Adı Slow, Lezzet: İnanılmaz

  • 0
  • 3.024
Yazı Boyutu:

Uzun zamandan beri böylesi lezzetli ürünler yememiştim doğrusu.
 
Bana o lezzetlerin yerini haber verdiği için sevgili tekstilci İş kadını dostum Nilgün Fidan’a teşekkür borçluyum…
 
İlk hafta sonu gitmeyi başaramayınca birkaç hafta ertelemiş, sonra da 3 saatlik bir uykunun ardından da olsa Nilgün’ün rehberliğiyle soluğu Seferihisar yolu üzerinde, adını da yine yavaş şehirden alan 16 dönümlük bir alandaki Sloow Saloon’da almıştık…


 
Ulamış köyüne dönüşü sağlayan kavşağın hemen sağında büyüleyici, minik bir köy havasındaki Slow Saloon; 500 metrekarelik, tamamen ahşap, büyük balkonlu, çift katlı kapalı alan yanısıra, üzeri hasırlarla kaplı çardakları, çocuklara yönelik oyun alanları, yayılan atlar, mekana gelenlerin kucaklarında gezen yavru köpekler, yetişkin köpekler, normal atlar, Sedland Pony atlar, eşek ve daha bir çok şey, gözümü almıştı bir anda…
 
Soyadlarına yakışır bir yüzle, Mekan sahipleri Özden ve Özgür Güler karşıladı bizi.
 
Ahşabın her şeyiyle hakim olduğu zemininden trabzanına, merdivenine ahşap hakimdi.
 
Mimari projesinin yanısıra binanın yapımını da kendileri gerçekleştiren Güler kardeşlerin sanat gösterisi olan geniş balkondaki masalara buyur edilmemizin ardından görevliler masayı donatmaya başladı…
 
Masa donatılmaya başladıkça gözlerimin de büyüdüğünü hissediyordum.
 
Siyah, yeşil ve kalamata zeytinleri, tulum, teneke peynirleri, domates- biber dilimleri ve saymakta zorlandığım reçel çeşitleri masaya yağmaya başladı adeta.
 
Portakal kabuğu, acıbiber, ceviz, incir, enginar, domates, karadut, gül, şeftali ve satsuma reçelleri geldi.
 
Salçası geldi, tereyağı, balı, kaymağı, sigara böreği geldi.
Üstüne üstlük bir de meyveli ekmek ve sade ekmek geldi masaya.
 
Sucuklu yumurta dedik, seramik tavada geldi. Nasıl bir lezzet anlatamam. 
 
Kendi yaratıları bir patlıcanlı, domatesli-peynirli böreği var ki anlatılır gibi değil.
 
Bu börek müşteri yoğunluğuna göre hazırlanıp anında sunuluyor. 
 
Sevgili dostlar, bir tüyo geldi ve "Tortu" istedik...
 
Tortu ne? Diyebilirsiniz.
 
Tortu; inek sağıldığında üzerinde oluşan kaymak alınarak biriktiriliyor.
 
Sonra da; yumurtalı, ekmek içi, makarnalı vebenzerleriyle pişirilerek, dikkat edilmez se parmakların da yenilebileceği bir lezzet oluyor…

(Not: Kendilerinin buluşu da denilebilecek Tortu’yu istemeyi ve yemeyi sakın unutmayın…)
 
Çayınızı kahvenizi, kendileri tarafından hazırlanan ve kahvaltı üzerine içilebilen meyve suyunuzu içerek, sohbetinizi yaparken çocuklarınız rahatlıkla bahçedeki köpekleri veya şirinlik abidesi yavrularını sevebilir, usta eğitimci- Veteriner Asistanı- hayvansever- çocuklara at ve hayvan sevgisini aşılamayı kendine görev edinmiş olan İpek Ok’un Sedland Pony atlarına binebilir ama koşulu var: Ok’un atlarına binebilmek için önce atla yakınlaşacak ve dostluk kuracak, yaşına ve boyuna uygun olan atın kaşağısını yapacak, kaşıyacak, tırnak temizliği yapacak, eğerini koşacak ki emeğinin sonrasında ata binebilsin ve gezebilisin. Kısacası eğitmen eşliğinde ata binmeyi öğrensin…

 
Ok’taki enerjiyi farkederek atlar ve çocuk eğitimi için 2 dönüm yer açan Güler Kardeşler’in ilerleyen süreçteki hedefi ise at eğitimi ile ilgili ayırdıkları alanı kademe kademe daha da modernleştirmek.
 
