Yirmi Yılın Ardından

  • 1
  • 3.819
Yazı Boyutu:

AİLE PLANLAMASI KLİNİĞİMİZİN ÖYKÜSÜ
 
Bizim İzmir Portalının değerli okurları
Tam bir yıldır köşemde haftalık yazılarımla sizlerle buluşuyorum. Bu hafta sizlere iş yaşantımda çok önemli ve özel yeri olan aile planlaması kliniğimin öyküsünü anlatmak istiyorum.
 
15 Eylül 1992 de, bugünden tam 20 yıl önce SSK Tepecik Doğumevi (günümüzdeki adıyla Ege Doğumevinde) hastane bodrumunda, penceresiz karanlık bir odada birkaç pratisyen doktor ve birkaç hemşire arkadaşımla birlikte aile planlaması kliniği olarak hizmet sunumuna başladık. Koruyucu sağlık hizmeti vermeyen SSK da böyle bir kliniği oluştururken ve geliştirirken , süreç içinde yaşadıklarımızın sadece küçük bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Hastanedeki kliniğimizde, titiz ve özenli çalışmasını izleme fırsatı bulduğum, işini, ülkesini ve insanları seven, özverili, yetenekli ve duyarlı ebe Ayşegül Dönmez, kendi gebeliğinin izlemleri için birlikte geldikleri , ayni özellikleri taşıyan ve eşine desteklerini esirgemeyen,makine mühendisi eşi sevgili Ali Dönmezle uzun söyleşilerimiz ,SSK da aile planlaması kliniği kurma girişimi için çıkış noktamız oldu.
O dönemde yeni başhekimimiz olan  ve hastanemize olumlu katkılarıyla, perinatoloji, onkoloji, infertilite gibi uzmanlaşan kliniklerin kurulmasını sağlayan, değerli dostum, şu anda CHP Muğla milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir beni Ankara da bir toplantıya götürmek istediğini söyledi.
SSK nın aile planlaması hizmetlerine katılmasını öngören SEATS, AVSC projesi toplantısında konuşmacı,  Hacettepe Tıp Fakültesinde  öğrenciyken tanımaktan onur duyduğum, ülkemizde aile planlaması hizmetlerini başlatan,10. haftaya kadar kürtajın yasal olması için 1983 teki 2827 no’ lu yasanın çıkmasına büyük katkıları olan, değerli hocam, Başkent Üniversitesi Halk Sağlığı AD Başkanı- Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof.Dr. Ayse Akın idi. Erken safhada gebeliğin sonlandırılmasında güvenle kullanılan elle vakum aspirasyonu yöntemini , bir bardak suyu plastik bir aygıtın negatif basınçla nasıl boşaltılabileceğini ,o zamanki TBMM de  gösterilmesini sağlayarak , sisteminin tanıtımını yapmıştı.
 
O dönemde Ana Çocuk Sağlığı Genel Müdürü olan(Günümüzde Başkent Üniversitesi Kadının Statüsü Genel Müdürü) olan Ayşe Hoca; ayrıntılı  bilimsel verilerle; ülkemizdeki istenmeyen gebelik oranlarını, erken ve ileri yaşta, sık aralarla gebe kalan ve sık doğum yapan kadınların oranlarını, etkin gebelikten korunma yöntemlerinin yetersiz kullanıldığını  ve bu durumun kadınların sağlığını ,eğitimini, ev ve iş yerinde yaşam koşullarını,özetle kadının statüsünü nasıl etkilediğini;kısacası aile planlamasının önemini , çarpıcı rakamlarla anlatırken gözlerimde dolan yaşları fark ettim. Jinekolog olarak 18 yaş altı ve 35 yaş üstü gebe kalan kadınlarda,özellikle sosyo ekonomik ve kültürel düzeyi düşük ülkelerde gebelik zehirlenmesi (gebeliğin ikinci yarısında tansiyon yükselmesi, ödem, idrarda albumin çıkması, plasentadan bebeğe giden kan akımının bozularak bebek  gelişiminin yavaşlaması,gebede karaciğer, beyin ve diğer yaşamsal organlarda aniden yükselen tansiyona bağlı hasarlar, kanama, pıhtılaşma bozukluğu ve diğerleri)nin daha fazla olduğunu,erken doğumlarla  daha sık karşılaşacağımızı biliyordum.İki yıldan sık aralıklarla doğumlarda da anemi dediğimiz kansızlık,anemiyle birlikte sık görülen ,böbreğe çıkabilen idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğumlar  başlıca görülen sorunlardandı.Ayşe hocamızın ülkemizdeki istatistikleri yansıtırken çıkan rakamların, ne kadar ürpertici olduğunu fark ettim.
Dönüş yolunda değerli başhekimim Prof. Dr. Nuretin Demir’in  hastanemizde de bir aile planlaması kliniği kurma önerisini hemen kabul ettim. Ancak nasıl bir yol izleyecektim?
 
 Öncelikle sevgili Ayşegül ebe ile birlikte ayrıntılı bir fizibilite raporu hazırlamaya karar verdik. Hastanemizde o güne kadar konuyla ilgili neler yapılmıştı? Eski kayıtları çıkarmaya çalıştık. Son 10 yılda gebelikten korunma yöntemi almak için kaç kişinin başvurduğunu, kaç kişiye rahim içi araç(spiral) uygulandığını, kaç kişiye diğer doğum kontrol yöntemleri verildiğini, kaç kişinin istenmeyen gebeliklerinin sonlandırıldığını öğrenmeye çalıştık.
 Aile planlaması için ayrılan bölüme günde sadece birkaç kadının başvurduğunu, hemşire arkadaşlarımız tarafından günde ortalama bir rahim içi araç takılıp, birkaç kişiye doğum kontrol hapı verildiğini öğrendik. Fakat kadınlar yeterli bilgilendirilmeden uygulanan rahim içi araçlar, kadın en ufak bir sorunu nedeniyle, ayni veya başka bir kliniğe başvurduğunda hemen çıkartılıyordu. Doğum kontrol hapları ve kondomlar doğru kullanılmıyordu. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için başvuran onlarca kişinin de, belirlenen randevu saatinde hızlı bir şekilde arka arkaya muayene edilerek, gebelikleri yasal sınırlarda olanların bir gün sonra eş onayı, gibi işlemleri gerçekleştikten sonra, gebelikten korunma yöntemleri konusunda kürtaj öncesi ve sonrası bilgilendirme veya danışmanlık olmadan kürtajlarının uygulandığını saptadık.
 
