AUB-O), Endometrial (rahim iç tabakası ile ilgili ) (AUB-E), Iatrogenic (yapılan tıbbi ve cerrahi işlemler sonucunda ortaya çıkan) (AUB-I), Not yet Classified (henuz sınıflandırılmamış) (AUB-N) kelimelerinin baş harflerinin biraraya gelmesiyle oluşmaktadır.

ANORMAL UTERİN KANAMALI KADINLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ;
Başlangıçta,kanamanın kaynağı (rahim içi, rahim ağzı, vajina vb), kadının reproduktifdurumu (çocuk ve düşük sayısı, çocuk istemi, gebelikten korunma yöntemi vb.), gebeliğin şu anda olup olmadığı ve hemodinamik stabilite (kan basıncı, nabız, vb.)değerlendirilir.Tanı koymak için kişisel öykü önemlidir. Kadının menstruel kanama paterni yani adet kanamalarının düzeni , miktarı sorulur. Etiyolojiye(hastalığı oluşturan neden) yönelik bulgular sorgulanır. Genel,tıbbi, jinekolojik,cerrahi öyküsü ve kullandığı ilaçlar sorgulanır. Endometrial (rahim içi ) kanseri risk faktörleri (aşırı kilo hipertansiyon, polikistik over bulguları vb.) araştırılır.  Ailesinde ve kendisindeki kanama ve pıhtılaşma bozuklukları sorgulanır. Genel fizik ve jinekolojik muayenede etyolojiye yönelik bulgular da değerlendirilir. Laboratuar testlerinde BHCG (kanda gebelik testi olası bir gebeliği ekarte etmek amacıyla), hemogram(kansızlığın düzeyini belirlemek için kan sayımı yapılır),TSH (troid-guatr fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla ), endikasyon (tıbbi gereklilik ) varsa kogulasyon(pıhtılaşma) testleri ve cinsel yolla bulaşıcı hastalık kuşkusunda da klamidya taraması yapılır.Koagulasyon yani pıhtılaşma değerlendirmesi ileri değerlendirmedir ve anemi (kansızlık) varlığında, menarştan (ilk adet kanaması) itibaren şiddetli kanama oluyorsa, diş fırçalarken kanama veya epistaxis( burun kanamaları) varsa, ailede kanama bozukluğu varsa, doğum sonrası veya cerrahi işlemlerde fazla kanama olduysa pıhtılaşma faktörleri  kanda bakılır. Koagulasyon değerlendirilmesi için kullanılan laboratuar testleri; Trombosit sayımı, PTZ, APTT, von Willebrand factor antijen, von Willebrand ristosetinkofaktör aktivitesi, Faktör 8 aktivitesidir.

İleride ğerlendirmede görüntüleme yöntemleri de kullanılır; Bunlar TVUS (trans vajinal ultrasonografi),SIS (Salin infuzyon sonografisi-rahim içine kateter ile serum göndererek  ultrasonografi ile değerlendirmek), Histereskopi (rahim içine vajinal yoldan yerleştirilen  ışıklı boru ile baklıması), MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) Burada trans vajinal ultrasonografinin yapısal anormalliklerin ayırıcı tanısında menopoz öncesi kadınlarda endometrium denilen rahim içi dokusunun değerlendirilmesinde uygun bir yöntem olabileceğini, ancak rahim içindeki lezyonları değerlendirmede hassasiyetin % 60-92 arasında değişebileceğini  (sensitivite), herhangi bir anoormallik saptandığında da özgün olarak hangi hastalık olduğunun tanısinı koymada başarısının da (spesifite) %62-93 arasında olduğunu vurgulamakta yarar vardır.   SIS yöntemiyle rahim içine kateterle sıvı gönderip ultrasonografi ile değerlendirildiğinde anormal bulgu saptamada sensitivitenin (hassasiyet) %88-92 ye yükselebileceğini, tanı koymadaki özgünlüğün %72-95 e çıkacağını ve tanısal değerin histereskopi  ile doğrudan görüntülemeyle benzer olduğunu vurgulamakta yarar vardır.

