Mançurya Dedikleri

  • 0
  • 2.289
Yazı Boyutu:

Belediye otobüsüyle geleceksem;  makine ve techizatımın içinde yer aldığı çantam sırtımda, dizüstü bilgisayarım da elimde olduğu için hem kişileri rahatsız etmeme, hem de zorlanmama adına  otobüste yolcu yoğun değilse en arka kapıya, kalabalık sa adına ön kapının girişindeki boşluğa konuşlanırım çoğu zaman…

Geçtiğimiz günlerde 63 Nolu Bornova otobüsüyle Alsancak’a daha doğrusu Mermer Fuarı’na gelmeye çalışıyorum. Baktım yolcu yoğunluğu var, hemen ön kapıdaki yere geçtim…

Yolu seyrediyorum ama bu arada da kullandığı aracı kendisinden sonraki meslektaşına devreden ile otobüsü kullanan sürücü arasındaki konuşmaya önce kulak misafiri, sonra da muhabbete dahil oluyorum…

Mançurya diye bir semtten bahsediyor mesaisi biten arkadaş...

 Sonra öğreniyorum ki arkadaşın arkadaşları arasında Mançurya olarak nitelenen semt Çaymahalle’nin yukarılarındaki bölge.
(Mançurya Doğu Asya'da Çin'in kuzey doğusundaki bir bölge..)
Bu semtte çok iyi insanların da bulunduğunu anlatan mesaisi biten sürücü semtte bulunan kötülerin onlara da zararının dokunduğunu da söylemeyi unutmuyor...

Sürücü soruyor, diğeri cevaplıyor, söyleşiyorlar…

Arkadaş, geçen akşam otobüsleri zor kaçırdık...

Şerefsizler normal zamanda otobüsü kullanıyor, canı sıkılınca ise taşlıyor. Var mı böyle bir şey? Baktık ki taşlanacağız, otobüsleri zor kaçırdık hasarsız olarak…

İnsan bu kadar hain olabilir mi? Adam otobüs duraklarındaki ışıklı panolara bir şişe çıkıyor, o güzelim camlar tuz buz...

Bazı eski yöneticilerin takdir edilecek niteliklere sahip olduğunu da söylemeyi unutmayan mesaisi biten sürücü devam ediyor: Güzeltepe’de yıllar önce bir otobüsün taşlanması üzerine mahalleye ceza kesen müdür, bir hafta otobüs yollamadı. Kurunun yanı sıra biraz biraz yaş ta yandı. Mahalle çok zorlandı. Muhtarlar, halk geldi- gitti, yalvar yakar ödün vermedi. Ne zaman ki gördüklerin de arkalarını dönüp gidilmeyeceği, gerekirse karşılık verileceği, polise haber verileceği sözü alındı, otobüsler çalışmaya başladı ve bir daha o semtte o tip şeyler yaşanmadı…

Aslında otobüs taşlanan semte bir hafta otobüs verme, bak nasıl kuzu oluyorlar…
(Aslında buna hak vermiyor da değilim. Çünkü böyle bir hareket insanları sessiz kalarak seyretmenin zararını gördüklerinde silkinip üzerindeki ölü toprağından kurtularak harekete geçirebilir diye düşünüyorum... )

Sohbet devam ediyor:

Sürücü: Tamam mı? Bu gün başka yok değil mi?

Yolcu sürücü: Tamam birader. Hemen gidip eve kapanacağım. Giderken belki iki bira alırım, ya da rakım var evde iki kader koyar, internette dolaşırım. Artık evden hiçbir yere çıkmıyorum. 

S: Valla haklısın. Ben de aynı. Görev bittiği an ben de evde alıyorum soluğu. Yeteri kadar geriliyoruz. Bıktık artık böyle insan yüzü görmekten..

