YUKARI

Başarımızın Sırrı Takım Çalışması

Kadınların ve gençlerin girişimcilik potansiyellerini açığa çıkarmayı, girişimcilik ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı ve girişimci bireylere çalışma olanakları sağlamayı hedefleyerek bir grup arkadaşıyla LİYAKAT - Lider Yaratıcı Katılımcılar Derneği’ni kuran Berkay Eskinazi, durup dinlenmeden, ekip arkadaşlarını da rüzgarına katarak toplumun ilerlemesine, derneğin gelişmesine, dernek içi ve dışı iletişimin artırılmasına yönelik çalışmalarını, projelerin, organizasyonların planlanması ve gerçekleştirilmesini sürdürüyor.
Başarımızın Sırrı Takım Çalışması
04 Nisan 2021 0 yorum 882

İzmir’de doğan, ilkokul, ortaokul ve liseyi Bergama’da bitirerek İzmir’de iş hayatına atılan, bir yandan üniversitede gece bölümünde eczacılık okurken bir yandan da çalışan, ailesine yük olmadan okul masraflarını kazandığı para ile karşılayan Eskinazi, çalışkan bir iş insanı olmasının yanı sıra lider kişiliğe sahip olmasıyla da sayfalarımızda sıkça yerini aldı.
Bizimizmir: Sevgili Eskinazi bundan sonrası sizde. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Berkay Eskinazi: İzmir doğumluyum. Annem Bergamalı, babam Konyalı, ben İzmir'de büyüdüm. Babamın işi dolayısıyla belli bir süre Bergama'daydım. İlkokul, ortaokul ve liseyi Bergama'da bitirdim. Bir süre İzmir'de Karşıyaka Kız Lisesi'nde de okudum ama okulu Bergama'da bitirdim. Liseyi bitirdiğim yıl İzmir'e geldim ve o ilkyazdan itibaren iş hayatına başladım. Üniversite hayatım ve çalışma hayatımın başlangıcı ile kariyerim, kişisel gelişimim, hayat mücadelem başlamış, o günlerden bu günlere gelmiştir.

B: Erkek egemenliğinin hakim olduğu bir ortamda kadın olmak, Lider olmak ve Berkay Eskinazi olmak nasıl bir şey?

BE: Hayat, inişlerle çıkışlarla dolu uzun bir yolculuk. Kolay olmadı elbette. Her zaman hırslı ve çalışkan birisi oldum. Her yaş döneminde kendime hedeflediğim bir şeylerim mutlaka olurdu. O hedeflere ulaşmak adına da amansız bir mücadele verirdim. Sürekli öğrenen, yenilikçi, cesur, dürüst, güvenilir, çalışkan, sahiplenici bir yapım var. Tüm bunlar beni ben yapan değerler.

B:Türkiye’de dernekçilik oldukça zor. Liyakat Derneği’nin sırrı ekip kaynaklı mıdır?

BE: İki kelime ile özetlemek gerekirse bizim başarımızın sırrı: takım çalışması. Her zaman, her platformda belirttiğimiz gibi ‘’ben değil biz’’ diyen bir dernek olarak projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Üyelerimiz, komitelerimiz, komite başkanlarımız ve Yönetim Kurulu üyelerimiz kendi yetenekleri ve ilgi alanları doğrultusunda, her projemizde yer almaya, küçük büyük demeden farklı görevler yürütmeye çok çaba harcıyorlar. Şu anda projeler derneği olarak anılıyorsak, proje lider ve ekiplerinin bunda büyük payı var. Çünkü aynı anda bir kaç projenin eşzamanlı yürütüldüğü dönemlerimiz oluyor. Ekiplerimiz çok çalışıyorlar. Ayrıca sadece projenin gözle görünen kısmı değil arka planında da yürütülmesi gereken pek çok operasyonel iş var. Bizler işte tüm bu akışı, sanki kurumsal bir şirket yönetiyormuşçasına sürdürebildiğimiz için başarılarımız kaçınılmaz oluyor diye düşünüyorum.

B:Liyakat Derneği gönüllülük çatısı altında toplanmış bireylerden oluşuyor. Bu çatı altında sizlerle birlikte olmak isteyen gönüllüler ne yapmalı? Size nasıl üye olmalılar?

BE: Çalışmalarımızdaki şeffaflık, liyakat duygusu ve azmimizin takdir ediliyor olması ve bizimle birlikte yürümek isteyen insanların varlığı derneğimiz adına çok büyük bir önem taşıyor. Her şeyden öte elbette ailemizi büyütmeye devam etmek istiyoruz. Yolculuğumuzda bizimle aynı heyecanı ve amacı taşıyacak, proje ve organizasyonlarımızda girişimcilerimizin destekçisi olacak, gönüllülük esasıyla ve toplum faydası için bizlerle yol arkadaşlığı yapacak herkese açığız. info@liyakat.org.tr adresine mail atmaları ya da www.liyakat.org.tr adresindeki iletişim formunu doldurmaları yeterli. Bizler bu gönüllü çatımız sayesinde girişimcilerimizle  yalnız yürümediğimizi biliyoruz. Üyelerimizin derneğimize katkıları, değerli fikirleri ve girişimleri bizler için çok önemli.