Hastanemizde istenmeyen gebelikleri sonlandırılanların, doğum kontrol yöntemleri kullanmadıkları için birkaç ay sonra yeniden istenmeyen gebelik nedeniyle kürtaj için başvurduklarını gördük.19 -20 yaşında, 2-3 doğum yaptıktan sonra, bazen yasal sınırı geçmiş olduğu halde, istenmeyen gebeliklerinin sonlandırılması için yalvaran genç kadınlarımızı gördük. Emziren kadınların, doğumdan birkaç ay sonra istenmeyen gebeliklerle karşılaştıklarını gördük. Düzensiz adet gören ve yumurtlama dönemini tahmin edemeyen ve gebelikten etkin bir şekilde korunamayan ileri yaşta kadınların birkaç ay arayla tekrar, tekrar kürtaj için başvurduklarını gördük.
 
Ağırlıklı olarak kimlere ve nasıl hizmet vermemizin gerektiği şekillenmeye başlamıştı. Birkaç hafta içinde raporumuzu hazırlamıştık. Kuracağımız klinikte sadece herhangi bir gebelikten korunma yöntemi almak için başvuranlara hizmet etmeyecek, yöntem uyguladığımız kadınların izlemini de biz yapacaktık. Yöntem almak için başvuranlara, önce şekillerle üreme organlarını, adet kanamasının ve gebeliğin nasıl oluştuğunu anlatacak, tüm gebelikten korunma yöntemlerini anlatan genel bir danışmanlıktan sonra, görüşme ve muayene sonrası kendisi için uygun olan yöntemlerden birini seçmesini sağlayan bireysel danışmanlık hizmeti verecektik. İzlem için başvurduğunda yöntem kullanırken karşılaştığı sorunlarla ilgili izlem danışmanlığı verecektik.
 
Hastaneye istenmeyen gebelikleri sonlandırmak için başvuranların kürtajlarını, aile planlaması kliniğimizde uygulamaya karar verdik. Amacımız; kürtaj öncesi kadınlara ve eşlerine üreme organları, gebelik oluşumu ve gebelikten korunma yöntemleri konusunda doğru ve ayrıntılı bilgileri vermek ve kürtaj sonrası birlikte seçecekleri uygun bir gebelikten korunma yöntemini de kullanmaya başlamalarına yardımcı olmaktı. Erkeklerin bir bölümü, uygulanan rahim içi aracın cinsel beraberlikte penisin ucuna takılabileceğini, kendilerine  batabileceğini düşünüyorlardı. Başka yakınlarından aldıkları yanlış bilgilerle, doğum kontrol haplarıyla kısırlık olabileceğini zannedip, eşlerini hap kullanmamaları için zorluyorlardı. Ayrıca erkeklere de doğru kondom kullanımını öğretecek, artık çocuk istemeyen çiftler  için de erkeğe de kadınlara göre daha kolay, lokal anestezi ile 10 dakikada uygulanabilen , vazektomi  denilen, dönüşü olmayan bir yöntem olan ,erkekte kanalların bağlanma seçeneğini anlatacaktık.Kürtaj sonrası dinlenme döneminde de, kadını yapılması gerekenler konusunda bilgilendirecek, olası ek sorularını ayrıntılı olarak yanıtlayacaktık.
Artık çocuk istemeyen kadınlara, dönüşü olmayan bir yöntem olan, tüp ligasyonu (kadında kanalların bağlanması )operasyonunu aile planlaması kliniği hemşirelerimiz ile birlikte, laparoskopi (karına ışıklı boru sokularak) veya mini laparotomi(kasık bölgesi ortasından 2-3 cm kesi ile) yöntemi ile hastane ameliyathanesinde gerçekleştirecek,  ayni gün veya bir gün sonra taburcu edecektik. 10 haftanın altında istenmeyen gebelikleri nedeniyle kliniğimize başvuranlara kürtajla birliktede bu operasyonu uygulayacaktık.
 
Doğumdan hemen sonra emzirme döneminde, istenmeyen gebelikleri önlemek amacıyla; gebelik izlemi için hastaneye başvuranlara, gebelik sürecinde herhangi bir sorunla hastanede yatanlara ve doğum için hastaneye başvuranlara, doğumdan hemen sonra ve sezaryende rahim içi araç uygulanabileceğini anlatacaktık.  Poliklinikler ve servislerde danışmanlık vermek için aile planlaması kliniği çalışanlarından ekip oluşturacak, diğer bölümlerdeki meslektaşlarımıza konuyla ilgili eğitim verecek ve hastane içi gereken iletişimi gerçekleştirecektik. Artık çocuk istemeyen kadınların yine 2827 nolu yasa gereği ,eşlerinin onayıyla, vajinal doğumdan sonra10 dakika veya iki gün içinde veya sezaryen anında kanallarının bağlanabileceğini belirtecek, bu yöntemle kadının hormonlarında değişiklik olmayacağını ve menopoza girmeyeceğini, çok nadir de olsa istenmeyen gebeliklerle karşılaşılabileceğini anlatacaktık. Doğumdan hemen sonra herhangi bir gebelikten korunma yöntemine başvurmayanların ise doğum sonrası kontrol muayeneleri  için 40 gün sonra aile planlaması kliniğimize başvurmalarını sağlayacak, emzirme dönemindeki  erken istenmeyen gebelikleri önlemek amacıyla ,doğum sonrası cinsel beraberlik başlamadan,adet kanaması beklemeden de, rahim içine yerleştirince  hemen gebelikten korumaya başlayan,hatta 5 gün öncesine kadar koruyabilen bakırlı rahim içi aracın uygulanabileceğini  veya uygulanabilecek üç aylık bir enjeksiyonun da 48 saat içinde etkin bir şekilde gebelikten koruyacağını anlatacaktık.Danışmanlık verilirken,etkin gebelikten korunma yöntemi kullanırken nadir oranlarda istenmeyen gebeliklerin görülebileceğini belirtecektik.
 