Bu arada otobüsün önündeki ve yanlardaki yönlendirme yazılarını okumak yerine kafasını kapıdan uzatıp aracın kendi gideceği yere gidip gitmediğini soran, efendi görünümlü karacahillere ben müdahele ediyorum: Gider ya da Gitmez diye…

Ben söylenmeye başlayınca ayaktaki sürücü uyardı: Aman hocam sus. İçerden bir öküz çıkıp, "sen şoförün avukatı mısın?" der.  Destekçisi de hemen çıkar.. Bizim yüzümüzden kavga etme. Taşıdığımız insanların çoğuna göre biz sürücüler hiçbir şekilde haklı değiliz…

Cahil, yol bilmeyene tarif etmekten yorulmuyoruz. Bizi yoran kıyafetiyle ve elindeki çantasıyla otobüsün önü ve yanındaki levhaları okumak yerini kafasını uzatıp soru soran modern görünümlü kara cahiller. Bak, bindiğinden beri en az 10 kişiye bizim yerimize sen cevap verdin…
Düşünsene günde kaç bin insan taşıyoruz. Her seferde inanın 50- 60 kişi soruyor levhaları okumak yerine. Bu sayı gidişi gelişi 20 sefer yapsan 1200 kişiye yaklaşıyor. Cahil, okur yazar olmayan eyvallah. Sonuçta biz de insanız...
Bizi yoran kültürlü görünen ve “Sora Sora Bağdat bulunur” u kendine ilke edinenler. Bir de adama;  "yazıyor, neden okumuyorsun" gibi bir cevap versen uf uf uf…
Cevap verirsem ağzımızın eskimesi bir yana, 3,4 bin lira maaş alıp hizmette kusur etmemize kadar neler neler söyleniyor bir bilsen...

İki yada üç çalımın ardından cep telefonu ile görüşen bir yolcu ile sohbetin konusunu otobüsteki cep telefonu kullanımına geliyor…

Sürücüler ikaz  etmekten, ikaz ederken de kavga etmekten bazen kurtulurken, bazen de davranışların çirkinleşmesi, insanların duyarsızlığı ve saygısızlığı karşısında şikayetçiliğine hak vermemem elde değil yaşayan biri olarak…

Defalarca telefon kullanan insanları uyardığımda otobüste insanların haklılığını takdir edip yanında olmaması bir yana, orada yokmuş gibi davranması çok kötü bir şey..
Oysa, susarken susarken bir gün sıra kendisine geldiğinde de herkesin orda yokmuş gibi davrandığında görecek ama neyse. Tecrübelerim sonunda ben de ikazdan vaz geçmenin doğru olduğuna karar vermiştim zaten....
İnsanımız üzerindeki bir ölü toprağını atmak mı istemiyor yoksa biri tarafından itelenmekten mi hoşlanıyor anlayamıyorum…

Oysa otobüslerin üzerine takılacak ve düşük boyutlardaki rakamlara mal olan sinyal bozuculardan takılsa, ne sürücü ne de yolcu kuralları hiçe sayan insanlarla yüz yüze gelmez…

<><><><> 

Kısa bir Emlak İlanı:
Geçen gün bir emlak ofisinden elektronik posta geldi.

Kordon’da satılık bir ev ilanıydı…

Sildikten sonra bir anda son satırı anımsadım ve silinmiş maillerden geri çağırdım..

Bir an boş bulunup silmiştim ama silinmemesi gereken bir mail di bu…

Çünkü bu mail Kordon’daki işletmecilerle evi Kordon’da bulunan İzmirliler’i ve Kordon’da ki mekanları kullananları çok yakından ilgilendiriyordu…

Birinci Kordon’da 3 oda bir salon satılık daire diye başlayan ve daha büyük puntolarla devam eden ilan bana çok ilginç geldi…
“Bar ve benzeri işletme üzeri değildir”

Yorumu Kordon’daki işletmelerin yöneticilerine ve her fırsatta belediyeyi suçlayan  “Kordon İşadamları Derneği”nin değerli başkanının değerlendirmelerine bırakıyorum…

YORUM YAZ