B:Boş zamanlarınız kalıyor mu kendinize? Kalıyorsa nasıl değerlendirirsiniz? Sanatsal ya da sporsal bir şeyler yapar mısınız?

BE: Kendime ve aileme ayırılmış zamanlarım her zaman vardır. Sanat’la çok ilgiliyim. Düşünme, algılama yetilerimi açık tuttuğuna, duygusal yanlarımı harekete geçirdiğine şahitlik ediyorum. Aynı zamanda spor da vazgeçilmezlerim arasında. Her gün mutlaka spora ayrılmış bir saat aralığım vardır.

Sıra 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığımız sorulara geldi.

B:Toplumsal Hayatta Kadının Yeri? İle başlayalım.

BE: Bir toplumun, bir ülkenin uygar bir düzeye gelmesi için, o toplumda eşitlik olması şarttır. Çünkü eşitlik ilkesi, modern bir hukuk devletinin en önemli argümanlarından biridir. Günümüz Türkiyesi’ nden hareketle toplumsal hayatta kadının eşitsizlik, kimliksizlik, sosyal hak yoksunluğu gibi ana sorunları var ve bunların köklü çözümünü, kuşkusuz sosyokültürel yapı ve onu temsil eden sosyal kurumlar getirebilir. Biyolojik, ruhsal ve toplumsal bütünlüğü teminat altına almak zorunda olan devletin ve dolayısıyla hükümetlerin, kadın politikasının üzerinde hassasiyetle durmaları gerekir. Çözüm noktasında en büyük sorumluluğun sahibi yönetimlerdir. Ancak günümüz şartları altında yönetim mekanizmasının Türk kadınının sorunlarına kısa sürede çözüm bulması oldukça zordur. Dünyada kadın hareketinin eşzamanlı olarak hız kazanması ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte kadınlar da büyük dijital girişimlerde ve ticari girişimlerde yerini aldı. Topluluklar, holdingler ve sermaye grupları kadını ön plana alan yaklaşımlarıyla dünya ticaretinde giderek kadının toplumsal rollerini değiştirecek adımlar atıyorlar. Sadece kentlerde değil köy ve kasabalarda da kadınlar kendi yeteneklerini ve ürettikleri ürünleri dijital ortamda pazarlayarak dijital pazarda aktif rol almaya başladılar. Köy kadınlarının doğal ürünleri ve samimi yaklaşımları tüketiciler nezdinde büyük sempati yaratırken, metropollerde iş dünyasının önde gelen şirketleri ve kuruluşları bu projelere maddi manevi destekleriyle bu kadınların kitlesel, toplumunda kolektif gelişimine katkıda bulunuyorlar.

B:Eğitimde fırsat eşitliği?

BE: Bildiğiniz gibi sosyal devletin bir gerekliliği olan eğitimde fırsat eşitliği, Milli Eğitim Kanunlarında da yer almaktadır. Ancak bu konu, önünde duran farklı etkenleri ile tek tek ve özenle incelenmesi gereken bir konudur. Ülkemizde bulunan ekonomik, coğrafi ve bireysel etkiler bu eşitliliği bozuyor. Eğitimde fırsat eşitliği demenin, toplumda da eşitlik demek olduğunu unutmamalıyız. Nitelikli okul öncesi eğitime her çocuğun erişebilmesi, kamu harcamalarının ‘önce eğitim’ diyerek ele alınması ve hedeflenecek kitlenin yoksul aileler olması temelinde geliştirilecek çalışmalarla bu durumun bir kader olmaktan kurtarılabileceğini düşünüyorum.

B:Siyasette Kadının Yeri?

BE: Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'de kadınlara özgürlük alanı yaratırken, bu hakların, ancak kendilerinin sahip çıkarlarsa anlam kazanacağını da biliyordu. Gelecekte kadınların siyasette, iş hayatında, sivil toplumun içindeki yönetim becerileri ile dünyaya yön vereceklerini hayal ediyordu. Bugün kadınlarımız üretkenlikleri, yetenekleri ve girişimci ruhlarıyla hızla dünyaya açılıyor . Mücadeleleriyle başarılara imza atıyor, pek çok kadına liderlik ediyor, ilham veriyorlar. Ancak daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahibiz. TBM’deki milletvekili sayımız 585.Bunun yalnızca 101 kişisi kadın. Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kullanarak meclise girmesinin 86.yılını kutladığımız 2021 yılı için bu rakam çok çok düşük. İlk evela siyasetteki kadınlarımızın sayısı artırılmalı..
 
B:Çalışan Kadınlar- Kadın girişimciliği?

BE: Yatırım yapılması gereken en önemli iki unsurun, gençler ve nüfusun yüzde neredeyse % 50' sini kapsayan kadınlar olduğuna inanarak, öncü 11 gönüllü ile, 2010 yılında yola koyulmuştuk Bugün gönüllü sayımız 100leri aştı. Yıllardır aynı görüşü savunuyor gençlere ve özellikle kadınlarımıza çok güveniyoruz. Gelecek, onların azmi, çalışkanlığı ve vizyoner bakış açıları ile şekillenecek.