ANORMAL UTERİN KANAMADA İLERİ DEĞERLENDİRME;
Anormal uterin kanamada ileri değerlendirme endometriumun örneklenmesi yani rahim iç tabakasından parça alınması ile olur.  Endometrium örneklenmesi endometrialbiopsi (kürtajla rahim içinden parça alınması) veya histereskopik biyopsi (ışıklıboru eşliğinde rahim içinden parça almak) ile mümkündür.

ACOG (Amerikan Jinekoloji ve Obstetri Uzmanları Birliği ) 2013 yönergelerine göre endometrium örneklenmesi yani rahim içinden parça alınması aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır;

45 yaş üstü kadınlarda intermenstruel  kanama dediğimiz adetler arası dönemde kanama oluyorsa, kanamalar 24 günden sık aralıklarla oluyorsa, çok şiddetli veya uzamış kanamalar varsa,  endometrial  örnekleme yani rahim içinden parça alınması uygulanır.

45 yaş altındaki kadınlarda ise; progesterone ile karşılanmamış östrojen etkisini gösteren kanama düzensizliği olan kadınlarda, medikal (tıbbi-ilaçla) tedavi başarısızlığında, yukarıda bahsettiğimiz endometrium (rahim içi) kanseri riski yüksek olduğunda, persiste yani sürekli, kalıcı anormal uterin kanamalarda endometrial örnekleme uygulanmalıdır.

Endometrialbiyopsinin endometrium kanseri dediğimiz rahim içi kanserinde sensitivitesi(tanı koymada hassasiyeti) %98 , spesifite (tanıda özgünlük ) te %98 dir.  Ancak endometrial hiperplazi dediğimiz rahim içi kanseri öncü lezyonlarında sensitivite %82 ,spesifite %91 olmaktadır.  Kısaca yaklaşık beş hiperplazidenbiri endometrial biopsi ile saptanamamaktadır.

ANORMAL UTERİN KANAMALARIN AYIRICI TANISI ;
Anormal uterin kanamalarda 13-18 yaş grubunda; Anovulasyon (yumurlama olmadan kanama düzensizliği), hormon içeren gebelikten korunma yöntemleri kullanımı (doğum kontrol hapları, aylık –Mesigyna veya üç ayda bir uygulanan- DMPA, ön kola yerleştirilen çubuk- İmplanon, hormon içeren rahim içi araç- Mirena ),  gebelik, pelvik enfeksiyon, koagulopati (pıktılaşma bozukluğu) ve tümörlerin varlığı ayırdedilmelidir.

19-39 yaş grubunda anormal uterin kanamalarda ise ; gebelik,yapısal  lezyonlar (yukarıda bahsettiğimiz PALM), anovulatuar sikluslar (yumurtlama olmadan adet döngüleri), hormon içeren doğum kontrol yöntemlerine bağlı kanama ve endometrialhiperplazi ekarte edilmelidir.Anormal uterin kanamalar 40 yaş üstü ve menopozda kadınlarda olduğunda;  anovulatuar kanamalar, yapısal lezyonlar, endometrial hiperplazi ve karsinom, endometrialatrofi (östrojen azlığında rahim iç tabakasının ince oluşu) göz önünde bulundurulmalıdır.

ANORMAL UTERİN KANAMALARDA HANGİ TEDAVİ YÖNTEMİ SEÇİLMELİ;
Anormal uterin kanamalarda tedavi seçiminde etiyoloji (kanamanın nedeni) ve kanamanın şiddeti, kanamayla ilişkili semptomlar (bulgular),kadının çocuk istemi veya gebelikten  korunma yöntemi gereksinimi, hormonlara veya diğer ilaçlara kontrendikasyon  (kullanımın kısıtlandığı durumlar)., medikal komorbidite (birlikte olan başka tıbbi durum) ve hastanın tercihi (tıbbi, cerahi, kısa, uzun tedavi) önemlidir.