 Ebe Ayşegül Dönmezle birlikte, birkaç hafta içinde fizibilite raporu hazırladım ve başhekime sundum. Böylece hastane bodrumunda ,pencereleri olmayan,girişte daracık bir tuvaleti olan ,karanlık ufacık odamıza yerleştik ve çalışmaya başladık. Kiminle, nasıl bu hizmetlerin hepsini sunacaktık?
 Karanlık odamızın ortasına iki perde gerdik. jinekolojik muayene, rahim içi araç uygulama ve kürtaj için toplam iki jinekolojik masa, kürtajdan ve bazen rahim içi araç uyguladıktan sonra hastaları dinlendirebileceğimiz iki adet yatak, kayıt ve yazışmalar için iki küçük büro masası ve fırsat bulursak oturacağımız birkaç sandalyeyi  küçük odamıza yerleştirdik. Ayşegül ebe elimizdeki aletlerle, her kadın için ayrı ayrı kullanılabilecek steril setler oluşturdu. Ultrasonografi aygıtımız zaten yoktu. Kliniğimize katılan birkaç ebe ve hemşire arkadaşımla birlikte (Ayşegül Dönmez, Şerife Vardar, İlknur Ergin, Selda Yetkin ve diğer değerli arkadaşlarım) yukarda belirttiğim hizmetlere başladım.Bilgisayar olmadığı için o dönemde hastanede hiçbir klinikte olmayan, kadınların sağlık ve üremeyle ilgili tüm öykülerini, muayene bulgularını ,yapılan işlemleri  ayrıntılı kaydettiğimiz kartlar ve kontrole geldiklerinde yapılan işlem tarihi ve kayıt numarasını gösteren küçük kontrol kartları bastırdık.Yıllar sonra bu kartlara göz attığımda, yanımda çalışan arkadaşların, o yoğun hasta trafiğinde ,bu kartları nasıl özveriyle doldurduklarını bir kez daha takdir ettim. Bu kayıtlardan çıkardığımız on binlerce olguyu içeren demografik çalışmaları, birçok ulusal ve uluslar arası kongrelerde bildiri, poster şeklinde sunarak bilgi ve deneyimlerimizi paylaştık. Uluslararası ve ulusal birçok ödül aldık.
 
Çekirdek kliniğimizde hemen artarak günde yüzlere ulaşabilen başvuru sayısına,çalışan birkaç hemşire arkadaşımla yetişememeye başladım. Ufacık odada tüm yöntemleri içeren ayrıntılı danışmanlığa zaman ayırmaya çalışıyor, isteyenlere rahim içi araç uyguluyor, isteyenlere diğer yöntemleri bireysel olarak anlatıyor, istenmeyen gebelik için başvuran günde en az 10 kadına, yukarda bahsettiğim eğitim ve işlemlerden sonra ,kürtajı lokal anestezi ile uygulayıp, birkaç saat sonra evlerine gönderiyordum. Kürtaj sonrası iki hafta içinde (%1 parça kalma riski ve olası diğer riskler nedeniyle), rahim içi araç uygulandıktan bir ay sonra(%3-4 rahim içi aracın aşağı kayarak gebelikten koruyuculuğu azalma riski nedeniyle) ,mutlaka kontrol muayenesi yapıyorduk. Kürtaj için başvuran kadınların eşlerini eğitmeden ve kürtaj sonrası seçilen gebelikten koruyucu yöntemlere birlikte karar vermeden kürtaja başlamıyorduk. Odamızın karşısında bulduğumuz kalorifer dairesindeki birkaç metrekarelik alanda (yer bulamadığımız için ayakta)erkekleri bilgilendirmeye çalışıyorduk.
 
Ancak SSK nın aile planlaması gibi koruyucu sağlık hizmetini vermesini ,yoğun iş potansiyeli olan hastanemizin diğer bölümünde çalışan arkadaşların bazılarının !! kabul etmeleri de zor oluyordu. Bazı doktor arkadaşlar, personellerinin bizim operasyonlarımızdan sonra sedyeye aktarmamıza yardım etmelerine bile hoşgörüyle bakmıyorlar, tepki gösteriyorlardı. Gerçekleştirdiğimiz kanalların bağlanması operasyonları sonrası günde bir iki hastayı yatırdığımız, diğer servislerde çalışan bazı hemşireler , hastalarımızı izlemiyor, tansiyonlarını bile ölçmek istemiyorlardı. Başhekimimizin bana yardım etmek amacıyla, birkaç saatliğine aile planlaması kliniğimize, kadınları muayene etmeleri için gönderdiği uzman doktor arkadaşlardan bazıları, muayene bile yapmadan gebelik testine bakarak kürtaj randevuları veriyordu. Kürtaja başlamadan jinekolojik muayene yaparken, gebeliğin bazen 10 haftadan büyük olduğunu saptayıp son dakikada kürtajdan vazgeçmek zorunda kalıyordum. Kanalların bağlanması operasyonlarını , öğleden sonra hastanedeki diğer operasyonlar bittikten sonra kendi hemşirelerimle ameliyathaneye çıkarak gerçekleştiriyordum.
 
