Ayşe Armana Kürtaj Yanıtı

  • 0
  • 1.816
Yazı Boyutu:

Bizim İzmir portalının değerli okurları
Bu hafta sizlerle Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ayşe Arman’ın birkaç gündür gündeme taşıdığı kürtaj konusunu 40 bin civarında kürtaja eşlik etmiş bir sağlık çalışanı gözüyle tartışmak istiyorum. Başlangıç olarak Ayşe hanıma gönderdiğim , henuz yanıt alamadığım iletiyi sizlerle paylaşmak istiyorum;
 
Sayın Ayşe Arman
Çok okunan bir köşe yazarı olarak kürtaj konusuna duyarlılığınızı ilgiyle izliyorum.Öncelikle sadece kürtaj anında değil, tıbbın herhangi bir alanında hastaya aşağılayıcı yaklaşımı hiçbir şekilde onaylamadığımı birçok meslektaşım gibi ben de belirtmek isterim.Ancak ,20 yıl boyunca Aile Planlaması kliniğinde çalışmış ve bu sürede 40 bin civarında istenmeyen gebelik sonlandırılmasına eşlik etmiş , eğitim sorumlusu bir doktor olarak bazı bilgileri izninizle sizinle paylaşmak istiyorum.
 
Ülkemizde her yıl 1.5 milyon civarında kadın gebe kalıyor,bu gebeliklerin yaklaşık 1 milyon 250 bin civarı doğumla sonuçlanıyor.Dünyadaki diğer ülkelerdeki gibi ülkemizde de bu gebeliklerin yaklaşık %10 u düşükle %10 u da istenmeyen gebelik nedeniyle kürtajla sonlanıyor.Kısacası ülkemizde her yıl 100 bin üzerinde kadın her yıl kürtaj olmak zorunda kalıyor.Dünyada ve ülkemizde istemedikleri dönemde gebe kalan kadın oranı %40-%50 arasında değişiyor. Özetle,istemedikleri dönemde hamile kalan kadınların ancak dörtte biri kürtaj oluyor.
Ülkemizde kısıtlı alan ve olanaklarda yoğun çalışan üreme sağlığı kliniklerinin çoğunluğu kürtaj sonrası etkin gebelikten korunma yöntemlerine hemen başlamak amacıyla gönüllü olarak bu görevi üstlenmektedirler.Çünkü kürtajdan sonra 10 gün içinde kadında yumurtlama olmakta ve kadın istenmeyen gebelik riskiyle karşılaşmaktadır.Kürtaj anında güvenle rahim içi araç(spiral) uygulanabilmekte,kürtajdan sonra hemen doğum kontrol hapı gibi etkin korunma yöntemlerine başlanabilmektedir.
Ülkemizde kürtaj yasal olarak 10. Gebelik haftasına kadar yapılabilmesine rağmen,MVA (elle vakum aspirasyonu yöntemiyle)ancak 8. Gebelik haftasına kadar uygulanabilmektedir,daha sonra genellikle küret dediğimiz aletle rahim içinin kazınması gerekektedir.
Gebelik,son menstruel(adet)kanamasının birinci gününden itibaren hesaplanır. Adet kanamasının birkaç gün gecikmesinde gebelik zaten 5 haftaya ulaşmıştır.Kısacası 3 hafta geciktikten sonra daha güvenli olan elle vakum aspirasyonu yöntemiyle kürtaj uygulanamamaktadır.
 
Kürtaj,elle vakum aspirasyonu ile bile olsa her zaman çok masum bir yöntem değidir.Rahimin delinerek barsak ve damar gibi karın iç organlarını zedeleme riski binde bir,rahim içinin tam boşalamaması(parça kalma) ve aşırı kanama ve enfeksiyon riski %1 dir.Kürtaj anında olduğu kadar kürtajdan sonra evde de hijyen koşullarına yeterince özen gösterilmezse ,oluşabilecek enfeksiyon dış üreme organlarından yumurtalık kanallarına çıkarak kısırlığa bile yol açabilecektir.8. gebelik haftasından sonra bu risklerin attığını sanırım çoğumuz biliyoruz.
 
Ayrıca kadınların çoğunda karşımıza çıkabilecek problemler,kürtaj işlemini uzatmakta ve rutin kürtajlarda uygulanan genel anestezi yeterli olmamaktadır..Genel anestezi ile uyguladığımız kürtajlar genellikle intravenöz anestezi dediğimiz,(olabilecek komplikasyonlar nedeniyle anestezistin uygulaması gereken) damardan verdiğimiz etkisi 3-5 dakika süren bir ilaçla uygulanmaktadır.Ancak kürtaj süresi uzadığında intubasyon dediğimiz nefes borusuna tüp yerleştirilerek ve anestetik ek ilaç ve gaz uygulanarak işleme devam etmek gerekebilmektedir.
 