Anormal uterin kanamalarda medikal (tıbbi ) ve cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Tıbbi tedavi seçenekleri ; doğum kontrol hapları, progestinler (sadece sentetik progesterone içerenler), antifibrinolitikler(tranxaminevb), NSAI (non steroid antienflamatuar ağrı kesiciler -Apranax Dolorex, vb)


ANORMAL UTERİN KANAMA TEDAVİSİNDE DOĞUM KONTROL HAPLARI;
Oralkontraseptiflerde (doğum kontrol hapları) her bir hap sentetik  östrojen ve progesteron hormonlarını birlikte içerir. Doğum kontrol hapları menstruel kan kaybını % 50 oranda azaltırlar. Dismenoreyi (sancılı adet ) azaltırlar. Pıhtılaşma faktörlerinden Faktör 8 ve Wiilebrand düzeylerini arttırırlar. Kanda serbest dolaşan androjen (erkeklik hormonu) düzeylerini azaltırlar. (akne,sivilce ve tüylenmeye karşı koruyucu)

Kanıta dayalı tıp 2009 derlemeleri ; anormal uterin kanama tedavisinde  doğum kontrol haplarını diğer tedavi  rejimleri ile karşılaştıran randomize kontrollü çalışma olmadığını belirtmektedirler. Ancak doğum kontrol haplarının menstruel kanama paternini düzenlediklerini, menstruel kan kaybını azalttıklarını ,endometrium dediğimiz rahim iç tabakasını incelttiklerini vurgulamaktadırlar.

ANORMAL UTERİN KANAMA TEDAVİSİNDE PROGESTİNLER;
AUB-Odediğimiz ovulasyon (yumurtlama) bozukluğuna bağlı anormal uterin kanamalarda  ,10-14 gm progestin (sentetik progestin) kullanımı önerilir.  HMB (Ağır-şiddetli uterin kanamalarda) ise 21 gm progestin kanamayı azaltmak için önerilir. Fertilite istemi varsa (eğer kadın çocuk istiyorsa) doğal progestinler tercih edilmelidir.

Kanama düzensizliğinde ülkemizde sıklıkla kullanılan luteal fazda siklik progesterone tedavisi (her ay adetten 14 gün önce başlayarak farlutal, orgametril gibi sentetik progesteron kullanmak ),diğer kanama tedavisi yöntemlerinden ; Tranksenamik asit(tranksamin), Danazol ve hormon içeren rahim içi araç- Mirenadan daha az etkili bulunmuştur. (Cochrane-kanıta dayalı tıp very tabanı  2009 )

Kanıta dayalı tıp, 2012 sistematik derlemesinde ise yumurtlama düzensizliğine bağlı anormal uterin kanamaların tedavisinde ; progestinleri tek başına veya östrojenlerle birlikte (doğum kontrol haplarındaki gibi) kullanılmasını karşılaştıran randomize kontrollü çalışma olmadığını ve hangi tedavinin daha etkili olduğunu gösteren konsensusun bulunmadığını ifade etmektedir.

LEVENORGESTREL(PROGESTİN TÜRÜ) İÇEREN RAHİM İÇİ ARAÇ (MİRENA);
Kanıta dayalı tıp 2010 da sistematik derlemesinde progesterone ilaçlı tedavisi ile sentetik progesteron (progestin) içeren rahim içi araçları değerlendirmiştir. Progestin içeren rahim içi araç –Mirena , kanamayı azaltmada progesteronun siklik  ilaçlı tedavisinden daha etkili bulunmuştur, ancak Mirena’nın erken dönemde yan etkisi daha fazla gözlenmiştir. Endometrialablasyonun  (histereskopi gözlemi altında elektrikle rahim iç tabakasının koterle ısıtılarak tahrip  edilmesi) , Mirena ile karşılaştırılmasında ise; Mirenanın kanamayı azaltıcı etkisi daha az bulunmuş , ancak yaşam kalitesi ve tedavi memnuniyeti açısından her iki tedavi yöntemi arasında fark bulunmamıştır. Mirena, histerektomi dediğimiz rahimin operasyonla çıkarılmasıyla da karşılaştırılmış ve yaşam kalitesi açısından her iki tedavi grubu arasında farklılk bulunmamıştır.