Aile planlaması kliniğimizi tanıtmamız ve sevdirmemiz gerekiyordu. Bir seminer hazırlamaya karar verdik. İlk seminerimizin konusu’’ kondom ‘’du. Seminerimizin hem ilgi çekmesi, hem eğitici olması gerekiyordu. Üniversite kütüphaneleri yayın veri tabanından kondomla ilgili olabilecek tüm literatürü taradık. Yayınları okurken kondom allerjisinden ölen kadınların olduğunu , kondom kullanmayıp semen alerjisinden ölen kadınların da varlığını saptadık.Türk ve yabancı gazete ve dergilerden kondomla ilgili haberleri topladık.Titreşim anında içindeki mikroçipler vasıtasıyla Beatlesin ‘’zafere ulaştım’’ şarkısını çalan kondomların varlığını öğrendik .Kondom fabrikalarında ,üretilen kondomları test ederken 4 litre su ve 20 litre havayla şişirildiklerini,kondomların kılıflarını açarken diş ve tırnakla yırtılmazsa kolay kolay yırtılmayacağını öğrendik. Haber bölümlerinde; İtalya da gebelikten korunmaya karşı olan katoliklerin dini merkezi Vatikan’a yakın bir kasabada erkeklerin  kondom almak için şehre 20 km yürüdükleri gibi konuları  yazan gazete parçalarını topladık ve seminer salonumuzda bir duvar gazetesi olarak hazırladık. Ülkemizde fazla olmayan kondom türlerinden örnekler topladık.Yurt dışından gelen değişik kondomları bulabileceğimiz,kondomların içinde spermleri öldüren nonoxynol 9 maddesinin ne oranda olduğunu ve bunların nasıl denetlendiğini öğrenmek istediğimiz bir sex-shopda yaptığımız  röportajda; farklı renk ve türlerde kondomlardan en çok satılanın, penisi büyük gösterdiği için siyah renkte kondomlar olduğunu öğrendik.Seminer bölümleri arasında kondomla ilgili fıkraları ve bir kasetli teyple sunacağımız Zeki Alasya ve Metin Akpınarın parodilerini yerleştirdik.Hastanemizin  toplantı salonunda,seminerimizde oturacak yer bulamayan birçok arkadaşımız bir saat süren bu gösteriyi ilgiyle izledi.Artık varlığımızı kanıtlamıştık.
 
Üç pratisyen doktor arkadaşımın aile planlaması kliniğimde görevlendirilmeleri (Türkan Günay, Serdar Deniz ve Zühtü Benli) çalışmalarımızı biraz rahatlattı. Jinekolojik muayene, rahim içi araç uygulama ve rahim tahliyesi(kürtaj) uygulamalarını (2827 nolu yasa gereği, uzman gözetiminde ) çabucak öğrendiler ve sertifikalarını alarak hemşire arkadaşlarım gibi özveriyle çalışmaya başladılar.
Bu arada öğle arasında da hizmet içi eğitimlere devam ediyor, bazen yemeklerimizi bile bodrumdaki odamızdan çıkmadan yerken ,elektrik kesildiğinde de mum ışığında, akşamdan hazırladığımız seminer konularını sunuyor, bilgilerimizi geliştirmeye çalışıyorduk.
Yıllık poliklinik sayımız bir yıl içinde 25000lere ulaşmıştı. Yılda 2500 civarında rahim içi araç uyguluyor, 2500 civarında kürtajla istenmeyen gebelikleri  sonlandırıyor , yılda 300 ün üzerinde kanalların bağlanması operasyonu gerçekleştiriyorduk.
 
Tüm arkadaşlarımız özveriyle çalışıyorlar ve kliniğimize yapabilecekleri katkları için ellerinden geleni yapıyorlardı. Bu arada değerli pratisyen doktor arkadaşlarımız Gülçin ve Ercüment Ündar’a, belirli dönemlerde zevkle birlikte çalıştığımız şu anda aile hekimi olarak hizmet veren Dr. Erenden Acarlar, Dr. Zeka Özenç’e, diğer doktor ve hemşire arkadaşlarımıza, desteklerini bizden esirgemeyen dönemin başhemşiresi Aytaç Turpçuluya ,  sekreterlerimiz Selda ve Ayşenur’a  ve personellerimize özellikle teşekkür etmek isterim.
 
Anestezi teknisyenimiz Şakir Tekeli, kanalları bağlama operasyonunda ;operasyon setindeki  rahmi  vajinadan kaldırarak karında kesi yerine yaklaştıran aletin yetersiz olduğunu ve zorlandığımızı görünce, spiral takarken kullandığımız, rahmin derinliğini ölçen histerometre dediğimiz çubuğun etrafına yumuşak lastikten olan idrar sondasının bir bölümünü geçirerek operasyonda kullanmamızı sağladı. Böylece çok ucuza mal olan bir aletle 3000 den fazla operasyonu rahmi delme riskini azaltarak gerçekleştirmiş olduk. Minilaparotomi  operasyon tekniği konusunda  dünyada 69 ülkede eğitim veren Amerikalı bir uzman meslektaşımız, geliştirdiğimiz bu tekniği görünce, birçok ülkede vereceği  operasyon eğitimine bizim  yöntemimizi de ekleyeceğini belirtti.
 
Minilaparotomideki deneyimlerimizi, binde bir de olsa rahim içinden karın boşluğuna kaçan rahim içi araçları çıkarmada da kullandık. Laparoskopi (karın içine ışıklı boru yerleştirerek) yaklaşık 20 olguda bakırlı rahim içi araçları çıkardıktan sonra, operasyonda  içerdeki rahim içi araca bağlı yapışıklıkların zorlukları nedeniyle ,sonraki 20 olguda da kasık bölgesinden küçücük bir kesi ile karın içindeki rahim içi araçları daha kolay çıkardık. (Bu operasyon yöntemi dünyada sadece bizim kliniğimizde uygulandı) Bu operasyonlarda karşılaştığımız en ilginç olayda, ince barsak içinde tespit ettiğimiz rahim içi aracı, ayni zamanda genel cerrahi uzmanı olan Doç. Dr. Yusuf Yıldırımla birlikte 2-3 cm lik minilaporotomi kesi yerinden çıkarmamız oldu. Deneyimlerimizi , ulusal ve uluslar arası kongrelerde paylaştık.
 
