Yazı Boyutu:
Badem Restoran öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Kent Mutfağı” projesi düzenlenen kokteyl ile tanıtıldı. Konuklara İzmir Mutfağı’nın onlarca örneğinin sunulduğu etkinlikte Gazeteci Nedim Atilla, İzmir Levanten Mutfağı ve Kültürü konulu konuşmasıyla etkinliğe renk kattı.

.jpg)
Dökmeoğlu, “Çok ilgi çekti ve uzun yıllar sürdü. Burada, yani Badem Restoran’da da zaten İzmir mutfağı ile ilgili şeyler yapıyorum hatta yediğiniz ürünlerin hepsi İzmir mutfağı ile alakalı. Kokteylleri de artık Fransız mutfağından şuradan buradan şeylerle ilişkilendirmiyoruz direkt kendi mutfağımızdan çok lezzetli ürünlerinin yer aldığı kokteylleri yapıyoruz. Oluşturduğumuz proje için hazırladığımız küçücük mutfakta hemen her hafta bir İzmir mutfağı ürünü yapacağız ve yaptığımız ürünleri de kayıt altına alacağız. Tabii ki Nedim ağabey’de desteğini esirgemeyecek” dedi.
ÇOK BÜYÜK BİR MİRASIN ÜZERİNDE OTURUYORUZ
Slowfood hareketinin Türkiye’deki kurucularından, Chaîne des Rôtisseurs başkan yardımcısı, Gazeteci Nedim Atilla ise İzmir mutfağının kökenini tarihte mi?, coğrafyada mı? sosyolojik dokuda mı aramak lazım? sorularının cevabının kolay verilen şeyler olmadığını, ancak çok büyük bir mirasın üzerinde oturduğumuzu söyledi.
Atilla, “bundan birkaç zaman önce biliyorsunuz Paleolitik mutfak ortaya çıktı. Bizim evlerimizde mutfakta o Paleolitik izler hala yaşıyor. Göbeklitepe‘den başlayarak bütün neolitik hayatın izlerine ulaşan fikirler ortaya atıldı ve yaşıyor. Dünyanın bilinen en eski zeytinyağı üretimi burada. Bundan daha eskisi var mı şu anda bilmiyoruz ama en eskisi Urla’da. Dünyanın en eski şarap üretimi de bu coğrafyada. Sonra bakıyoruz Çok ciddi bir Roma mutfağı örneklerini görüyoruz” dedi.

Nedim Atilla, Umut Kaya
Mesleğinin gazetecilik olmasına karşın mutfağın hep bilimsel araştırma taraflarında olduğunu ve master eğitiminin sanat tarihi ve iletişim sosyolojisi olduğunu ve bunların hepsinin içinde mutfak olması nedeniyle işin bilimsel yanına da bakma şansı olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “İzmir’deki zengin mirasın içinde herhalde günlerce anlatılacak hikayeler var.. İzmir mutfağının temelinde göç çok belirgin. 1490 larda 1500 lerde 1510’lardan ilk gelen Seferadlar, 17. yüzyılda gelmeye başlayan Levantenler, Osmanlı’nın küçülmesiyle beraber Balkan göçleri, ardından Mübadele, Sonra Amerikalılar. İzmir mutfağında da etkisi çok olmuştur Amerikalılar’ın. Cinciro diye gelen içecek Cincibir gazozu olmuş. Cincibir, Sunalko içen var mı aranızda?
Sonra Kürtler geldi, Mardinliler geldi İzmir’e. Onlarla beraber bir şeyler geldi. Türkiye’ye İzmir midyesi diye Mardinli arkadaşlarımızın yaydığı kültür belirdi. Nasıl oldu? Hayatlarında midye görmemiş insanlar da nasıl oldu da İzmir midyesininin mimarı oldu. Son zamanda da Suriyeli mutfağı açılıyor İzmir’de.”
Nedim Atilla’nın sunumunun ardından Deniz Levreği Şef Umut Kaya tarafından pişirilerek ikram edildi.










Ahmet Hakan
İzmir ve mutfağının tanıtımı adına kıymetli bilgiler paylaşılmış, emeği geçen herkese teşekkürler.