ANORMAL UTERİN KANAMA TEDAVİSİNDE DANAZOL;
Kanıta dayalı tıp 2009 daki sistematik derlemesinde danazolun şiddetli menstruel kanamanın tedavisinde etkili olduğunu , ancak tüylenme gibi yan etkilerinin kadınlar tarafından kabul edilemeyebileceğini ifade etmektedir.  Danazolmenstruel kan kaybını azaltmada, placebo, progestinler, doğum kontrol hapları venonsteroid  anti enflamatuar ağrı kesicilerden (NSAI) daha etkilidir. Ancak  yan etkileri NSAI den 7 kat, progestinlerdende 4 kat fazla bulunmuştur.
 
DanazoluMirena ve traneksamik asitle karşılaştıran çalışma yoktur.

ANORMAL UTERİN KANAMA TEDAVİSİNDE ANTİFİBRİNOLİTİKLER;
Antifibrinolitikler(Örneğin transamin) AUB-O (ovulasyon-yumurtlama  bozukluğuna bağlı anormal uterin kanama) da birinci basamak tedavi yöntemidir. Kan kaybını  %45-50 azaltır.  Menstrüelsiklusun ilk 4-5 günü alınır. Ancak semptomatik (bulgu veren) myomlarda etkileri sınırlıdır.

Kanıta dayalı tıp 2010 derlemesinde antifibrinolitik tedavinin plaseboya, Mefenamikasid (NSAI türü),  luteal fazda siklik NETA (progestin türü) tedavilerine göre ortalama kan kaybını anlamlı olarak azalttığını bildirmektedir.  Yan etki açısından traneksamik asit ile NETA arasında fark yoktur. Tranexamik asit tedavisinde tromboembolik olay (pıhtıatması) sıklığını belirten randomize kontrollü çalışma yoktur.

ANORMAL UTERİN KANAMA TEDAVİSİNDE NSAI ;
NSAI(non steroid anti enflamatuar ilaçlar) ağrı kesici ve dismenore dediğimiz sancılı adet üzerine etkileri dışında AUB-O (yumurtlama düzensizliğine bağlı anormal uterin kanama) ların tedavisinde de etkilidir. Menstruasyon süresince alınır ve menstruel kan kaybını %30 azaltırlar.

Kanıta dayalı tıp 2013 derlemesinde ; ağır-şiddetli menstruel kanamanın tedavisinde NSAI nin plasebodan daha etkin olduğunu, ancak Traneksamik asit, Danazol, veMirena ‘dan daha az etkili olduğunu belirtmiştir. NSAI türlerinde naproxen ve mefenamik asit arasında da farklılık saptanamamıştır.

ANORMAL UTERİN KANAMA CERRAHİ TEDAVİLERİ; ENDOMETRİAL ABLASYON
Endometrialablasyon vajinal yolla rahim içine yerleştirilen histereskopi dediğimiz opticaygıtla doğrudan gözlem altında rahim içindeki kabaran kanayan dokuyu  koterize ederek (elektrikle yakarak)  tahrip etmektir. Endometral ablasyonda birinci jenerasyonda transservikal rezeksiyon, wire loop, roller ball ve lazer aygıtları kullanılırken, ikinci jenerasyonda termal balon veya mikrodalga ile endometrial ablasyon uygulanmaktadır.

