İyi Bir Adam

  • 0
  • 1.364
Yazı Boyutu:

Bizim İzmir portalının değerli okurları

Bu hafta sizlere kadın sağlığını en çoketkileyen, üreme sağlığı, istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ve sonlandırılmasıkonularından bahsedeceğim.

Üreme sağlığı ve cinsel sağlık ana temalı ESC(Eurepean Society of Contraception-Avrupa Gebelikten Korunma Derneği) 22-25Mayıs 2013 Kopenhag kongresinde  dünyanınönde gelen uzmanları konuyla ilgili bilimsel çalışmaları ,güncel bilgileripaylaştılar.Kongrenin en ilgi çeken oturumlarından biri de istenmeyengebeliklerin sonlandırılması ile ilgiliydi. WH0 (DSÖ-Dünya Sağlık Örgütü)yetkilisi konuşmasında; gebelikten korunma yöntemlerindeki gelişmelere rağmen dünyadaki kadınların yaklaşık yarısınınistemedikleri dönemde gebe kaldıklarını vurguladı.Dünya Sağlık Örgütünün 50 yıl önce sloganının ; ‘’Abortion to contraception-Kürtajdangebelikten korunmaya’’ iken ,gebelikten korunma yöntemlerinin yaygınlaşmayabaşlamasıyla 30 yıl öncesloganlarının değiştiğini ve ;’’Unsafeabortion to safe abortion-Güvenli ve yasal olmayan kürtajdan güvenli veyasal kürtaja’’ olduğunu ifade etti. (Çünkü henüz etkin gebelikten korunmayöntemleri herkese ulaşamıyor, etkili korunma yöntemleri kullanırken bileistenmeyen gebeliklerle karşılaşılabiliyor.)

 Ülkemizde de durum farklı gözükmüyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin 14 Haziran 2012 deStrazburg’da ‘’Kadının Toplumdaki Rolü’’ konulu panelde %40 civarındaistenmeyen gebeliklerin kürtajı beraberinde getirdiğini işaret etmiştir.

 

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre;ülkemizde yılda 1 250  000 civarındabebek doğmaktadır .Gebeliklerin yaklaşık onda biri istendiği halde düşüklesonlanmaktadır.Yaklaşık diğer onda biri ise istenmeyen gebelik nedeniyle kürtajile sonlandırılmaktadır.(Her yıl yaklaşık 100 000 den fazla kadın kürtaj olmakiçin başvurmaktadır.)

Değişik medya kaynaklarında,19. Haziran 2013 te Aileve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın “Aile olmak” projesinin imza törenindekonuşan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın; “Bazı komşu ülkelerde olduğu gibi nüfus azaltıpkalkınma olmaz. Bu ülkede yıllarca doğum kontrolü mekanizmalarınıçalıştırdılar. Adeta bizim vatandaşlarımızı, halkımızı kısırlaştırdılar.Bununla ilgili tıbbi müdahalelerde varıncaya kadar her şeyi yaptılar. Sezaryen,kürtaj denen olay budur. Hep bunları yaptılar ve bunları yaparken de adetacinayet işlediler. Adeta aldattılar, ölüyorsun seni ölümden kurtaracağızdediler.” yorumunu okuyunca ,yıllardır sadece kadınsağlığına ,hiç bir politik düşüncenin yönlendirmesi olmadan hizmet etmeyeçalışan bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak aşırı incindiğimi ifadeetmek isterim.

Bundan 20 yıl önce ,gebelikten korunmayöntemlerini toplumumuza yansıtmak, istenmeyen gebelikleri önlemek amacıylahiçbir siyasi kaygı gözetmeden aile planlaması kliniğimizi kurmuştuk.

Burada sanırım Sayın Başbakanımızadanışmanları tarafından yanlış aktarılan ‘’Aile Planlaması’’ tanımını davurgulamakta yarar var ; ‘’Aileplanlaması insanların istediği zaman,istediği kadar çocuk sahibi olmasınısağlamaktır’’.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi,gebeliklerin yaklaşık yarısı istenmeyen dönemde ortaya çıktığı için,etkingebelikten korunma yöntemleri kullanılmasının ve aile planlamasının ne kadarönemli olduğunu görebiliriz.