Çok kısa birsüre içinde projesini hazırladıkları alana atlarla tanışma, eğerleme, padok ve uyku bölümü ile doğumhane’yi yapacaklar.

(Araya Bir not daha sıkıştırarak İpek Ok’u da tanımanızı istiyorum.Türkiye’de doğan, Münih’te büyüyen, Ausgburg’ta yaşayan İpek Ok, 12 yıl köpek oteli, barınak işletti. 120 dönüm üzerinde kurulu hayvan pansiyonunda otizmli, bedensel engellilere eğitim verdi.
 
Görme engellilere, kas engellilere yönelik eğitimler verdi.  Bir süre Ankara’dayaşayan Ok, 2,5 yıl önce İzmir’e, Seferihisar’a geldi.  Veteriner asistanlığı yapmış olan Ok,  7 tane sokak köpeği, 17 tane sokak kedisine bakıyor. 8’i Sedland Pony olmak üzere 10 atı, 1 eşeği, 1 de katırı bulunuyor.)

Ülkemizdeki trafik cahilliğini aşmak için de harekete geçen Güler kardeşlerin, çocukların trafik kurallarına uyumun öğretileceği eğitim alanlarının projesi de hazır.

Bu arada unutmadan küçük notlar aktarayım bilginiz olsun:
Slow Saloon’da saat 16.00 sonrasında etini, balığını getirenler, ödeyecekleri küçük bir bedel karşılığında 5 çeşit meze ve mangal hizmeti alabiliyor.
 
400 Kişiye aynı anda hizmet verilebiliyor. Güler’lerin deyimi ile söyleyenin hayalini gerçekleştiriyorlar.

Ürünlerinin organik sertifikası bulunuyor.

En büyük amaçlarından biri ise yöresel lezzetleri koruma olan Güler kardeşler, kendilerinin üretmediği salça, kuru meyve, tarhana, erişte gibi ürünleri Ulamış  köylüsünden alarak ekonomilerine de katkı koyuyorlar.
 
Bu ürünlerden bir bölümünü isteyen müşteri satın alabiliyor.

Bu arada talep gelmesi halinde kurulacağı alanda ahşap ev ile ilgili proje üretip, bulunduğu olması istenilen alanda üretimini yapıyorlar.


Bir de ne yapıyorlar biliyormusunuz?
Kahvaltı ve normal zamanlarda yayın yaptıkları müzik Youtube’deki“ Slowsaloon” sayfalarında, kendi hazırladıkları şarkılardan, 16.00’dan sonra çaldıkları müzik ise yine Youtube’deki Piyiz adlı altındaki sayfalarından…
 
 
 
Özden Güler(Sağda) uzun yıllar tekstil ve turizmle uğraştıktan sonra çiftçi, mobilyacı kardeşi Özgür ile birlikte kendilerini daha da mutlu edeceğine inandıkları işi yapmak üzere yola çıktıklarından hayat arkadaşları, yol arkadaşları Nil Güler ve Tulu(Soldan ikinci) yanlarındaydı. Slow Saloon'u inşaa ederken olanca zevklerini ortaya koyan, ahşabı inanılmaz bir biçinde yoğun kullanan iki kardeş üretimin o yanında yer alırken, elti Güler'ler ise mutfakta ve dikiş ile ilgili alanlarda eşlerini destekliyor. Hayvan dostu Güler'ler hayallerinin bir bölümünü de olsa yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorlar.

Bize de ellerine, ayaklarına, gözlerine, beyinlerine sağlık demek düşen Güler ailesinin mekanları için kullandıkları sloganları ise bir başka hoş ve güzel:

YORUM YAZ
Arşiv