Çalışmalarımız olumlu sonuçlar vermeye devam ediyordu. SSK nın tüm Türkiye’deki 7 eğitim merkezinden biri olmuştuk. Arkadaşlarımızla birlikte eğitim programlarına katılarak ,eğitici olarak yetkilendirilerek,sertifikalandırıldık. SSK ve Sağlık bakanlığı hastaneleri birleştikten sonra da aile planlaması  eğitim merkezi olarak hizmetlerimiz sağlık müdür muavinimiz Dr. Neşe Nohutçu ,Dr. İlkay Koç  ve diğer  arkadaşlarımızın desteğiyle devam etti. Sağlık bakanlığımızın eğitim programları dahilinde ülkemizin değişik bölgelerinden gelen doktor, ebe ve hemşire arkadaşlarımızı 3 -4 hafta süren teorik ve pratik eğitimlere alıyor, başarılı olanlara sağlık bakanlığımız onaylı sertifikalarını veriyorduk. Böylece yüzlerce doktor, hemşire ve ebe arkadaşımızı, aile planlaması danışmanlığı ve rahim içi araç uygulaması konusunda eğittik. Jinekolog arkadaşları minilaparotomi ile kanal bağlama tekniği konusunda,pratisyen doktor arkadaşların bazılarını da elle vakum aspirasyonu tekniği ile kürtaj konusunda eğiterek sertifikalandırdık.Ege üniversitesinden gelen intörn doktor ve sağlık meslek yüksek okullarından gelen hemşire kardeşlerimizin ,eğitim programlarımıza katılmalarını sağladık. Hastanemizde ve diğer hastanelerde doktor, hemşire ve personel arkadaşlarımıza hizmet içi eğitimler ve seminerler verdik.
 
 Toplum için eğitim programları ve seminerler organize ettik, fabrikalar, okullar, belediyeler, dernekler, sivil ve askeri kuruluşlarda eğitim toplantıları, seminerler düzenledik. Torbalı Opel fabrikasında işçilerin çoğunun katıldığı bir öğle saati seminerinde konuşmam uzayınca o gün bir otomobilin daha az üretildiğini öğrendik.
 
Aile Planlaması kliniğimiz, hastanemiz büyütülüp ek binaya taşınınca değerli Prof. Dr. Nurettin Demir’in desteğiyle geniş bir alana sahip oldu. Artık kliniğimizin kendi ameliyathanesi, eğitim salonu, danışmanlık ve rahim içi araç uygulama alanı, kürtaj uygulama ve dinlenme odası poliklinik odası vardı.Hastane hurda bölümünden çıkardığımız eski bir ultrasonografimiz de olmuştu. Sevgili Dr. Nilgün Kırcalı’ nın başında olduğu dönemde , AVSC projesinin desteğiyle, kliniğimizin mobilyaları ve ameliyathane donanımı sağlanmış oldu. Mavi rengi sevdiğim için, jest yapılarak mavi mobilyalar alınmış olması itiraf edeyim beni çok sevindirmişti. Geniş bekleme salonumuza koyduğumuz televizyona , fotoğrafçılık konusunda kendini geliştirmeye çalışan, ebe Ayşegül Dönmezin fotoğrafları ve gebelikten korunma yöntemleriyle ilgili bilgileri, bilgisayarda bir film yapma programında birleştirdim  ve bekleyenlere aile planlaması eğitimi için kendi filmimi oluşturdum. Bu film ile bekleme salonunda her gün bir saat üzerinde süren görsel ve işitsel sunum, çalışma ortamımızı güzelleştirmişti.
 
 SSK Genel müdürlüğünde bizimle yoğun işbirliği içinde çalışan, dostça yaklaşımları ile bizleri motive eden değerli Dr. Gökhan Yıldırımkaya ve Biyolog Füsun Velioğlu Özdemir, bize ve tüm aile planlaması eğitim merkezlerine bilgisayarla gelişmiş bir hasta kayıt programı oluşturdular. Bize başvuranların; yaş, eğitim, çocuk, düşük ve ölü doğum sayılarını, ne zaman ve ne kadar çocuk istediklerini, şimdi ve önceden hangi gebelikten korunma yöntemi seçtiklerini, muayene bulgularını, hangi sorunlarla ne kadar sık kontrole geldiklerini, kısaca on binlerce kartta doldurduğumuz bilgileri artık rahatlıkla kaydedebiliyor, hangi eğitim gruplarının hangi yöntemi seçtiği, genç veya ileri yaştaki kadınların yöntemlerde hangi sorunlarla karşılaştığını, doğum, düşük sayısının etkisini ve bize başvuran kadın popülasyonu hakkında daha yüzlerce demografik bilgiyi anında değerlendirebiliyorduk.
SSK eğitim merkezleri ile d
e coşkulu, yoğun iletişimlerimiz devam ediyordu. Değişik illerde aile planlaması, istatistik, epidemiyoloji  kalite geliştirme konularını içeren eğitim programlarına , proje çalışmalarına katıldık. Bilimsel çalışmalarda,kongre bildirilerinde tatlı bir yarış içinde olduğumuz,bilgi ve deneyimlerinden her zaman yararlandığım  Ankara Etlik Doğumevi Aile Planlaması Eğitim Merkezi sorumlusu değerli dostum Doç. Dr. Berna Dilbaz ve ekibini,İstanbul’dan Dr. Oktay Ataman,Dr.Türkan Türkay ve ekiplerini, Diyarbakır eğitim merkezinde aile planlaması hizmetlerini tek başına özveriyle götüren sevgili dostumuz  ebe Leyla Dinçer’i ve diğer eğitim merkezlerinden arkadaşlarımızı tanıma fırsatı buldum. Toplantılarda  başta, Konak doğumevi  ve aile planlaması eğitim merkezinde sevgili   Dr .Dilek Akşit Ünver, Dr. Gül Ünlüsoy Ertem  olmak üzere ,Sağlık Bakanlığının birçok ilde özveriyle çalışan elemanlarını  tanıma fırsatım oldu. Konak Doğumevi eski başhekimi , aile planlamasının duayeni değerli ağabeyim Op. Dr. Üzeyir Kırca’nın kulvarında olmaktan onur duydum. Birlikte çalıştığımız projelerde Haydarpaşa Numuneden Doç. Dr. Işık Gönenç,  Doç. Dr. Zeynep Tuzcular Vural ,Sağlık Bakanlığından Dr. Emel Özdemir  ve projelerden Dr. Nuriye Ortaylı ,  Dr. Levent Çağatay, Arzum Akbulut, Tunga Tüzer, John Pile  gibi değerli arkadaşları tanımış oldum.
 