 

Kliniğimizi kurduğumuzdan itibaren bize başvuranher yıl 2000 civarında kadının yasalarımızda izin verilen 10.gebelik haftasınakadar olan istenmeyen gebeliklerini sonlandırdık. Burada amacımız bize başvurankadın ve erkekleri rahim tahliyesi öncesi ve sonrası etkili gebelikten korunmayöntemleri konusunda bilgilendirmek ve bundan sonra istedikleri dönemde gebekalmalarını sağlamaktı.

18yaşında 3 doğum yapmış, ancak tekrar gebe kalınca bir süre rahat nefes almakisteyen genç kızlarımızın kürtaj olmak için bize yalvardıklarını gördük, 45yaşını aşmış babaanne ve anneanne olmuş bazı kadınların kızları ve gelinleriile birlikte tekrar doğurmak istemediklerini farkettik, yeni doğum yaptıktanbirkaç ay sonrası yavrusunu emzirirken istenmeyen gebelikle karşılaşanannelerin bebekleri için haklı endişelerini tekrar gebe kalmak için zamanagerek duyduklarını gözlemledik.

Bu durumlarda istenmeyen gebeliklerisonlandırmak için güvenli koşullarda kürtaj uygulanmasının önemini vurgulamakisterim.Yasal sınırlar içinde kürtajuygulayan sağlık çalışanlarını ve uygulatan kadın ve erkekleri cinayetle ithametmenin büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu durumda 20 yıl boyunca 40 000 civarında istenmeyen gebeliğinsonlandırıldığı (istenmeyen gebelik nedeniyle başvuran çok daha fazlaolduğu halde, yasal gebelik haftası sınırını geçen birçok kişiye müdaheleyapamadığımızı da belirtmek isterim) kliniğimizdeözveriyle çalışan birçok arkadaşımla birlikte amacımız seri katil olmakdeğildi. Hiçbir poltik düşünceye değil sadece kadın sağlığına hizmet etmekistemiştik.

 Bu noktada aile planlamasının asıl amacınınkadın sağlığını korumak olduğunu bir kez daha vurgulamakta  yarar var. Erken yaşta, ileri yaşta ve sıkaralıklarla gebeliklerin ,anne ve bebeğin sağlığı için çok daha riskli olduğunusöylemek için sanırım doktor olmak gerekmez. Bu bilimsel gerçeği umarımtoplumumuzun her kesiminden insan zaten biliyordur.

 Kadında tüplerin bağlanması ve erkektevazektomi denilen kanalların bağlanması gebelikten korunmak için başka seçenekkullanamayan ve artık hiç çocuk istemeyenlere uyguladığımız kalıcı, cerrahikorunma yöntemleridir. Kliniğimize artık çocuk istemeyen bir çok çiftbaşvurduğu halde,operasyon koşulları uygun olan (aşırı kilolu olan,rahimdeyapışıklık, anestezi riski gibi,risk faktörleri dışında)3000 den fazla kadınabu operasyonu uygulayabildik. Eşlerine operasyon uygulayamadığımız 3000 denfazla erkeğe de danışmanlık vererek vazektomi için üroloji kliniğineyönlendirdik.

 Aileplanlaması kliniğimize yılda 25000 kadın başvurmaktaydı.Ne zaman ve ne kadarçocuk istendiğini kaydettiğimiz sistemimizde,bize başvuran kadınların %70 ininartık çocuk istemediğini saptadığımızı da vurgulamak isterim. Bu oranın ,ülkemizin doğu ve batısındaki  şehirlerdeki kliniklerle birlikte yaptığımızaraştırmalarda da benzer olduğunu gördük.

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde kadınve erkeklerde yaygın olarak kanalların cerrahi yöntemle bağlandığını  burada belirtmeliyiz. Dünyada 200 milyondanfazla kadın, 100 milyondan fazla erkek kanallarını bağlatmıştır. AmerikaBirleşik Devletlerinde bile her yıl bir milyona yakın kadın , ve bir o kadarerkek kanallarını bağlatmaktadır.

Toplumumuzdakısırlaştırma denilerek yanlış tanımlanan bu operasyon ABD gibi bazı gelişmişülkelerde neredeyse her dört kadından birinde uygulanmıştır. Ülkemizde ise kanallarınbağlanma oranı ,kullanılan gebelikten korunma yöntemlerinin %3 ü bile değildir.