Sadece öngörülebilen değil,öngörülemeyen birçok durum da işlem süresini uzatabilmekte veya kürtajı riske sokabilmektedir.Örneğin 40 yaş altı kadınların dörtte birinde ,40 yaş üstünde kadınların yarısında ortaya çıkan myom dediğimiz rahimin iyi huylu urları sert dokulardır.Kürtajın uygulandığı rahim ağzı kanalı ve rahim içinin normal anatomisini bozan myomlar,küçük bile olsalar işlemi riske sokabilmektedir.Doğum yapmamış kadınlarda ,önceden kürtaj,rahim ağzında,kanalında veya rahimde herhangi bir cerrahi işlem uygulanmış olan kadınlarda da öngörülebilen veya görülemeyen risklerle karşılaşabiliriz.Nadir de olsa (çok erken gebelikte kürtaj uygulandığında daha sık görülür) gebelik ürünün boşalmadığı ve gebeliğin devam ettiği durumlar olmaktadır.(kürtajdan 1-2 hafta sonra kontrol önemli)
Günde 10-15 civarında istenmeyen gebeliklerin sonlandırıldığı üreme sağlığı kliniklerinde güvenli genel anestezi koşullarını sağlamak donanım, anestezi ve anestezi sonrası bakım açısından yeterli değildir.
 
Dünya Sağlık Örgütünün Güvenli Düşük ile ilgili 2012 yönergesinin 32.sayfasında da belirtildiği gibi kürtaj için standart olan lokal anestezidir.Narkoz ya da genel anestezi, doğuracağı diğer riskler nedeniyle tavsiye edilmemektedir. Özellikle yoğun çalışan kliniklerde bunun önemi yadsınamaz.
Özetle; kürtajın lokal anesteziyle uygulanmasıyla ilgili sağlık personelini yargılayıcı mesajlara yer verirken,yılda yüzbinden fazla kürtajın uygulandığı ülkemizde, genel tıbbi uygulamalarla ilgili gerçekleri gözönünde bulundurmak gerekmektedir.
Topluma duyarlı kişiliğinize güvenerek bundan sonraki yazılarınızda bilimsel gerçekleri gözönünde bulundurmanızı umuyor ve diliyorum.
Saygılarımla
Dr.Kenan Ertopcu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
 
Değerli okurlar ; Daha once ,yine Bizim İzmir portalında aşağıda linkini ekleyeceğim biraz uzun ancak birçok gerçeği yansıtan ‘’20 YILIN ARDINDAN (AİLE PLANLAMASI KLİNİĞİNİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ)’’ yazımı da  okursanız, sanırım,tek yönlü mesaj verildiğinde ve yargısız infazla,üreme sağlığında ve kürtaj kliniklerinde özveriyle çalışan sağlık çalışanlarının motivasyonunun ne derece olumsuz etkilenebileceğini, kadınların ve toplumun konuya duyarlı kesimlerinin sağlık çalışanlarına ön yargıyla bakmalarını sağlamanın ne derece yanlış olabileceğini vurgulamış olurum.
Değil sağlık çalışanı, ruh sağlığı normal durumda olan herhangi bir insanın kürtaj olmak için başvuran bir kadını aşağılamasının normal olmadığını hepimiz biliyoruz.Sadece sadist olan insanların da diğer insanların canlarının yanmasından zevk alacaklarını, belli bir ön yargıyla, sağlık çalışanları arasında da sadistlerin ,en fazla toplumun diğer kesimlerindeki kadar olduğunu da düşünebiliriz.
Ancak konuyu genelleyerek lokal anestezi ile kürtaj uygulamak zorunda olan kliniklerde çalışanları suçlamaya, onları sadist gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur.
Tüm kadın doğum uzmanı meslektaşlarım gibi ben de, genel anestezi altında kürtaj işlemini gerçekleştirmenin daha rahat olduğunu söyleyebilirim.
O zaman neden lokal anestezi ile kürtaj yapıyorsunuz ?yerine, Lokal anestezi ile kürtaj yapmak zorunda kalıyorsunuz? diye sormanız gerekmektedir.
 