B:Çocuk Gelinler sözü kulağınıza nasıl geliyor?

BE:  Tek kelimeyle iğrenç... Bu konunun toplumumuzun kanayan yaralarından birisi olduğunu düşünüyorum Bütünü ile ortadan kaldırılabilmesi için eğitim seviyesinin ve bireysel farkındalıkların artırılması, hukuki kurallardaki çelişkilerin düzenlenmesi ve yasakların topluma güçlü şekilde hissettirilmesi gerekiyor. Özellikle de ataerkil yapıyla mücadele edilmesi bu konuda yapılması gereken yegane girişimlerden birisi..

B:Kadına Taciz, Şiddet, Kadın Cinayetleri ile ilgili düşünceleriniz nedir?

BE: Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin verileri özellikle kadın sivil toplum örgütlerinin çabasıyla tutulmaya çalışılan istatistiklerden öğreniyoruz. Halbuki bunlar çözüme dönük sosyal politikaların üretilmesi için bilinmesi gereken rakamlar. Türkiye’de kadınları şiddetten koruyabilecek yasalar var. Bu yasal haklar kadınların uzun süredir yürüttükleri örgütlü mücadele sonucunda kazanıldı. Ancak geçen yıl son 10 yılın en yüksek sayısına ulaştığı görülen kadın cinayeti sayısındaki artış, mevcut yasaların varlığının Türkiye’de kadın cinayetlerini azaltmadığını, bir başka ifadeyle mevcut yasaların Türkiye’de kadınları koruyamadığını gösteriyor. Şiddetten caydırıcı olabilmek için büyük suçlara büyük cezalar değil, küçük suçlara etkili cezalar politikasının uygulanması lazım. Türk Ceza Kanunu’ nda yapılacak caydırıcı değişikliklere ihtiyaç var. Kadının ötekileştirilmediği, hor görülmediği, taciz edilmediği, katledilmediği, özgürce yaşayabildiği, hak ve hukukuna sahip olabildiği politikalarla kurulan bir düzende sağlıklı kadınlar sağlıklı nesiller yetiştirecektir.
 

YORUMLAR

Bu haber için henüz yorum yapılamış.

YORUM YAZ


BENZER HABERLER

Röportaj 0 yorum

Bence de “SANATA EVET”

14 Nisan 2021 238 kere okundu

Yıllardır türkülerini büyük bir keyifle dinlediğimiz Ünlü türkücü Sümer Ezgü de, İstanbul’un keşmekeşinden kaçan sanatçılardan [...]

Röportaj 0 yorum

Her yerde o var

12 Nisan 2021 401 kere okundu

Koltuğunun altında bir değil, birden çok  karpuzu düşürmeden taşıyan, kendisini müzisyen, şarkıcı, artist, atık savaşçısı, çevre aktivisti, youtuber, [...]

Röportaj 0 yorum

Onun Altın Portakalı var

11 Nisan 2021 474 kere okundu

57.Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Fikret Reyhan'ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği “Çatlak” filminde oynayan tüm kadın oyuncular Ansamble* olarak [...]

Röportaj 0 yorum

İllede Sanat

11 Nisan 2021 568 kere okundu

Seba Uğurtan adından söz ettiren İzmirli ressamlardan biri. Anne tarafından İzmirli olan Uğurtan babasının mesleği nedeniyle Türkiye’yi dolaştı. 46 yıl önce babasının [...]

Röportaj 0 yorum

Bilim insanı, Anne, yarışçı

10 Nisan 2021 558 kere okundu

Bazen evde abi veya ablanın varoluşu içte varolan ateşi fitillemeye yeter de artar. Bunun bir örneği de İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri Birim [...]

Röportaj 0 yorum

Her 10 yılda bir dil...

08 Nisan 2021 787 kere okundu

O; Ege’li bir ailenin İzmirli çocuğu. Hem anne tarafında, hem de baba tarafında kuzenlerinin en büyüğü olduğu için her şeyi ilk yapan, ilk giyen, ilk oynayan, [...]

bizimizmir-2020-10-27-1603825796809-kaskaloglu.jpg

Reklam

1615310590924-1stireklam.jpg

Yazarlar

Mehmet Kurt

Aramıza Hoş Geldin Güzel Adam…

69 yazı

1

Dr. Hülya Yurttaş Pirinççi

Hayalleriniz Gerçekleriniz Olsun ...

26 yazı

2

Beslenme Ve Diyet Uzmanı Işın Sayın

Ramazan Da 2 Öğün, Aralıklı Oruç Diyeti De…

196 yazı

3

Serhan Şarman

Manisa Şehzadeler Ve Masal Park

5 yazı

4

Burcu Şakar

Oldu Mu Şimdi Murat!

7 yazı

5

Diğer Yazarlar

sinema

Arşiv

Reklam

1615311135318-1astireklam.jpg

Reklam

1615311102689-1astireklam.jpg