Kanıta dayalı tıp 2013 sistematik derlemesine göre ,ikinci jenerasyon endometrialablasyon teknikleri birinci jenerasyona göre işlem  daha az zaman almaktadır, lokal anestezi ile uygulanabilir .Yan etkileri ise birinci jenerasyon ablasyon teknikleri ile benzerdir. 
Kanıta dayalı tıp 2013 sistematik derlemesinde; endometriumu tahrip etmeden önce GnRH ve Danazol gibi rahim iç tabakasını incelten ilaçların daha yararlı olabileceği, ancak ikinci jenerasyon ablasyon yöntemlerinin yararının gösterilmediği belirtilmiştir.

Çocuk isteyen kadınlara endometrial ablasyon kontrendikedir (uygulanamaz). Ancak endometrialablasyon gebeliği engellemez, rahim iç tabakası tahrip edildiği için düşük ve dış gebelik riskleri yüksektir.

Endometrialablasyon, kronik anovulasyon dediğimiz yumurtlama olmamasına bağlı düzensiz ve fazla adet kanamalarında önerilmez. Hiperplazi dediğimiz rahim içi kanseri öncesi yapısal değişiklikte ve  rahim içi kanseri varlığında  önerilmez.
Endometrialablasyon menopoz sonrası kadınlarda önerilmez. Ablasyondan sonra menopoz sonrası hormon tedavisi verilecekse sadece sentetik östrojen değil progestin de içeren preparatlar kullanılmalıdır.

ANORMAL UTERİN KANAMA CERRAHİ TEDAVİSİ ; HİSTEREKTOMİ
Histerektomiyani operasyonla sadece rahim alınarak yumurtalıkların bırakılması anormal uterin kanamanın kalıcı tedavisidir. Daha uzun iyileşme süresi olan, komplikasyon ve maliyeti daha yüksek cerrahi tedavi şeklidir.

Histerektomi sonrası yumurtalıklar alınmadığı halde  birkaç yıl daha erken menopoza girildiği ile ilgili yayınlar ve görüşler mevcuttur.

Kanıta dayalı tıp 2010 daki sistematik derlemesinde şiddetli menstruel kanamada, endometrial ablasyon uygulandığında histerektomiye göre  hastanede kalış ve iyileşme süresinin daha kısa olduğunu ancak anormal uterin kanamaların tekrar ortaya çıkarak tekrar tedavi gereksinimi olabileceğini belirtmiştir. Histerektomi ile ise ağır vajinal kanamalarda düzelme ve hasta memnuniyeti daha fazla bulunmuştur.

Sonuç olarak; AUB-E (rahim iç tabakası kökenli anormal uterin kanamalar) da öncelikle yapısal anormallikler dışlanmalıdır. AUB-E tedavisinde ;levonorgestrel içeren rahim içi araç (Mirena), doğum kontrol hapları, NSAI (Apranax, Dolorex, Majezik vb ) ler, antifibrinolitikler(transaminvb) tercih edilir. Medikal tedavi başarısızlığında veya kontrendikasyonu varlığında (tıbbi gerekçelerle uygulanamıyorsa ) endometrial ablasyon veya histerektomi gibi cerrahi tedaviler tercih edilmelidir. AUB-O (ovulasyon bozukluğuna bağlı anormal uterin kanamalar) tedavisinde ise 13-18 yaş grubunda; doğum kontrol hapları, anemi (kansızlık) tedavisi ve kilo düzenlemesi önerilir. 19-39 yaş grubunda; düşük doz doğum kontrol hapı, siklik progestin, Mirena ve kilo düzenlemesi tedavi seçenekleridir. 40 yaş üzeri ve menopozdaki kadınlarda; siklik progestin, düşükdoz doğum kontrol hapı, Mirena veya siklik HRT (menopoz için hormon destek tedavisi ) uygulanabilir. ACOG (Amerikan Jinekoloji veObstetri Uzmanları Birliği) 2013 yönergelerine göre AUB-O endokrin bir hastalıktır ve tedavisi medikaldir. Medikal tedavi başarısız olursa, kontrendikasyon veya ek patolojivarsa cerrahi tedavi tercih edilmelidir.
 

YORUM YAZ
Arşiv