Ülkemizde üreme sağlığı ve kürtaj hizmeti veren hiç bir kamu kliniğinde yeterli anestezi desteği sağlanamamaktadır (Kürtaja zaman ayıracak yeterli anestezi yoktur.Kürtaj için anestezi yapan ekibe, her anestezi işlemi için bir prim verildiği halde,bu işlem için prim de verilmez),günde 10-15 kürtaja anestezi uygulandıktan sonra kadınların en az 2 saat dinlenebileceği , yatağa ve bakım personeline ülkemizde kamudaki hiçbir kürtaj kliniği sahip değildir.
Sayın Ayşe Arman’ın yazılarında paylaşılan; Kadınlara ;‘’Kürtaj uygulamasında çok az canınız yanabilir –riski az olan lokal anestezi mi istersiniz? Yoksa uyumak-biraz risk fazla da olsa genel anestezi mi istersiniz ? ‘’seçeneği sunulduğu zaman sizin yanıtınız ne olurdu? (özellikle,canlı canlı,vahşice kürtaj yapılıyor şeklinde yazılar ve yorumlardan sonra!)
Genel anestezi ve sonrası izlem amacıyla kürtaj kliniği için ayrılmış 3-4 dinlenme yatağında,kürtaj olacak 10-15 kadını anestezi sonrası nerede dinlendirmek isterdiniz?
 
Kısacası, kürtajın genel anestezi ile uygulanmaması sorunun kaynağı sağlık çalışanları değildir.
Yoğun çalışan kliniklerde anestezi riskinin öneminin vurgulanması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü Güvenli Kürtaj ile ilgili yönergesinde kürtaj için standartın lokal anestezi olduğu belirtilmiştir.
Aşağıdaki linkte yine Bizim İzmir portalında ‘’KÜRTAJIN ÖNGÖRÜLEN VE ÖNGÖRÜLEMEYEN RİSKLERİ ‘’ konulu yazımı da paylaşmak isterim;
Kürtaj sanıldığı kadar masum bir işlem değildir.Kürtajın öngörülen veya öngörülmeyen riskleriyle karşılaşmamak için etkin gebelikten korunma yöntemlerinin önemini vurgulamakta yarar vardır.
 
Son olarak 40 bin civarında istenmeyen gebelik sonlandırılmasına eşlik etmiş bir doktor olduğum halde, sayın Ayşe Arman’ın‘’ Hekim kürtaj yapmak istemiyorsa, neden kadın doğum uzmanı olmuş?’’yorumunu onaylamanın doğru olmayacağını, kadın doğum uzmanlarının özgür iradeleriyle doğru bildikleri,iyi uyguladıkları  seçtikleri cerrahi girişimleri uygulamaları gerektiğini belirtmek isterim.Ayrıca bu yorumla, kendisinin tüm kadın doğum uzmanlarını kürtaj doktoru olarak tanımlayabilecek  talihsiz bir ifade olarak gördüğü endişesini de taşıyorum.Kadın doğum doktoru;kısırlık,kanser,riskli gebelik,ürojinekoloji gibi branşlarda çalışabilir ve kendini geliştirebilir.Üreme sağlığı ile ilgili olan meslektaşlarımız bile, kürtaj konusunda istekli,yetenekli veya deneyimli olmayabilir;buna rağmen birçok meslektaşım ,üreme sağlığı ile ilgili birçok görevde bizimle beraber olmuşlar,ulusal projeler ve uluslararası çalışmalarımızda bize destek olmuşlar,bu çalışmalarla uluslararası ödüller kazanmamazı sağlamışlar ve konuyla ilgili farkındalık yaratmamıza katkıda bulunmuşlardır.
 
Üreme sağlığı kliniğinde çalışan uzman,pratisyen,hemşire ve diğer personeller; yıllarca hastanenin diğer birimlerinde çalıştıklarında,uygulanan her işlemden prim alabilecekleri halde,gebelikten korunma yöntemleri,kürtajla ilgili işlemlerden herhangi bir prim almamakta ve ekonomik gelirleri diğer bölümlerde çalışan meslektaşlara gore çok daha kısıtlı olmaktadır.Buna rağmen ülkemizde sınırlı sayıda üreme sağlığı ve kürtaj kliniğinde bulunan sağlık çalışanı ,özveriyle kadınlarımızın sağlığına hizmet etmek için çabalamaktadır.
 Konuyla ilgili kamu oyunun tek yönlü ve eksik bilgilendirilmemesi  dileğiyle

YORUM YAZ
Arşiv