Modern gebelikten korunma yöntemleri konusunda da deneyim kazanmış ve kliniğimize başvuranlara  geniş bir yelpazede gebelikten korunma yöntemi  seçeneklerini  sunmaya başlamıştık. Danışmanlıklarımızda premenstruel sendrom(adet öncesi göğüste gerginlik, sinirlilik),akne ve sivilce yakınmaları olan olgulara drospirenone içeren Yazz ve Yasmin gibi doğum kontrol haplarını, aşırı adet kanaması olan olgulara hormon içeren rahim içi aracı(Mirena),vajinal kuruluk yakınmaları olan ve gebelikten korunmak isteyenlere vajinal halkaları (Nuvaring)seçenek olarak sunmaya başladık
Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Meslek Yüksek Okulundan değerli arkadaşımız Doç. Dr. Birsen Saydamın kliniğimizdeki tez çalışmasında; yüzden fazla olguya İmplanon (ön kola cilt altına yerleştirilen üç yıl gebelikten koruyan sadece progesteron içeren çubuk) uygulanması için başvuranlara verdiği özverili, titiz ve sevecen danışmanlık hepimizi etkilemişti. Sadece progesteron içeren gebelikten korunma  yöntemleri , yani İmplanon, hormonlu rahim içi araç(Mirena),üç aylık enjeksiyon(DMPA),sadece progesteron içeren doğum kontrol hapı (Cerazette) kullananlarda kanama düzensizlikleri ve adet gecikmelerinin yaygın görülebileceğini ,bu durumun çoğunlukla normal olduğunu ve bu nedenle yöntemi bırakmamak gerektiğini  verilen danışmanlıklarda vurgulanması önemliydi. Birsen hanımın danışmanlığı olumlu sonuç vermişti ve İmplanonla gebelikten korunma  yöntemini, üç yıldan önce bahsettiğimiz yakınmalar nedeniyle terk eden kadın sayısı çok azdı.
 
Deneyimli ve özverili hemşirelerimizin, yöntemi başlarken verdikleri ayrıntılı danışmanlık sayesinde, kliniğimizde uygulanan binin üzerinde hormonlu rahim içi aracı taşıyan kadınların büyük çoğunluğu  yöntemi 5 yıllık gebelikten koruyuculuk süresi boyunca kullandılar
Vazektomi (erkekte kanalların bağlanması) seçeneğini  ve bu konuda gereken danışmanlığı , gebelikten  koruyucu yöntem danışmanlıklarımıza eklemiştik.Tepecik hastanesi  üroloji kliniği şefi değerli dostumuz Op. Dr. Ferruh Zorlu  desteğinde , değerli arkadaşımız Dr. Bakiye Tuncay ,ayrıntılı bireysel danışmanlık verdikten sonra non scalpel vazektomi (kansız,bıçaksız ameliyat)tekniğiyle  ilimizde 3000 civarında erkeğe bu operasyonu gerçekleştirmişti.
 
Burada danışmanlığın önemiyle ilgili ilginç bir olaydan bahsetmek isterim. Kendisine üç ay önce vazektomi uygulanan bir erkek heyecan ve öfkeyle ,kliğimize bir buçuk aylık gebe olan eşini getirdi. Eşinin vazektomiden hemen sonra hamile kaldığı anlaşılıyordu. Ancak hepimiz danışmanlık verirken, vazektomi sonrası erkeklerin kanallarda kalan spermlerin (erkek tohum hücrelerinin) atılmasını beklemek amacıyla ilk 20 cinsel beraberlik veya iki ay süreyle ek korunma yöntemi uygulaması gerektiğini anlatıyorduk. Ancak burada ilginç (!) bir yanlış anlaşılma olmuştu. Erkek ,iki ay süreyle korunmamış,  bundan sonra da  yıllarca korunması gerektiğini  düşünmüştü.O anda  ‘’Ne söylediğimiz değil, karşımızdakinin ne anladığı önemlidir.’’sözünün önemini hatırladım.
 
Gebelikten korunma yöntemleri konusunda danışmanlık verirken, yöntemlerin kimlere uygun olup, kimlere uygun olmayacağıyla ilgili Dünya Sağlık örgütünün(DSÖ) 1996 dan itibaren yaklaşık 3 yılda bir güncellenen ‘’Kontraseptif uygunluk ölçütleri’’nden yararlandık.Güncellenen bu ölçütlerle; varisleri olanların ,troid hastalarının,aşırı kiloluların doğum kontrol haplarını güvenle kullanabileceğini artık biliyorduk. DSÖ ; doğumdan hemen sonra,sezaryende ve kürtaj anında rahim içi araçların uygulanabileceği konusunda ölçütler oluştururken de , değerli arkadaşımız Doç .Dr. Berna Dilbazın çalışmasından da yararlanmıştı.Bizde hastanemizde; 4000 civarında vajinal doğumdan hemen sonra,1000 civarında sezaryende ,on binlerce rahim içi aracı da kliniğimizdeki kürtajlardan hemen sonra uygulamıştık.
 
 Kendi kendimize yetmiyorduk. Sadece aile planlamasına değil, üreme sağlığının diğer konularına el attık. Adolesanlara (ergenlere) eğitim amacıyla birçok okulda seminerler verdik. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusuna eğitimlerimizde ağırlık verdik. Genital akıntıları ayrıntılı değerlendirerek , mikroskopla gözlediğimiz verileri toplamaya başladık.
 
Rahim ağzı kanseri erken tanısı konusunda tarama programı oluşturduk. Ülkemizde yaklaşık 20 yıl önce rutin olarak her kadından smear alan ilk klinik olduk. İstanbul da ki birinci jinekolojik onkoloji kongresinde ilk aldığımız 4000 smearin değerlendirme sonuçlarını sunarak poster ödülü aldık.
Birkaç pratisyen doktor, birkaç hemşireyle çalışan kliniğimizin ilkleri burada bitmiyordu. Rahim ağzını büyüterek değerlendiren, hastanemizde atıl duran kolposkopi aygıtını kliniğimize taşıdık. Kolposkopi uygulamayı öğrettiğim pratisyen doktor arkadaşlarımla birlikte, binlerce kolposkopi uygulaması gerçekleştirdik. Kolposkopi  ve  rahim ağzı kanseri öncü lezyonları ile ilgili binden fazla olguyu içeren çalışmaları kongrelerde ülkemizde ilk olarak sunan klinik olduk..
 