Burada kadında kanalların bağlanmasıylailgili bazı bilimsel gerçekleri vurgulamakta yarar vardır. Kanalları bağlanankadınların yumurtalıklarına dokunulmaz. Kadınların hormonları fonksiyongörmektedir, adet görmeye devam ederler ,menapoza girmezler.Ayrıca kanallarıbağlanan bir kadında yaşam boyu yetmişte bir olan yumurtalık kanseri riski %40oranda azalmaktadır. Genetik olarak riski fazla olan kadınlarda (BRCA mutasyonutaşıyıcılarında) yumurtalık kanseri riski daha da (%60) azalmaktadır.

Sezaryenle ilgili birkaç temelistatistiksel veriyi de burada belirtmek isterim. ABD de her üç kadından biri,OECD ülkelerinde her dört kadından birisezaryenle doğum yapmaktadır. Gebenin ve bebeğin sağlığını korumak için (birçokdurumda yaşamlarnı kurtarmak amacıyla) sezaryen kaçınılmaz olabilmektedir veasla bir cinayet olarak görülmemelidir.

 Ekteki linkte hangi durumlarda sezaryenyapılması gerekebileceği ile ilgili önceden bu portalde yayınlanan yazımıpaylaşmak isterim;

https://www.bizimizmir.net/?page=yazarayrinti&cat=38&id=714

Üreme sağlığı ve gebelikten korunmayöntemlerinde güncel gelişmelerin paylaşıldığı bilimsel ESC kongreleriAvrupa’nın değişik şehirlerinde, her iki yılda bir, konuyla ilgili uzmanlarınyoğun katılımıyla gerçekleşmektedir.

Ülkemizde de 1999 dan günümüze iki yıldabir ‘’Üreme sağlığı ve Aile Planlaması’’ kongreleri yapılmaktadır. (2011 densonra ne yazık ki bu kongre tekrarlanmadı).Konuylailgili 1. ve 2. kongrelerin devrin Cumhurbaşkanları Sayın Turgut Özal ve SayınSüleyman Demirel’in destek ve himayelerinde gerçekleştiğini de buradaanımsatmak isterim.

 Son olarak ; yazıma başlık olarak koyduğum;‘’İyi bir adam’’ dan bahsetmekisterim. Danimarka ESC kongresinin onur konuğu, üreme sağlığı vehormonlarla  ilgili, dünyanın herköşesinden kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının okuduğu , temel derskitaplarından birinin yazarı olan,ünlü bilim adamı Amerikalı Prof.Dr.Leon Speroffidi. Herkesin ayakta alkışladığı sunumunda, 1960 ta doğum kontrol haplarının ortaya çıkmasına ve gelişmesineönder olan Dr. Gregory Pincus hakkında yazdığı ‘’A GOOD MAN-İYİ BİR ADAM’’başlıklı kitabından örnekler vererek, doğum kontrol haplarının gelişme öyküsünüanlattı. Bu değerli bilim adamının çalışmalarının, dünyanın her yerinde kadınsağlığı üzerine olumlu etkisi olduğunu ve bir çığır açtığını ifade etti. Doğumkontrol haplarının, gebelikten koruyucu etkilerine ek olarak, hepimizin bildiğiyararlı etkilerini de vurguladı.(Doğumkontrol hapı kullanan kadınlarda yumurtalık , rahim içi ve kalın bağırsakkanseri riski azalır, yumurtalık kisti ,iç üreme organları enfeksiyonu ve dışgebelik nedeniyle oluşabilecek kısırlık riski azalır,adet sancısı,adetdüzensizliği ve tüylenme tedavisinde kullanılır.Bunlar yıllardır bilinenbilimsel gerçeklerdir.)

 Bunarağmen doğum kontrol hapı kullanma oranı ülkemizde, gelişmiş ve gelişmekte olanülkelerin çoğunun çok altındadır.

 Özetle, doğum kontrolü, üreme ve kadınsağlığı için vazgeçilmez bir kavramdır.

Üreme sağlığı ile ilgili bilimselgelişmelerden ülkemiz kadınlarının da yararlanması dileğiyle

YORUM YAZ
Arşiv