Nereye Kadar Özgürlük

  • 0
  • 706
Yazı Boyutu:

Yaşanılan haftanın yorgunluğu atabileceğimiz bir Pazar günümüz var ama o fırsatı size verirlerse?

Sünnet düğünü olur, sünnet çocuğu gezdirilir. Davul zurnaya eyvallah, ne amaca hizmet ediyorsa araçların hepsi birden korna çalar...
 
Gelin damat düğünden çıkar ve onlarca araba ve onlarca korna deli gibi bağırır...
 
Neden?
 
Çünkü otomobilin önünde isimlerinin de var olduğu kocaman bir çiçek buketi,  Arkasında ise "Evlendik Mutluyuz"..
 
İyi, kabul de Allah mesut etsin ama benim tanımadığım Ayşe ile Osman'ın evlendiğini bana niye duyurmaya çalışıyorlar ki...
 
İlgilendirmek zorunda...
 
Tanı ya da tanıma beynini itinayla halledecekler gecenin 01.00'de olsa...
 
Neden?
 
Çünkü özgürlüğün sınırı yok....
 

Mahalle aralarında veya kır bahçelerinde yapılan düğünlerde havai fişek atılır. Yangın tehlikesi kimsenin umurunda olmaz…
 
Ha! bir yer yanarsa da sadece üzülürüz....
 
 
Davul zurna ya da orkestra tutulur ebeveynin bütçesine göre...
 
Üç veya dört sokak ötede tanımadığım bir çocuk sünnet olacak ve küçük beyin erkekliğe adım atması beni de ilgilendirmek zorunda...
 
Düğünün bir veya iki gün öncesi Gelinin evinin önünde kına gecesi yapılacaktır....
 
Bazen bir akşam, bazen iki güne yayılan gürültü yumağı yaşatır ve bu yaygara, bu gürültü hafta sonları, insanların yorgunluk atacağı günlere getirilir…
 
Bunun adı Özgürlüktük ve bu özgürlüğün sınırı yoktur…
 
 
***
 
Hava inanılmaz sıcak...

Bunalmamak için iki seçeneğiniz var. Ya evin içinde klimayı açarak serinletmeye çalışarak oturacaksınız,  ya da hafif te olsa esen rüzgar eşliğinde balkonda…

Ama, özgürlüğün uyulması zorunlu kılınmış bir sınırı olmayınca hadi gel de otur balkonda….

Çeşme’de gerçekleşen işleri yazmanın, fotoğraflarını hazırlamanın verdiği yorgunluk üzerimde…
 
Bahçede geçirdiğim  birkaç saatten sonra kendimi balkona atmışım hem dinleneyim, hem de yarım bıraktığım diğer işlerimi tamamlayayım derdindeyim…

Bayraklı Osmangazi Mahallesi’ndeki evime birkaç sokak ötede düğüne hazırlanan orkestranın provası başladı önce, sonra da düğün…
 
Aktif müzisyenliği bırakmış ta olsam bu işkence fazlaydı bana…

Sesi alabildiğince açmış, mikrofonu yutmuş bir müzisyen müsveddesi “detone”nin dibine vuruyor…

Yazın ortasındayız ama inanılmaz bir duyarsızlık hakim…
 
Bir parti havai fişek atıldı, kesmedi.  Mikrofondaki kişiyi kesmedi “Daha istedi.  Bir parti daha atıldı.
 
Bilgisayarın yanına ses sistemini koyarak sesi açıyorum ki  tacizci sesten kısmen kurtulayım ve dikkatimi işime vereyim diye...

“Sabır” dileye dileye gecenin yarısına geldik ve işkence bitti. İşkencenin finişi : “Mevlana Servisi kalkıyor…  
 
***

Sayın İzmir Valisi Mustafa Toprak, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sayın İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve Sayın Hasan Karabağ’ın da aralarında bulunduğu tüm yöneticilere çağrıda bulunuyorum…

Gelin el ele verin ve şu kentteki sorunların bir bölümü olan bu sorunu bitirin. 
 
Kentte yaşamanın ve özgürlüğün bir bedeli olduğunu  gösterin ve insanların haftada bir ya da bir buçuk günlük dinlencesini bunlara zebil ettirmeyin lütfen…

YORUM YAZ