Değerli arkadaşımız Doç. Dr Murat İnal’ın organize ettiği ; HumanPapillom virusu(HPV) ile ilgili ülkemizdeki geniş kapsamlı ilk tarama çalışmasında, aile planlaması kliniği hemşirelerimiz binden fazla kadından örnek aldılar. Yıllar önceki bu çalışmada bile kadınların %2 sinde HPV türleri saptamıştık. Çalışma ulusal ve uluslar arası kongrelerde sunuldu, saygın tıp dergilerinde yerini aldı.
Ülkemizin bazı  üniversitelerindeki arkadaşlarımızla da ortak bilimsel çalışmalarımız oldu. Kahraman Maraş tan Prof. Dr. Gürkan Kıran’la çalışmamız uluslararası literatürde bolca kaynak olarak gösterildi. Manisa’dan Prof. Dr. Sevinç İnan’la birlikte çalışmamız, Slovenya’daki birinci uluslar arası ESC(Avrupa gebelikten korunma birliği) kongresinde dereceye girdi. Kliniğimiz çalışmalarından derlediğimiz , 50000 olguyu içeren demografik çalışma da dereceye girenler arasındaydı. Her iki çalışmayı İngilizce sözel olarak sunmak için beklerken çok heyecanlanmış ve tuvalete koşturmak zorunda kalmıştım. Binlerce kişilik salona döndüğümde anonsu duyduğumda ,kürsüye doğru hızla ilerlerken Tarkan gibi   ’’ Çişim gelmişti ‘’ sözlerim duyulmuş, salon kahkahadan kırılmıştı. Artık kendimizi yurt dışında da tanıtmayı başarmıştık!
 
İki yılda bir düzenlenen ESC kongresinin ülkemizde de gerçekleştirilmesi için genel kurulda yapılan oylama öncesi kongreye katılan arkadaşlarımızın yoğun propagandası sonucu,  ESC kongresinin   4 yıl sonra İstanbul da olmasını sağladık. Bunu,çalışmalarımızda her zaman destek olan üreme sağlığı duayenlerinden Osmangazi Üniversitesinden değerli hocam, ağabeyim, Prof. Dr. Sinan Özalp, ülkemizde de iki yılda bir düzenlenen Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması kongrelerini ilk gerçekleştiren Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Haldun Güner ve Prof.Dr. Bülent Traş’ın  destekleriyle  sağladık.
 
Birkaç pratisyen, birkaç hemşire arkadaşımla birlikte gece yarılarına kadar çalışıyor, aile planlaması konusunu ilgilendirebilecek, ülkemizde ve uluslararası tüm kongre ve seminerlere, eski teknoloji bilgisayar ve yazıcılarla, yüzlerce poster ve bildiri hazırlıyor, onlarca da ödül alıyorduk. Burada çalışmalarımızın, istatistiklerinde, çevirilerinde bize destek olan, düzeyli bilimsel yaklaşımı ile bazı çalışmalarımızı uluslararası dergi ve platformlara taşımamıza yardımcı olan değerli dostum, kardeşim Doç. Dr. Yusuf Yıldırıma da teşekkürü borç biliyorum.
Ulusal ve uluslararası bildiri ve yayın yapma işinden daha da ileri giderek, üreme sağlığı konusunda bilginin ve hizmetin yaygılaşmasını sağlamak amacıyla projeler hazırlamaya karar verdik. Ebe Ayşegül Dönmezin önerisi ve emeği karşılığını buldu.’’ Başvuran kişilerin özelliklerine göre uygun korunma yöntemlerini  seçmek için bilgisayar programı geliştirilmesi  projesi’’ine, İzmir il sağlık müdürlüğü desteğiyle başladık. Dünya Sağlık Örgütü proje destek yarışmasına gönderdiğimiz proje için aldığımız yanıt; ’’Kaynaklarımızı gelişme düzeyi daha az olan ülkelere aktaracağız’’ oldu ve proje ödülleri Myanmar’a  gitti.
 
Çalışmalarımıza ve projelere dernekler ve üniversitelerle işbirliği içinde devam ediyorduk. Üreme sağlığı ve aile planlaması derneğinin projelerinde ve seminerlerinde yer almaktan ve dernek başkanı sayın Emel Acarı, Bornova Belediyesinden Dr. Doğan Demiri tanımaktan onur duyduk. Ayni derneğin değerli kurucuları ve yöneticileri Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Meslek Yüksek Okulu öğretim görevlileri Doç. Dr. Esin Ceber , Doç. Dr. Birsen Saydam, Doç. Dr. Neriman Soğukpınar ve öğretim görevlisi Mahide Demirelöz’le birlikte seminer, proje ve eğitim programlarına katıldık.Ebe Ayşegül Dönmez Ege Üniversitesi hemşirelik fakültesinden Gül Karacan Ertemle birlikte dergilere yayınlar sundu.Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik fakültesinin bölüm başkan değerli dostumuz  Prof. Dr. Hülya Okumuş ve Doç .Dr. Merlinda Alus Tokat’ın  organizasyonuyla  hemşirelik  fakültesi öğrencilerine ‘’Gebelikten korunma yöntemleri ve pratik uygulamalar’’ konusunda eğitim  verdim.
Kadının statüsüyle ilgili bir kongrede ebe Ayşegül Dönmezin ;kliniğimizdeki 50000 olgunun, yaş, eğitim, doğum yaşı ve sayısı gibi yıllara göre değişen demografik değerlerinin, Diyarbakır’dan ebe Leyla Dinçer’in 30000 olgusuyla karşılaştırdığı bildiri, ülkemizin doğu ve batısında kadının statüsü ile ilgili değişimler konusunda çarpıcı bilgiler veriyordu. Doğu da son on yılda kadının eğitim düzeyi düşüyor, ancak doğum sayısı ve 40 yaş üstünde ve dördün üzerinde doğum sayısı artıyordu.
 
