Otizme karşı doğru dil kullanımı saygının anahtarı

Ege Üniversitesinin yürütücülüğünde tamamlanan kapsamlı bir araştırma, otizm spektrumundaki bireyler için kullanılan dile odaklanarak, bu alanda konuşurken hangi kelimelerin seçilmesi gerektiğini bilimsel verilerle ortaya koydu.

  • 0
  • 16
Otizme karşı doğru dil kullanımı saygının anahtarı
© bizimizmir.net
Yazı Boyutu:

Ege Üniversitesinde (EÜ), otizm spektrumundaki bireylere yönelik kullanılan dil tercihlerini mercek altına alan önemli bir bilimsel çalışmaya imza atıldı. EÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezen Köse yürütücülüğünde ve farklı üniversitelerden bilim insanlarının da desteği ile yürütülen araştırma, Türkiye’deki otizm topluluğunun sesi olmayı hedefleyerek otizm spektrumunda yer alan bireyleri tanımlarken tercih edilen terminolojiyi haritalandırdı. Toplam 951 katılımcının yer aldığı çalışma, otizm farkındalığında toplumsal kabul açısından doğru dil kullanımının önemini vurguladı.

 

Kapsamlı katılım ve bilimsel metodoloji

Çalışması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sezen Köse, “Türkiye’de otizme yönelik dil tercihlerini inceleyen bu geniş katılımlı araştırma; otizm spektrumundaki 42 yetişkin birey, 783 bakım veren ve bu alanda çalışan 126 profesyonel olmak üzere toplam 951 kişinin katılımıyla tamamlandı. Araştırma, kullanılan kelimelerin sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda bireyin kendilik tanımını destekleyen ve toplumdaki önyargıları kıran birer enstrüman olduğunu vurguluyor. Elde edilen bulgular, uluslararası literatürdeki eğilimlerin aksine, Türkiye’nin kültürel yapısına özgü dil tercihlerinin öne çıktığını gösteriyor” dedi.


“Otistik ifadesi olumsuz karşılanıyor”

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından birinin, uluslararası alanda yaygın olarak kullanılan "otistik" teriminin Türkiye'de kabul görmemesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Köse “Verilerimize göre bu ifade; yetişkinlerin yüzde 52,4'ü, bakım verenlerin yüzde 89,9'u ve profesyonellerin yüzde 82,5'i tarafından olumsuz olarak değerlendirildi. Bu durumun temelinde ‘otistik’ kelimesinin Türkiye'deki kültürel yapıda olumsuz bir damgalanma mirası taşıması ve kimlik öncelikli dilin henüz beklenen kabulü görmemesi yattığını öngörüyoruz” diye konuştu.
 

Betimleyici ve tanı odaklı dil tercih ediliyor

Çalışmanın, Türkiye’deki bireylerin ve uzmanların daha çok betimleyici ve tanıya referans veren ifadeleri benimsediğini ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Köse, “Katılımcıların büyük çoğunluğu; ‘otizm spektrumunda’, ‘otizm tanılı’ ve ‘otizm spektrum bozukluğu tanılı’ gibi ifadelerin kullanımını daha kapsayıcı ve saygılı bulduklarını ifade etti. Bu bulgular, Türkçenin dinamiklerine ve toplumsal hassasiyetlere uygun bir dil geliştirilmesinin, otizmli bireylerin toplumsal kabulünü artıracağına işaret ediyor” dedi.

Seçilen her kelimenin toplumsal kabul ve saygının anahtarı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Köse, “Araştırma sonuçlarımıza göre doğru dil kullanımı, damgalanmayla mücadelede en etkili araçlardan biridir. Otizm topluluğunun dil tercihlerine yönelik farkındalığın artırılması, daha yaşanabilir ve kapsayıcı bir toplum inşa etmek için vazgeçilmez bir adımdır” diye konuştu

YORUM YAZ
Diğer Haberler

Okullara sosyal alan desteği

Bağımlılıkla mücadelede eğitim okuldan başlıyor

Yaşlılıkta sağlıklı yaşamın sırları uzmanlarca anlatıldı

EÜ’de yapay zeka dönemi başlıyor

EÜ Hemşirelik Fakültesinde akreditasyon coşkusu

Karşıyakalı öğrencilere kariyer desteği

2022-09-24-1664012764330-banner.jpg