Türk Jinekoloji ve Obstetri Derneği (TJOD)İzmir Şubesinin aylık toplantılarında gebelikten korunma yöntemlerinde güncel gelişmeler konusunda birkaç seminer verdim. TJOD genel başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtilin üreme sağlığını ve bizim çalışmalarımızı desteklemesinden onur duyduk.
Üreme sağlığına gönülden destekleyen değerli dostumuz Gazi Üniversitesi nden Prof. Dr. Onur Karabacak’ın organize ettiği proje çalışmalarına katıldık ve daveti üzerine Gazi Üniversitesinde ‘’Ülkemizde doğum kontrol hapı kullanma sanatı ‘’konusunda seminer verdim.
Burada Prof. Dr. Ayşe Akın hocamızın başında bulunduğu , Başkent Ünİversitesi’ nden  Dr. Nihal Bilgili Aykut ve Sare Mıhçıokur’un derlediği , 4ülkede 16 merkezde ayni anda uygulanan Medikal Abortus(ilaçlı düşük )projesinde, ebe Ayşegül Dönmezin zirvedeki bireysel danışmanlık tekniği ve özverili izlemi sayesinde, 130 dan fazla kadında  8 haftaya kadar istenmeyen gebelikler, mifepriston ve mizoprostol haplarını kullanarak,kürtaj gerekmeden sonlanmış oldu.Çalışma grubumuzda, ilaçları kullandıktan sonra düşük kanaması başlayınca, panikleyerek kendilerine cerrahi kürtaj uygulatan iki olgunun da hemşire olması düşündürücüydü.
 
Bana eşlik eden ,birkaç pratisyen doktor ve birkaç hemşire arkadaşımın özverili çalışmalarıyla 5 yıl içinde hızla büyüyen  , aile planlaması kliniğimiz, bilgi ve deneyimlerini bilimsel ve sosyal ortamlarda da yoğun bir şekilde paylaşmış ve kendini kabul ettirmişti. Diğer SSK eğitim merkezileriyle birlikte kalite geliştirme konusunda eğitimlere katıldık. Hizmet sunumumuzda kaliteyi geliştirmek için 5 Proje hazırladık. Projelerde hastanede çalışanlar ve yönetim kadrosunda olanlarla ayrı ayrı toplantılar yapıyor, katılanlara küçük plaketler armağan ediyorduk.
 1997de başhekimlikten ayrılıp hastanemizde klinik şefi olarak görevini sürdüren sayın Prof. Dr. Nurettin Demir’e de kliniğimizin kurulmasına büyük destek olduğu için vefa borcumuzu unutmadık ve aile planlaması kliniğimiz eğitim odasında yaptığımız küçük bir toplantıda kendisine bir plaket verdik.
 
 Ertesi gün, önceden  başhekimliğe bağlı olarak çalışan kliniğimizin, sorumlusu olarak,başhekim muavini değerli ağabeyim Op. Dr. İsa Özelmas’ ın görevlendirildiğini öğrendik. Kendisiyle karşılıklı hoşgörü ve uyumla yıllarca çalıştık. SSK ve Sağlık Bakanlığı birleştikten sonra, kendisi kliniğin idari sorumlusu, bende eğitim sorumlusu olarak görevlerimize devam ettik.16.Eylül 2011 de, ben tam gün yasası gereği emekli olunca, kendisi tek başına bayrağı taşımaya devam etti. Konak doğumevi ile birleşen hastanemizin ortak başhekimi olan sayın Prof. Dr. Abdullah Taşyurt önerisi ile, aile planlaması kliniğimizin büyük bölümünü, Konak doğumevine taşıyarak iki kliniğin hizmetlerini   birleştirdi.  Ege doğumevinde de kliniğimiz hemşireleri tarafından ,sorumlu uzmanlar denetiminde rahim içi araç uygulamaları ve diğer aile planlaması danışmanlık hizmetlerinin devam edeceği belirtildi. Yirmi yıldan sonra Ege Doğumevi binası bünyesinde tekrar küçülen aile planlaması kliniğimizde hizmet sunumuna özveriyle devam edecek olan,  değerli hemşire arkadaşlarım Nevin Canbulat, Ümmü Şanlı, Fatma Demircan ve Umut Arayıcıya ve onlara destek olan başhemşire muavini Yenigül Kızılateş’e başarılar diliyorum. Konak Doğumevi binasında aile planlaması ve üreme sağlığı hizmetlerini sürdürecek dostlarıma en iyi dileklerimi sunuyorum.
 
 Aile planlaması kliniğimize destek olan, hastanemizdeki şeflerimiz Prof. Dr. Abdullah Taşyurt (başhekimimiz), Doç. Dr. Yusuf Yıldırım, Doç. Dr. Cüneyt Taner , Op. Dr. Şivekar Tinar başta olmak üzere, şef muavini, uzman, asistan ve hemşirelerimize, kliniğimizde birlikte zevkle çalıştığımız aile hekimliği asistanlarına ve başta değerli dostum sayın Nurkan Pektaş olmak üzere tüm hastane personelimize teşekkürü borç biliyorum.
20 yıl çok hızlı geçti. Bu sürede aile planlaması kliniğimizde 500.000 civarında başvuranın muayenesi, 40000 civarında rahim içi araç uygulanması, 40000 civarında istenmeyen gebelikler için rahim tahliyesi(kürtaj )ve kürtaj sonrası gebelikten korunma yöntemi konusunda kadının ve birlikte başvuran eşlerinin eğitimi,3000 üzerinde minilaparatomi ile kadında kanalların bağlanması, 3000 üzerinde vazektomi konusunda bireysel danışmanlık ,on binlerce gebe ve lohusanın doğum sonrası yöntemler konusunda eğitimi gerçekleştirildi. Gebelikten korunma yöntemleri seçiminde’’ altın standart ‘’olan ve her başvuran için yeterli zaman ayrılması gereken, ayrıntılı bireysel danışmanlık kliniğimizde yıllarca uygulandı.
İnsan sevgisi ve bilimsel yaklaşım, hizmetlerimizin sunumunda temel unsur oldu. Üreme sağlığının anlamı ve önemini bilen ve konuya duyarlı davranan herkese saygılarımı sunuyorum.

Yorumlar (1)
  • Ümmü Özkaya

    Ümmü Özkaya

    Ne güzel anlatmışsınız...Aile planlaması candır.Ben de 1990 yılında Ağrı da pratisyenlik yaparken (ria ve d/c eğitimi almıştım) köylerde ilkokul sıralarında günde 100 tane spiral takardım..

    25 Mayıs 2021 00:00
YORUM YAZ
Arşiv